//FİNAL//

2K 98 19
                                        

Ata'nın şu aralar en sevdiği şey güne Mithat'ı görerek başlamaktı. Mithat sık sık Ata'nın evinde kalmaya başlamıştı ve birlikte geçirdikleri her saat çok özledi. Mithat'ı tanımak, onun hakkında yeni şeyler öğrenmek ve yeni yönlerini keşfetmek Ata'yı inanılmaz derecede mutlu ediyordu. Tabii sadece Mithat'ın değil, kendisinin de daha önce hiç fark etmediği yönlerini keşfediyordu Ata. Mesela geçene sene birisi ona "İlişkide nasıl bir insansın?" diye soracak olsaydı Ata'nın cevabı çok net olurdu. Konu romantik ilişkiyse Ata dünyanın en rahat insanıydı. Kıskançlık yapmazdı, sevgilisinin kimle veya kimlerle görüştüğüne karışmaz, karşı tarafı aramalarla veya mesajlarla sürekli sürekli darlamazdı. Ama Mithatlayken yeni yeni huyları ortaya çıkmaya başlıyordu. Öncelikle Duygu'dan hiç haz etmiyordu ve bunu saklama gereği de duymuyordu. Hatta her fırsatta laf sokuyor ve bu konu hakkındaki şikayetini sertçe dile getiriyordu. Çünkü kıskanıyordu, fazlasıyla. Tamam, Duygu ve Mithat'ın arasında bir şey olmadığını biliyordu, Duygunun bir sevgilisi olduğunu da biliyordu ama içindeki hisse engel olamıyordu ve bunu bir şekilde dışa vurmak istiyordu. Çok ciddi olmasa da Mithatla birkaç kez bu konu yüzünden tartışmışlardı. Duygu, Mithat'ın değer verdiği bir insandı ve bunu bir şekilde kabullenmesi gerekiyordu. Mithat ve Duygu'nun buluşmasına zorla kendini de dahil ettiği zaman bunun yanlış olduğunu bilse bile en ufak bir rahatsızlık bile hissetmemişti. Duygu'nun sürekli Mithat'la temas halinde olması onu deli ediyordu. Bunun dışında Mithat'tan bir saat bile haber alamadığında endişeleniyor ve onu mesajlara ve aramalara boğuyordu. En azından Mithat'ın bundan rahatsız olmadığını bilerek kendisini rahatlatıyordu. Hatta merak edilmek Mithat'ın hoşuna bile gidiyordu. Mithat tanıdığı en gamsız herifti. Dünya yansa umurunda olmazdı ve insanların ne dediğini asla umursamaz, kafasına göre davranırdı. Ata, Duygu ve Aral hayatına dahil olana kadar Merih ve kedisi Minikten başka arkadaşı olmadığını biliyordu. Dolayısıyla merak edilme duygusu Mithat'ın çok fazla deneyimlediği bir duygu değildi ve Ata bu durumu tamamen Mithat'ın yalnızlığına bağlıyordu. Bu konu hakkında kafası oldukça karışıktı aslında. Mithat'ın yalnızlığıyla mutlu olduğunu biliyordu ama bu yalnızlıkla gerçekten mutlu mu yoksa bu yalnızlıkla mutlu olmaya alışmış mı bunu bilmiyordu. Yine de bu konu üzerinde çok düşünmemeye çalışıyordu çünkü Mithat'ın artık yalnız olmadığını biliyordu, bundan emin olmayı kendine görev edinmişti. Tabii ki yeri geldiğinde onu kendi haline bırakırdı ve eğer Mithat'ın böyle bir isteği olsa ona gerekli alanı sağlardı ama en ufak bir sıkıntısında da yanında olurdu.

Mithat'ın yattığı yerde kıpırdanmasıyla düşüncelerinden sıyrıldı. Dün tüm gece oyun oynadıkları için geç yatmışlardı. "Ooo, günaydın balımm!" dedi enerjik bir şekilde. Mithat gülümsedi ve zar zor açtığı gözlerini geri kapattı. "Başım ağrıyor amına koyayım ya. Dün o kadar ekrana bakmayacaktık işte." Ata elini sevgilisinin kıvırcık saçlarına attı. "Dün hiç öyle demiyordun ama. Bir el daha diye diye sabah 5'e kadar bizi ayakta tutan sendin, hatırlatırım." Mithat gerindi ve ellerini Ata'nın beline sardı. "Hiç de bile."

"Kalk elini yüzünü yıka. Kahvaltı hazırladım, karnımızı doyuralım ben çok açım. Ayı gibi yatıyorsun aç kaldım senin yüzünden." Mithat sertçe koluna vurdu. "Siktir oradan!" Sonra komidinin üzerindeki telefonuna uzanıp saate baktı. "Oha, saat 3'e geliyor!" Yatakta hızlıca doğruldu. "Sen kaçta uyandın?" Ata çok kısa düşünüp cevap verdi. "2-3 saat ya olmuştur ya olmamıştır. Tam bilmiyorum."

Mithat elini yüzünü yıkamak için tuvaletteyken Ata da menemen yapmak üzere mutfağa geçmişti. Soğumaması adına Mithat'ın uyanmasını beklemişti. Mithat, Ata'nın menemenine bayılıyordu. Aslında menemende özel bir şey yoktu, konu tamamen menemeni yapan kişiyle ilgiliydi. Ata bu düşünceyle gülümsedi ve elindeki yumurta kabuklarını çöpe attı. Bu sırada Mithat banyodan çıkmış, sofradaki kahvaltılıklardan tırıtıkladıktan sonra mutfaktaki sevgilisinin yanına geçmişti. "Bugün ne yiyeceğiz çocuklarımın babası evimin direği?" Ata sevgilisinin burnuna minik bir öpücük bıraktı. "Menemen yapıyorum." Mithat'ın yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. "Obaaa, ziyafet var desene!" Bu evde Mithat'a aşık olan tek kişi Ata değildi. Mithat'ın tuvaletten çıkmasıyla bir anda mutfakta beliren kedi Misha'da aynı oranda Mithat'a aşık olmuştu ve bu durum Ata'yı deli ediyordu. Misha, birlikte yaşadıkları özel anları sabote ediyor ve gece yatak odasının kapısı kapandığında tüm gece kapıda ağlıyordu. Mithat'da ona kıyamadığı için odanın kapısını açıp kediyi içeriye alıyor, sonuç olarak üçü birlikte uyuyorlardı. Ata, Mithat'ın paçalarına yapışıp durmadan miyavlayan kediye göz devirdi. "Yine geldi aşkımızın katili." Diye söylendi yalancı bir memnuniyetsizlikle. "Gerçi hiç de şikayetçi değilsin bu yuva yıkanın dibimizde bitmesinden ama neyse." Mithat ayaklarının dibindeki kediyi kucağına aldı ve başına art arda öpücükler kondurdu. "Şişkom benim bu, şişkoooo! Ne diyor ulan bu senin gereksiz baban yine? Kıskanıyor bizi vallahi." Mithat'ın kafasına hafifçe vurup pişmiş menemenin altını kapattı Ata. "Çok konuşma, sofraya geç." Mithat elindeki kediyi yere bıraktı. "Tamam beyim, geçiyorum."

Arsız||texting [boyxboy]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin