[2]sabırsız

7 0 0
                                        

Dila koşarak Annesinin ellini tuttu ve ona bir şeyler anlatmaya başladı, Anlatığı şeyler yağmur hakındaydı.

Onun ne kadar tatlı ve kibar olduğunu anlatıyor, Annesini mutlu etmeye çalışıyordu. Annesi o akşam babasıyla tartışmıştı ama Dila onların aşık olduğunu düşünüyordu çünkü hep aşk filmleri izlemişti ve oradaki insanlar gibi olduklarını düşünmüştü Dila. Kötülük denen şeyin bir saçmalık olduğuna inanır ve iyilerin hep kazanacağını düşünürdü, Annesi kızına hayrandı bu konuda. Onun hayal gücünün çok geniş olması ve herkese karşı sevgi dolu olması onu sevme nedenlerinden sadece biriydi, Dila yaramaz bir çocuktu ama annesini üzülmesini istemediği için yaramazlık yapmaktanda vaz geçmişti. Herkesi güldürmeyi herkese kendimi sevdirmeye çalışırdı yanlış anlamayın o kendini ön planda istemiyordu o annesini mutlu etmek istiyordu..

Şimdi ise okula gidecek ve yine üzülecekti ama mutsuz değildi çünkü Ahmet abisini görecekti.

Ahmet'i sevmişti iyi biriydi, Dilaya yardım etmiş ve onunla oyun oynamıştı. Dila onu çok sevmişti ve Onunla tekrar konuşmak ve oynamak istiyordu bu yüzden hızlı bir şekilde hazırlanıp okula doğru yol almıştı, okula geldiğinde gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Ahmet abisi yerde ve onu tutan bir çocuk ona vurmaya hazırlanıyordu. Dilanın bütün vücudu titremişti, abisine vuran çocuk güldü ve yüzüne tükürdü. Bunu gören Dila sinirlendi ve elline bir taş aldı, çocuğun kafasına atıp bir yere saklandı. Dila çocuğun sinirlenip gittiğini görünce güldü ve abisinin yanına gitti. Abisi ona gülümsedi ve "o taşı sen attın değilmi?" Dedi. Dila ona kafasını salladı, abisi kıkırdadı ve Dilanın anına bir öpücük kondurdu. Dila bunun sonucunda abisine sıkıca sarıldı, abisi sevinip onu kendisine bastırdı ve kucağına aldı Dila gülerek "nereye?" Dedi abisi onu yanağından öptükten sonra "sen sınıfına ben sınıfıma prenses"dedi.

Dila dersi dikkatli bir şekilde dinliyordu, A, B, C demeyi öğreniyordu ama biliyorduda. Abisi ona öğretmişti, abisi ona bir çok şey öğretmişti ama hocayı dinlemek istiyor, onu sevebilmek için sebep bulmakta istiyor bunun için çabalıyordu. Dila pür dikkat dinlerken yağmur Bir tanesini anlamadığı için garip garip bakıyordu, Dila ona sorduğunda B yi anlamadığını söylemişti. Dila ona kısa bir şekilde B demeyi öğretecektiki öğretmen onları gördü ve Dilayı Tahtaya çıkardı ve " Çok biliyorsun galiba, bize bir cümle yazsana" Dedi. Dila'nın ayakları titriyordu ama yinede çıktı "bize A harfini yazsana" dedi ve elline bir kalem verdi. Dila be yazması gerektiğini biliyordu ama elleri kilitlenmiş ve sadece bit nokta koymuştu.

Herkes gülmeye başladı, Dila ne yapacaktı bilmiyordu. Ne yazmadı gerektiğini biliyordu, abisi öğretmişti. Cümle bile kurabilirdi ama Dila şu an korkuyordu ve hiç bir şey yazamıyordu. Dila gözlerini kapatı ve sesiz bir ortam düşündü ama yapamıyordu çok ses vardı. Bu onu korkutuyordu. Dila nefes alıp verdi ve bir A yazdır lavaboya gidebilirmiyim diye sordu. Öğretmeni büyük bir şalkınlıkla Dila'ya bakıyordu çünkü doğru yazmıştı.

Dila tekrar izin aldı "lütfen efendim, biliyorum beni sevmiyorsunuz ama lavobaya gitmem gerek" dedi Dila.

Öğretmeni kendisine gelip Dilanın elinden tutup lavobaya götürdü. Dila elini yüzünü yıkadı ve bir anda kusma isteği hisseti ve hemen klozete yöneldi ve kustu bunu gören öğretmen Dilanın yanına geldi ve ona baktı. Saçma bir ön yargı yüzünden kızı üzmüştü. Kısa saçları onu daha tatlı yapıyordu aslında bunu yeni fark etmişti ama şu an bunun için vakti yoktu. Dilanın ellinden tutup öğretmenler odasına götürdü ve masaya oturttu, nöbetçi öğrenciden bakkaldan bir şeyler alması için para verdi.

Dila sadece bakıyordu. Öğretmen yanına gelip özür diledi. Dila hiç bir şey demedi ve elleri ile oynamaya devam etti. O sırada odadan hocanın telefonunu almaya gelen Ahmet Dila yı gördü. Dila yı tanımıyor olsada ağrına gitmişti bu hali, yanına gidip ne olduğunu sordu. Dila abisine sarıldı ve bilmediğini sadece korktuğunu söyledi. İçeriye giren nöbetçi öğrenci Ahmet'i görünce iğrenir gibi oldu ama bozuntuya vermedi, öğretmene aldığı püsküğütü  (Böyle yazmasan intihar edebilirdim)
Meyve suyunu ve keki verdi, ardından hemen odadan çıktı. Dila abisine sıkıca sarılmıştı. Öğretmen Dila ve Ahmet'e bakıyordu, Ahmet'in durumunu biliyordu ve ondan iğreniyordu ama şu an bunun sırası değildi. Dila'ya yemesine yardım ettikten sonra Ahmet'e döndü, Ahmet hocasının telefonunu bulmaya çalışıyordu. Bulduğunda koşarak kapıya gitti ve "prenses eğer bir şey olursa yanıma gel" dedi ve odadan çıktı. Öğretmen kendinden utanmaya başlamıştı, saçları kısa olan kıza baktı. Yemeğini bitirmiş parmaklarıyla oynuyordu, öğretmen gülümsedi ve kendi kendine "ben bu küçüğe nasıl kıydım" dedi, yaptığı saçma şeyi fark etmişti bu da bir şeydi, değil mi?

Bu sıra zil çalmış ve öğrenciler hızlıca dışarı çıkmıştı, Dila ise eve gitmek üzere hazırlanıyordu. Ahmet koridorda rasgele gezerken küçük kızı gördü, ona doğru koştu ve "nereye prenses" dedi. Küçük kız cevabı geciktirmedi "eve" Ahmet bu cevapta. Tatmin olmuş gibi değildi, küçük kızın saçlarını karıştırarak "neden?" Diye sordu, küçük kızın gözlerini açtı ve "öğretmen dedi" Ahmet bunu bir yalan olduğunu anlayabilecek yaştaydı, dersleri boştu ve bu küçük kıza borçluydu,

"Benimle gelir misin?"

"Hı? Hığ hı"

Küçük kızın onayını aldıktan sonra kendisinin elini tutup dışarı çıktılar, Ahmet bu küçük kızı neden sevdiğini bilmiyordu ama, seviyordu işte. Onunla birlikte dolaştılar ve eğlendiler ki bir yere kadar devam etti,

"Ooo Ahmet naber"

"Furkan git başımdan yanımda çocuk var"

"Furkan git başımdan yanımda çocuk var"

Dila bu abiyi sabah görmüştü ve onu sevmemişti, bunu açık edercesine yüzüne iğrenerek bakıyordu, Furkan dilaya baktı ve "naber çocuk, adın ne?" Dedi, Dila abisine döndü izin almak için bakıyordu. Abisi kafasını yavaşça kafasını evet anlamında saladı, Dila kısık ama duyulabilir bir ses tonuyla "Dila.." dedi, Furkan gülümsedi ve "dila mı? İçten gönülden seven.." dila anlamamıştı, Furkan bunu farketmemiş olucaki açıklama yaptı "isminin anlamı, içten gönülden seven demek" Dila bir anda bu abiye ısınmıştı, yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. Abisi bunu görünce çok şaşırdı, zorbası olan çocuk küçük bir meleği güldüre bilecek kadar iyiydi.

"Ahmet, özür dilerim." Dedi kısık bir sesle Furkan, küçük kızın başını okşadı ve küçük bit öpücük kondurdu.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 24, 2023 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

YalancıBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin