{Rufus Wainwright- Going To A Town}
"Evet Jeongin, seninle başlamak istiyorum. Nasıldı bu haftan?" Terapist doktorun sorusuyla kendimi olabildiğince baskı altında hissetmemeye çalışarak cevapladım. Bu aile terapisi saçmalığını yapmayı kesinlikle istemiyordum. İşin altında annemin parmağı olduğundan ise emindim.
"Aynı bir değişiklik yok." diye boş sesle cevapladım. Ne bekliyorlardı bilmiyorum benden. Bazı insanlar diğerlerine göre daha depresif olabilirler. Yıllardır alışamadıkları bir durum.
"Öyleyse herkesten kendisini kısaca tanıtmasını rica edebilir miyim? Bayan Yang isterseniz siz başlayabilirsiniz." Annem gerçekten heyecanlı ve panik bir şekilde başladığında gerçekten onun bu hallerinin ne kadar canımı sıktığını tekrardan düşündüm. Resmen dinlemeye bile tahammülüm yoktu.
"Tabii ki başlayayım. Ben Yang Cho Hee, Jeongin'in annesi. Tabii biliyorsunuz ama, olsun. Eee çalışmıyorum evde dört erkeğe yemek yetiştirmek yeterince yoruyor." Cümleden sonraki kıkırdayışı yüzümü ekşitmeme sebep oldu. "3 çocuğumu da her şeylerden çok severim, tüm hayatımı onlara adadım. Sabah kalkar hepsine bir güzel kahvaltı hazırlar, sonra odalarını temizler kıyafetlerini yıkar, krallar gibi yaşatırım."
"Anladım Bayan Cho Hee. Teşekkürler. Ya siz Bay Yang." Açıkçası doktor araya girmese annem muhtemelen seans bitene kadar anlatırdı. Tüm hayatını bize adamasında bu kadar övünüp durduğu ne var anlayamıyorum. 20 yaşında evlendin, 3 tane çocuk yaptın tam biri büyüdü derken diğeri, sonra diğeri, hayatın 4 yılda bir başa sardı durdu. Ağabeyim doğduğu andan itibaren senin hayatın tamamen başka insanlara bağlı olmaya başladı, her şeyi onların istediği şekilde şekillendirdin ve bundan çok mutlusun. Sen de tuhafsın anne.
"Ben Yang Do-Yun. Bir şirkette muhasebe müdürüyüm. 49 yaşındayım. Bu kadar sanırım." Klasik bir babam vardı aslında. Düz bir insandı, kolaydı.
"Anladım yanlış bilmiyorsam sizler de Jeongin'in abisi ve kardeşisiniz değil mi?" Başlarını salladılar. Küçük erkek kardeşim Min Jun geldiğimizden beri aşağı bakarak elleriyle oynuyordu.
Abimle biraz daha soğuk olsak da onunla çok iyi anlaşırdık. O kadar enerjik, pozitif bir çocuktu ki. Benden sonra onun enerjisinin yavaş yavaş kaybolduğunu görmek bana kendimi bok gibi hissettiriyordu.
Doktor sanki içimi okumuş gibi ona döndü ve bir şeyler söylemek isteyip istemediğini sordu. Sadece olumsuz anlamda başını salladıktan sonra abim söze atladı.
"Jeongin 15 yaşında mutlu bir çocuktu ve bir gün uyandığında bambaşka bir insan olmuştu. Gözleri bile farklı bakıyordu, solmuştu. Bir şeyler gitmiş gibiydi. Daha tek kelime bile etmeden onda bir tuhaflık olduğunu sezmiştim." Bu hikayeyi sürekli ve sürekli dinlemek artık sabrımı taşırıyordu. 'çok iyi, çok başarılıydı. Mükemmel bir çocuktu, neden böyle oldu?' Oldu. Nasıl olduysa oldu. Bazen bir sebep olmaz. "O günden sonra da bir daha asla eskisi gibi görmedim."
"Anladım canım. Peki Jeongin'i bu şekilde görmek size nasıl hissettiriyor?"
"Ben eski abimi istiyorum. İyileşecek mi? İlaçlarını içiyor görüyorum annem onun hasta olduğunu söy-"
"Ona hasta olduğumu mu söylüyorsun!" diye çıkıştım anneme. Sürekli hastaymışım ve bunun çözümü daha ağır, daha ağır ilaçlar almakmış gibi davransa da beni Min Jun'a akıl hastası gibi göstermesi gerekmiyor.
"Jeongin canım, Bu da bir hastalık tedavisi olan bir şey. Süreç meselesi-" kardeşime kızgın kısa bir bakış atıp panikle kendini açıklamaya çalıştı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
not my story// hyunin
Fanfiction"Yaşadığım hayat bana ait bile değil, bir başkasının hayatını yaşıyorum. Bu benim hayatım değil hala neyi zorluyorsun?" "Öyleyse gel benim hayatım ol bizim hayatımız olsun. Sadece ikimiz olalım. Asla gitmeyeceğim." -Hikaye gayet mutlu bir hayat yaşa...