~2~

32 10 13
                                    


Sabah erkenden dayak yemiş gibi hissederek kalkan lina, perdeyi araladı ve gün ışığının içeri dolmasına izin verdi. Odası pek büyük değildi genel olarak gül kurusu tonları hakimdi. Eskimiş beyaz medefeden çalışma masası, pencerenin önünde duruyordu. üzerindeki kitaplar düzenli bir şekilde yerleştirilmiş derli topluydu. Yatağı demir karyolaydı ve eski çağ havası veriyordu. Duvarda sade bir çerçevenin içinde aile resmi bulunuyordu. Resimde küçük kız kardeşi Nil, annesi ve kendi yer alıyordu. Babası bu karede yoktu çünkü küçükken trafik kazasında hayatını kaybetmişti.

     Yavaş yavaş hazırlanırken beyninde birden Naim beyin "sabah erkenden işinin başında ol" sözleri. Yankılandı. Üzerini telaşla giyip aynanın karşısına geçti. Üzerine geçirdiği siyah  bulüzü ve beyaz şortu vücüdünün kıvrımlarını ortaya çıkarıyordu. Kirpiklerine sürdüğü rimel ile gözlerinin mavisi daha da ortaya çıkmıştı. Askılıktan, içinde kamerasının bulunduğu çantasını aldı ve arkadaşının odasına yöneldi. Gayenin saçı başı birbirine girmiş derin uykusundaydı. "tabi rahat hanımefendi, benim gibi erkenden kalkmak zorunda değil." diye içinden hayıflandı.
   Ayakkabısını giyerken bir yandan da yiğiti arayıp nerde olduğunu öğrenmek için telefonuna yöneldi. Telefona bakması biraz uzun sürmüştü.
" Alo, yiğit Günaydın nerdesin? "

Uykulu ve kalın sesinden yeni kalktığı belli olan yiğit;

"alo, Günaydın noldu? evdeyim daha, sabahın bu saatinde rüyanda beni mi gördün?"

"ne demek ne oldu? Daha kalkmamışsın bile! Naim bey bugunkü gideceğim iş için bilgilerin sende olduğunu söylemişti"

Arkadan gelen tanımadığım  yabancı bir kadın sesi kulağıma ilişmişti. İnce ve cırtlak gelen bu sesi duymamak mümkün değildi.yiğite oldukça yakın  olduğu belliydi.
"yiğit, aşkım kimle konuşuyorsun? Ben banyoya giriyorum. İstersen sen dee gel, bana katıl"

Yiğit öksürerek  "sen git ben geliyorum" diyerek kıza karşılık verdi

"lina ben yeni kalktım, kahvaltı bile yapamadım. Seninle beymen kafede buluşalım bilgileri orda veririm. Ana kartta bende onu da getireceğim"

"yok sen  zahmet etme ben Naim neyi arayıp, Yiğit'in çok önemli bir banyo partisi varmış, işi ertelememiz gerekiyor diyeceğim."

"geç bile kaldın. Hıncını benden çıkarma. Sabah sabah enerjimi sömürme"

"acele et ben çıktım yarım saate orda ol!"

Aceleci adımlarla yola devam etti ve bir taksi durdurdu. Biner binmez lafa tutmaya başlayan orta yaşlı acelesi olmayan tavırla konuşmaya giren şöfor;

"ah ah şu trafik olmasa ne güzel şu memleket"

"hiç sorma amca haklısın"

Bütün taksi şoförleri hep böyle konuşarak gitmeyi severlerdi özellikle orta yaşlı amcalar. Lina da hep karşılık verir ve onların dertlerini dinlerdi. Biraz vakit geçtikten sonra kafeye ulaştılar. Ücreti verip inen lina, oturacak bir yer bulmaya başladı. Cam kenarındaki iki kişilik olan masaya geçti. Oldukça lüks bir kafeydi.lina pek böyle yerler tercih etmezdi. Yaklaşık on beş dakika sonra yiğit çıka geldi. Biraz göz gezindirdikten sonra linayı buldu ve yanına oturdu.

"nerede kaldın Allah aşkına,beklemekten ağaç oldum burda"

"geldim işte, kenafir gözlerini üstümden çek"

Fazlasıyla rahat bir tavırla hareket ederek linanın karşısına oturdu. İş çantasından yedek optik, pil, ana kart ve son olarak bilgilerin bulunduğu kağıtı çıkardı.

"bunda gideceğin fabrikanın adresi ve bazı bilgiler var. Fabrıka atıklarını dereye boşaltırken resimleri çekeceksin. Çektiğin resimleri hemen bilgisayarına aktarmayı ihmal etme , eğer seni farkederlerse basın kartını göstermeyi unutma!"

Yanlış Yer Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin