"Yalnız olmak zorunda değilsin, Veda. Bu süreçte tek başına olmana gerek yok."
"Yalnız değilim ki," dedi Veda sesinin titremesini umursamayarak. Kaya fark ettiyse de yapacak bir şey yoktu. Sıcak parmaklar kendi elini nazikçe kavramışken, sevgiye ola...
keyifli okumalar aşk bebeklerim, çok uzun ara vermiş gibi olduk ama yemin ederim elimde olmayan sebeplerden böyle oldu. kitap süreci de araya girince iyice uzadı. özür dilerim, affınıza sığınıyorum. konuyla ilgili uzun açıklamam profilimde, umarım onu okursunuz. sizi seviyorum💕
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
💥
Geçmiş,
"Kaya! Hadi!"
Kaya başının tepesindeki hasır şapkayı tutmaya çalışan ve güneşin tam önünde, kamaranın merdiven ucunda duran kadına baktı. Suratına dişlerini inci gibi ortaya serecek bir gülümseme yerleştiğinde, başını eğerek alt dudağını ısırdı. Bu küçücük kadının kalbinde bunca büyük bir yer edinmeye başlıyor olması onu fazlasıyla korkutsa da, buna alışmak hoşuna gitmişti.
Veda...
İsmini duymak ve hatta dillendirmek bile adamın kalbinin, göğsünü sertçe dövmesine sebep oluyordu. Üzerine binen korkunç yüklerin arasından sıyrılabildiği her an, kendini onun yanında buluyordu. Bu sarışın melek ona fazlasıyla iyi geliyordu.
Veda'nın arkasından kamaradan çıktı ve dümenden tarafa doğru ilerledi. Kaya genç kadını orada, kenarda otururken görünce bakışlarını ona çevirdi. Üzerindeki beyaz bikini, örtmesi gereken kısımların yalnızca bir kısmını kapatıyordu. İnce ipler boynunun arkasına uzanıyordu ve göğüslerini sanki yeterince dikkat dağıtıcı değillermiş gibi dik tutuyordu. Saçları omuzlarından sırtına doğru dökülüyordu ve kumrallığını, birkaç haftadır dolaştıkları kıyılarda tenini saran güneş kırmıştı. Vahşi tutamlarının arasına yer yer sarılar yerleşmişti ve tuzlu su onları kabarık bir dağınıklığa, fazlasıyla ilgi çekici bir hale sokmuştu. Teni bronzlaşmış ve yolda gelirken, daha birkaç dakika önce sürdüğü parıltılı yağdan dolayı ışıldıyordu.
Kaya derin bir nefes aldıktan sonra ilerledi ve dümenin dibindeki halatları bağlamak için Veda'nın önünden geçti. Yetişkin bir adamın, ergenliğe yeni girmiş bir çocuk gibi hissetmesinden daha kötü bir şey daha yoktu. Durup bir de şortunun önünü düzeltseydi, tam olacaktı gerçekten.
"Güneş bugün çok güzel değil mi? Deniz de çok sakin, belki biraz yüzeriz. Ee kaptan, bugün hangi kıyıya demir atacağız?"
Kaya gülümsedi ve halatlarla işini bitirdikten sonra doğrulup kadının yanına yürüdü. Hemen önünde durduktan sonra bakışlarını aşağıya indirdi ve Veda'nın başını kaldırıp ona bakmasını bekledi. Genç kadın başını kaldırdı ve Kaya uzanıp onun hasır şapkasını başından aldı.
"Sen nereye istersen..." diye mırıldandı ve başını eğerek kadının dudaklarına küçük bir öpücük bıraktı. Veda gülümseyerek parmaklarını onun yanağına sardı ve kirli sakalı yüzünün her yanına dağılmış çenesini okşadı. Kaya geri çekilmek için hareket ettiğinde, Veda onu tuttu yeniden dudaklarını onunkilere bastırdı. Kaya gülümsemesine engel olamazken kadının dudaklarına bıraktığı öpücükler kısa ama etkiliydi. Kaya en sonunda ondan ayrıldığında, parmaklarını gevşekçe onun ensesine sarmıştı. Geri çekilirken burnunu kadınınkine sürtmeyi ihmal etmedi.