15

3.6K 415 294
                                        


hyunlix bölümü 🚨

hyunjin'in o mesajı gördüğü ve üzülüp gittiği günden bu yana sadece dört gün geçmişti. bu dört gün içerisinde ne felix'in yanına çok gitmiş ne de arkadaşlarıyla konuşur olmuştu. tek yaptığı şey, aklına dolan düşünceleri tartıp durmaktı.

changbin onu her gördüğünde başını çevirip yönünü değiştiriyor, chan ise eskisi gibi iletişim kurmuyordu. minho, tek yanında olan o'ydu. aralarında her zaman olaylara karışmayan, sessiz ve sakin arkadaşı.

bahçenin köşesinde, ağaca yaslanmış şekilde bir noktaya dalmış düşünüyordu. bakışlarının hedefi değişip yerini kalbini heyecanlandıran çilli aldığında, göz bebekleri onu görmenin etkisiyle titredi.

felix'e hissettiği duyguları önceden sadece acıma sanıyordu. changbin çillinin ödevine su döktüğünde, onun için ödevi yapıp gizlice koyması acıdığından değildi. kavga ettiği zaman kanayan kaşını gördüğünde sırasına ilaç bırakması da acıdığından değildi.

bunları anlaması için bazı kişilerden biraz uzak kalması yeterli olmuştu, onu seviyordu, ilk defa birisini sevdiğini hissediyordu.

ve şimdi karşısına geçip dikilen bedenin kolundan tutup kendisini sürüklemesine de izin veriyordu.

"nereye gidiyoruz?" sorduğu soru sadece felix'in hızını arttırmaya yetmişti.

okul binasına girip, spor salonunun olduğu kata geldiklerinde felix inmek yerine merdivenlerde durmuş, kollarından tutup bedenini duvara doğru ittirip bastırmıştı.

"neden üzgünsün?" meraklı gözlerle kendisini süzüyordu. "neden benden kaçıyorsun?" ard arda sorduğu sorular bakışlarını kaçırmasına neden oldu.

çenesini kavrayıp tekrar bakışlarını birleştiren elin sahibine istediğini verdi. konuşmak için dudaklarını aralayıp ıslattığında, felix'in bakışları bir saniyeliğine dudaklarına kaymıştı.

"üzgün değilim, senden de kaçmıyorum." çenesindeki elini geri çeken beden bu sefer kolunu yandan uzatıp duvara dayamış, hyunjin'i duvarla kendisi arasına almıştı.

çattığı kaşları o sevimli yüzü başka biri haline getiriyordu.

"o yüzden mi bahçede on dakika boyunca mal mal durup tek bir noktaya bakıyordun?" içinden izlendiği için sevinse de bunu belli etmedi.

"dalmışım, ne var bunda?"

"kantinde tam masana geliyordum kalkıp gittin, buna da daldım demezsin herhalde." bilerek gitmişti tabi ki.

"sadece yalnız kalmak istedim." bakışlarını tekrar kaçırdığında, felix sabır diler gibi nefes alıp vermişti.

duvara dayalı olan kolunu geri çekip sakin ses tonuyla konuşmaya başladı. "bak bana," tekrar çenesini tutup göz göze gelmelerini sağladı. "her şey düzelecek tamam mı? minho yanında, chan da yanında." sağ eli yanağına doğru çıktığında parmak uçlarıyla yumuşak teni okşamıştı. "changbin de yanlış yaptığını fark edecek, üzme artık kendini."

nazik dokunuşunun altında iyice küçülürken, hafiften dolmaya başlamış gözlerini kırpıştırdı.

"ağlıyor musun?" yanaklarında gezinen parmaklar gözünün üstünde yer edinmişti şimdi. kafasını olumsuz anlamda salladıktan sonra yüzünde gezinen parmakları tutmuş, küçük elleri kendi büyük elleri arasına almıştı.

tuttuğu elin üstünü okşarken, "özür dilerim, her şey için." diye mırıldandı. "sadece karşılıklı şekilde uğraşıyoruz sandım, sınırı aştığımızı fark etmedim, çok özür dilerim..."

felix çoktan affetse bile anlaşılan hyunjin'in kendisini affetmesi zaman alacaktı.

hyunjin hâlâ tuttuğu elin üstünü okşarken aynı zamanda gözünden akan yaşa engel olamamıştı. felix ise ellerini ayırmış, her akan gözyaşını tek tek silmeye devam etmişti.

ağlaması iç çekişlere dönerken felix hâlâ yanaklarını okşamaya devam ediyordu. "daha iyi misin?" kızarmış gözleri çillisinin irisleriyle birleşince başını sallamış ve burnunu çekmişti.

"ağlayınca çok çirkin oluyorsun"

"biliyorum" verdiği cevap yüzünden felix yanaklarını sertçe sıkmıştı. "acıdı!" elini hızlıca acısını geçirmek için yanağına çıkarmıştı lakin felix buna izin vermemiş, az önce sıktığı iki yanağı da hızlıca öpmüştü. hyunjin şimdi daha da beterdi.

"senin hakkında bir şey diyorsam tersini anla, tamam mı?" ağlayınca güzel mi oluyordu yani, kafası karışmıştı. "seni öpmek istemiyorum."

duyduğu şeye başta anlam veremese de anlayınca kalbi çıkacak gibi atmaya başlamıştı. bir şey demek için dudaklarını açıp kapatıyordu lakin diyemedi.

"seni sevmiyorum."

duyduğu şey ile gözbebekleri titrerken, iki elini de çilli yanaklara çıkartmış hafif eğilip şekilli dudağa kendi dolgun dudaklarını bastırmıştı. küçük bir öpücüktü, kalbi ise tersine büyük bir mutluluk içerisindeydi.

kısa öptüğü için felix gözünü devirmesine engel olamadı. hyunjin'i bu konularda daha atılgan sanıyordu. "hiç öpmeseydin daha iyiydi," elinden tuttuğu gibi peşinden sürükledi. merdivenlerden indiklerinde soyunma odasının kapısına hyunjin'i ittirmiş, hızlıca dudağına atılmıştı.

dolgun dudağı ıslak öpücüklere boğuyordu, dudağını aralaması için ısırdığında ise istediğini almasıyla dilini içeri yollamış, öpüşmeyi derinleştirmişti.

bir eli hyunjin'in belini kavrarken diğer eli kapının kulbundaydı. koridorda hocaya yakalanmamak adına soyunma odasının kapısını açarken, hyunjin geriye sendelemesin diye kolunu iyice beline sarıp kendine doğru çekmiş, kulbu indirip öptüğü bedeni içeri doğru adımlatmıştı.

ayrılmadan öpüşmelerine devam ederken, odadan gelen sesle ikisi de şişip kızarmış dudaklarıyla birbirinden ayrıldı.

"amına koyayım yedin çocuğu!"

____

cumartesi minsung gelecek dedim, haberini verdim ama daha cumartesi gelmeden unawares'in bu haftaki ikinci bölümü geldi?:!,!? kendime yuh diyorum

nasıldı beğendiniz mi bölümü??

bu arada hyunlix diye bölümü atlayanlar çok şey kaybeder DÜNYANIN EN İYİ SHİPİ FLN

tm benden artık iki hafta bölüm beklemeyin
(şaka mesajı)

cumartesi görüşürüz, minsung ficimde 🫠💗

unawares, jeongchan ✓Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin