Seçilenler Irkı

9 3 0
                                    


Yaratma çağının en parlak ve iyi dönemlerinden birisi Feo dünyasının yaratılışıdır. Feo dünyası Afet Tanrıları tarafından en çok sevilen dünyadır. Mirrou yıldızı ise Feo dünyasının aydınlatılması ve ısıtılması için yaratılmıştır. Feo'nun doğası, verimli topraklar, sık ormanlar ve tertemiz maviliklerle doludur. Kısacası Feo mükemmel bir dünyadır. İşte bu yüzden Tanrılar, Seçilenler ırkının yaşayacağı toprakları hiç düşünmeden Feo olarak belirlemişlerdir. Seçilenler ırkını diğer ırklardan üstün kılan bazı özellikler vardır. Bunların başında güç, zihin, akıl ve güzellik gelmektedir. Tanrıların çoğu böyle bir ırk yaratmak istiyordu. Bunun için çok emek harcadılar ve mesai yaptılar. Seçilenler ırkının atası ve yaratıcısı Bolihvar tanrısıdır. Fakat diğer birçok tanrı da bu ırkın yaratılmasında, gelişmesinde ve güzelleşmesinde emek harcamışlardır. Bu yüzden seçilenler ırkı diğer ırklara oranla birçok farklı avantaja sahiptir.

Seçilenler uzun boyludurlar. Sert, sağlam ve aynı zamanda zarif vücut yapısına sahiptirler. Görülmeyeni görebilme yetisine sahip olmalarının dışında oldukça zeki canlılardır. Ayrıca bilime eğilimlidirler. Büyüleri kısa zaman içinde öğrenip çok geçmeden bu büyüleri geliştiren ve kendi sembol ve lisanlarıyla uygulamaya alan yeteneklere sahiptirler. Böylece büyü çeşitlerini artırma konusunda en iyi ırk oldular. Tanrıların onlara neden Seçilenler ismini verdiklerini anlamak hiç de zor değildir. Tanrılar, Seçilenler yaratıldıktan sonra onları Feo dünyasına gönderdiler. Feo dünyasının verimli doğası, temiz havası ve masmavi suları ancak Seçilenlere layık olabilirdi. Seçilenler Feo'nun doğasından faydalanıyor, ayrıca aldıklarından fazlasını doğaya geri kazandırıyorlardı. Gece gündüz demeden çalışan Seçilenler ırkı aynı zamanda Feo dünyasının doğasını ve canlılarını da koruyorlardı. Seçilenler içinse en önemli şey büyüydü. Seçilenler Feo dünyasının her köşesine kolayca ulaşıyorlardı ve beklenmedik yerlerden umulmadık büyü sembollerini ve güçlerini elde ediyorlardı. Seçilenler tarafından büyüler hakkında çok fazla sayıda kitap yazılmıştır. Kitaplar içinde çeşitli büyü tarifleri, ruh çağırma ayinleri, çeşitli madalyon ve artefakların kullanım yöntemleri ve daha birçok ilginç ve gizem dolu bilgiler vardı. Seçilenlerin büyüsel güçleri ve olanakları günden güne yükseliyordu. Doğa büyüleri, yaşam ve ölüm büyüleri onların hâkimiyeti altındaydı. Artık öyle bir zaman geldi ki Seçilenler kendi büyü artefaklarını ve sembollerini üretme kararı verdiler. Bolihvar'ın iznini alarak Seçilenler işin başına geçtiler.

Seçilenler, Dalgınlık Çayırı'nda kara doğa taşından Guuçar Mabedi'ni inşa ettiler. Dalgınlık Çayırı'nda bir gece içinde büyüyen kule göklere kadar uzandı. Guuçar Mabedi, Dalgınlık Çayırı'nın sahibi olduktan sonra hayvanlar, kuşlar ve tüm canlı varlıklar bölgeyi terk ettiler. Hiçbir şey bölgedeki ağır sessizliği bozmuyordu. Sadece Kara Gur kuşları gururlu bir şekilde Guuçar Mabedi'nin taşları üzerinde oturuyorlardı. Mabedin içi gece gibi karanlık ve soğuktu. Kocaman ve kara duvarların kapattığı salonun tam ortasında beyaz taşlardan yapılmış ve tapınağa benzeyen bir yapı duruyordu. Tapınağın derinliklerinden, gökyüzünden çıkan ilk yıldızların ışığını anımsatan hafif bir ışık sızıyordu. Bu yer gizem ve sır doluydu ve bunu hissettirmekte başarılıydı.

Üç senede bir, Mirrou yıldızı uzaklaştığında ve Feo dünyası hakikat gecesinin hâkimiyeti altında kaldığında Seçilenler Dalgınlık Çayırı'nda toplanıyordu. Feo dünyasının dört bir yanından gelen Seçilenler Dalgınlık Çayırı'na akın ediyorlardı. Dalgınlık Çayırı'na grup halinde yâda tek başına varan Seçilenler, çayırın her bir yanında yere serilerek yorgunluklarını atıyorlardı. Hakikat gecesi geldiğinde ise Seçilenler kendi ibadetlerini yapıp, dünyaya büyülü bir artefakt daha getiriyorlardı. Seçilenlerin her birisi kendine özgü özel yeteneklerle donanımlıydı. Bu yeteneklerini büyüsel güçlerde kullanmak konusunda uzman olan Seçilenler, ruhani güçleri maddesel nesnelere dönüştürüp evrene katkıda bulunmayı ibadet olarak görüyorlardı. Her geçen gün daha da gelişen Seçilenlerin büyüleri Guuçar Kalesinin güç ve ihtişamını artırmak için mabedin duvarları arasında yükselerek geziniyordu. Büyülerin sözlerini tekrar eden Seçilenlerin sesleri kale duvarları arasında yankı buluyor ve güçlenerek artıyordu. Tapınaktan çıkan ışık, büyü gelişmeye devam ettikçe artıyor ve belli bir süre sonra neredeyse tapınağın kendisi ışık kaynağı haline gelecek kadar parlıyordu. Guuçar Mabedi'nde Seçilenler tarafından birçok büyülü artefak geliştirmiştir. Bu artefaklardan bazıları uzun süre boyunca Feo dünyasında yaşayanların beyinlerini karıştırıyor, onları rahat bırakmıyor ve varlıkların kaderini değiştiriyorlar ya da baştan yazıyorlardı.

Tanrılar Kılıcı, Yıldırım Çekici, Korku Madalyonu, Afetler Asası, Ateş Değneği gibi nesneler Seçilenler tarafından üretilmiştir. Tanrılar, Seçilenler'in Feo dünyasını mükemmelliğin ötesine götürebileceğini gördüler. Bu yüzden Seçilenler'den evrene katkı yapmayı öğrenmeleri için Feo dünyasına yeni ırklar getirmeye karar verdiler. Böylece Seçilenler Feo dünyasını yeni komşularıyla paylaşmak zorunda kaldılar. Çok geçmeden Feo dünyasının verimli topraklarında Seçilenlerin dışında birçok ırk yaşamaya başladı. Feo dünyasında artık yeni bir çağ başlıyordu.

Efsane: Ejderhalar MirasıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin