2. Bölüm

81 6 0
                                    

Kahvaltıyı Ülküde yapacaktım. Daha sonra onunla beraber yağızın yanına gidecektik.

Yağız ve ülkü kim miydi? Benim ailem onlar. Onlardan başka hiç kimsem yok. Bir teyzem vardı o da artık yok.

                               ***

İpek: Anne? Baba? Uyanın ne olur.

İpek ağlıyordu. Anne ve babası kanlar içinde yerde yatarken o ağlıyordu. Artık kimsesiz miydi? Onlar ölmüş müydü? O adam niye onlara kıymıştı ki? Anne ve babası o adama ne yapmış olabilirdi ki?

Dışarıdan siren sesleri geliyordu. İpek sevinmişti. Belki de onlar kurtulacaktı. Yaşayacaklardı. Kim bilir belki babasıyla beraber kavga edeceklerdi ve annesi yine onları gülerek izleyecekti.

İçeri ilk önce sağlıkçılar girmişti. Sonra teyzesi ve eniştesi. Ne ara haberleri oldu ki? Teyzesi yapıştı hemen ipeğe. Sıkıca sarıldı. Hemen onu dışarı çıkarmaya çalıştı. Ama ipek gitmek istemiyordu. Anne ve babasına ne olacaktı?

Altı yaşında ki bir çocuğun böylesine bir görüntüyü görmesi o kadar kötüydü ki...

                              ***

Hacer: İpek teyzecim bir bardak su getirebilir misin?

İpek: Getiriyorum teyze.

İpek 10 yaşındaydı. O olayın üstünden tam tamına 4 yıl geçmişti. İpek teyzesi hacen ve eniştesi kemal ile kalıyordu. Teyzesinin hiç çocuğu yoktu. O yüzden ipeği çocuğu gibi sahiplenmişti. İpek Anne ve babasını özlüyordi ama teyzesi ona onların yokluğunu aratmamaya çalışıyordu. Ne kadar çalışsada insanın bir yanı hep boş kalıyor...

İpeğin eniştesi bir fabrikada çalışıyordu. Çok iyi bir gelirleri olmasa da idare ediyorlardı. Ama eniştesi kalp hastasıydı. İlaçları pahalıydı. İpek onlara yükmüş gibi hissediyordu. Belki de öyleydi...

Hacer: Sağol kızım.

İpek: Rica ederim teyze.

Hayatları böyle devam ediyordu. Ama hiç beklenmedik bir şey oldu. İpeğin eniştesinin durumu gün geçtikçe daha da kötü olmaya başladı. Yataktan kalkamaz oldu. Eniştesinin ilaçları zaten pahalıydı. Bir de o çalışamayınca işler daha kötü oldu. Evin tek gelir kaynağı da yok olmuştu. Eniştesinin durumu zaten kötüydü İpek teyzesine daha da yük olmak istemedi.

İpek: Teyze sana bir şey söylemek istiyorum.

Hacer: Söyle kuzum.

İpek: Ben daha fazla burada size yük olmak istemiyorum. Eniştemin durumu zaten ortada. Bir de burada bana bakmayın. Ben yetimhanede kalırım.

Hacer: İpek kızım sen ne söylüyorsun. Sen bana seherin emanetisin. Yük olmak ne.

İpek: Öyle teyze öyle. Lütfen kırma beni. Hem gelip görürsün beni.

Hacerin hayır diyecek durumu yoktu. İpek haklıydı. İstemeyek de olsa kabul etti.

İpek: Teyze senden son bir şey rica edebilir miyim?

Hacer: Tabi ki teyzem. Söyle.

İpek: Ben ismimi değiştirmek istiyorum. Anne ve babam yokken bu ismin bir anlamı yok lütfen kırma beni.

Hacer: Peki kızım sen nasıl istersen.

Hacer mahkemeye çekişmesiz yargı davası açtı. İsim değişikliği talebinde bulundu. Mahkeme bu talebi uygun gördü. İpek artık ipek değil Tuana Naz Tiryaki idi.

Tuananın yetimhanede ilk günü beklediğinden de güzel geçmişti. İki tane yakın arkadaş edinmişti. Yağız ve ülkü.

İkisinin de ailesi yokmuş. Benim gibi...

Kısa zamanda birbirimize iyice bağlandık. Ülkü ve ben devlet okuluna gidiyorduk. Yağız ise koleje. Bunu kıskanmıyorum aksine yağız adına çok mutlu oluyorum. Sanırım bir arkadaşının babası okutuyormuş.

Öyle böyle kardeş olduk.

                               ***

Ülkünün evine vardım ve kapıyı çaldım. Normalde aynı evde kalacağız ama ülkü daha bana taşınamadı.

Kapıyı açtı.

Ülkü: Hoşgeldin Tunim.

Tuana: Hoşbuldum hilalim.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra arabama atlayıp yağızın çalıştığı ofise doğru sürmeye başladım.

Bölüm nasıldı?

Diziyi beğendiniz mi?

Bugün atmam deyip atmam. Bana belli olmaz ımemğmg

İntikam AteşiHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin