Üç tane genç, nefes almaya korkan halde öylece bekleyen bedenin yanında, Gezegen'in en güçlü cadısı belirmeden önce; bunun olmasına yalnızca birkaç dakika vardı. Tozdan dumanları ciğerlerine çektikleri o ölüm gibi sessizliğin sonunda, Karlee donuk ve yorgun bakışlarla diğer ikisine baktı. Elora doğrulmuş, artık kanamayan fakat hala açık yarasını gererek ellerini yatağa dayamıştı. Everly her saniye ciğerlerinde daha da fazla biriken havayla; dünyada gördüğü en güzel "kız" olan Elf Prensesi ve eğer bunu yaptığı anlaşılırsa kesinkes öldürülecek olan çocukluk arkadaşı arasında gözlerini gezdirdi. Karlee, diğerlerine kıyasla daha güvenilir bir liman olarak gördüğü kahverengi gözlere baktı. "Ben... Yeterli güce sahip değilim. Başaramıyorum." dedi derinden gelen bir sesle.
Elora, bu sesi ilk defa duyuyordu işte. Karlee'nin sesini hayatında tek kere az önce büyü yaparken ve o da sadece fısıltı halinde işitebilmişti. O an ise tamamen kendine güvensiz bir tonunu da olsa, gerçek sesini duyabilmişti kızın. Ela gözleri, kulübenin tozlu aydınlığında parıldar gibi oldu.
"Onu iyileştiremeyecek misin yani?" diye sordu giderek yükselen bir sesle Everly, tek koluyla yataktaki kızı göstererek. "Deniyorum Ever-"
GÜM.
Çatıya sanki bir fil düşmüştü. Her taraftaki görebildikleri her şey bu sarsıntıya karşı dayanıksızdı. O sırada ayakta duran Everly ile Karlee dengelerini kaybedip yeri boyladılar. Dengesini sağlama almaya çalışan kızın avuç içi sıyrılmıştı. Karlee yüksek sesle küfretmemek için dilini ısırdı. Elora ise nefesini içine çekmiş, yatakta cenin pozisyonuna gelmiş, büzülmüş bir halde titriyordu. Öleceğini düşünüyor olmalı, diye geçirdi içinden acıyan gözlerle kıza bakan oğlan.Etrafa bakındılar ancak gürültüyü çıkaranın kim veya ne olduğu hakkında hiçbir bilgi yoktu hiçbir yerde. Yavaş yavaş ayağa kalktılar ve görünen o ki tartışmaya devam etmek için beyaz gömleklerinin yenlerini düzelttiler. Ancak ikisi de tam ağızlarını sinirle büyük bir kavganın ilk hamlesini yapan kişi olmak için açmıştı ki büyük bir ışık, kaynağı belli olmaksızın oradaki üç faniyi gözlerini kollarıyla kapatmaya zorladı.
Karlee gözlerini kısarken zihnini zorladı; şimdi anlıyordu.Gözlerini tekrar açmaya cesaret ettiklerinde, ilk an aptal aptal gözlerini kırpıştırıp birbirlerine bakmaktan başka bir şey yapmadılar. Sonra ise tek odalı kulübenin ortasında, kendilerine güler yüzle bakan siyah saçlı, bembeyaz tenli genç ve güzel bir kızı gördüklerinde ağızları şaşkınlıkla aralandı. Aralarında bir tek Karlee'nin yüzü aydınlanmıştı. İki adımda kızla arasındaki mesafeyi kısaltıp ona doya doya sarıldı. Kız da ona sarılıyordu. Everly ve Elora o an bilmeseler de zihinlerinden aynı şeyleri geçiriyorlardı: Karlee, az önce resmen yoktan var olan ve üzerinde basit siyah bir cüppeden başka bir şey olmayan bir kız çocuğuna neden ve nasıl bu şekilde doyasıya sarılıyordu?
Ayrıldıklarında Karlee sonradan aklına gelmiş gibi seyircilere döndü. Tam elini kıza doğru çevirip diğerlerine hitap ederek, "Bu N-" diyordu ki, kızın soğuk elinin kendi havadaki eline dokunduğunu hissetti ve hissettiği büyüsel güçle birden susuverdi. "Bellis. Adım bu ve bu periyi iyileştirmeye geldim," dedi kız, gözleriyle Elora'yı işaret edip ona kibarca ve saygıyla eğilirken.Everly hala olup biten hakkında endişeli ve şaşkındı. Nasıl olmasın? Son yarım saat içinde gözlerinin önünde yıllar boyu onun yanında tek bir an ufacık bir büyü kırıntısı bile göstermemiş arkadaşı gözlerinin önünde gerçek bir cadıya dönüşmüş, bulunduğu yer üzerine yıkılacak gibi olmuş ve karşısında bir kız öylece belirivermişti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Salices
Fantasysana teşekkür ederim. her şeye rağmen nefes almama izin verdiğin için.
