Ne yapmam gerektiğini kestiremiyordum şuanda. Beynimin içinde bir sürü ses vardı ama çok gürültülü olduğu için anlamıyordum ne dediklerini. Ağlayıp anlamadığımdan emin bile değildim çünkü şiddetle yağan yağmur bedenimle birlikte yüzümün de her tarafını ıslatıyordu ve ben bu karmaşa içinde ağlıyor muyum emin olamıyorum.
Nihayet yerde yatan bedene bakmayı kesip elimi cebime attım ve hala çalışabilir durumda olan ıslak telefonumu çıkarttım, en son aramalardaki numarayı tuşladım ve açmasını bekledim.
"Hyunjin çok kötü bir şey oldu hemen gelmen lazım."
Başka bir şey dememe gerek kalmadan Hyunjin zaten telefonu kapatmıştı, ona konum atacağımı biliyordu.
Konumu gönderdikten sonra yerdeki bedenin yanına oturdum. Böyle olsun istememiştim, önümde kanlar içinde yatmasını bende istememiştim.
Konuştuğum çocuk bir kaç gün önce evime geldiğinde bir kere seks yapmıştık ve ondan sonra aramızdaki iletişimin kesilmesi lazımdı ama olmadı. Daha fazlasını istedi ve ben buna karşı çıkınca işin içine şiddet girdi. Tabiiki de Hyunjin'e yalan söylemiştim konunun onunla hiçbir alakası yoktu.
Son bir kez konuşmak için beni buraya çağırdığında zaten şüphelenmem gerekiyordu, bana bu kuytu ormanlık yerde tekrar vurmaya yeltendiğinde daha fazla dayanamayıp yerde elime gelen taşla kafasına vurmuştum. En başından birisini arayıp yardım alsaydım kurtulabileceğinden emindim ama yaşadığım şok ve hızlıca yağmaya başlayan yağmur onun durumunu kötüleştirmiş ve kan kaybından ölmesine neden olmuştu. Nabzını kontrol ettiğimde fark etmiştim. Çok kan vardı ama yapan yağmur ve ıslanan toprak hepsini götürüyordu.
Yarım saat sonra gördüğüm bedenle sonunda oturduğum yerden kalkıp bana doğru gelen Sarışınıma doğru koştum.
"Bir süreliğine gelmeyeceğini düşündüm Hyunjin, çok korktum."
Cevap vermek yerine önce önce beni kontrol etti bir hasar almışmışmıyım diye, iyi olduğuma emin olunca da yerdeki bedene baktı.
"Ne oldu burada Seungmin?"
Bu sefer ağladığından emindim artık.
"Son kez konuşmak istediğini söyledi ben de ona inanıp geldim ama bana tekrar saldırmaya çalıştı. Yemin ederim sadece refleksti, isteyerek yapmadım kendimi korumak içindi."
Ağlayarak ona olan biteni anlattım ilk defa yalan söylemeyerek. Bir süre beni sakinleştirmeye çalıştı ve benim ağlamam durunca beni bırakıp yerdeki bedene ilerledi.
"Yapacak bir şey yok Seungmin, bunu temizlemeliyiz."
Ayaklarından tutup onu sürüklemeye başladı, ben de hiç bir şey yapmadan onu takip ediyordum.
Uzun sarı saçları ıslandığı için alnına yapışmıştı ama o şuan bunu pek dert etmiyor gibiydi. Korktuğunun farkındaydım çünkü titremesini gözlerimle görebiliyordum, buna rağmen ölü bedeni tek başına ormanın içinde sürüklüyordu. Hyunjin ilk defa gözüme bu kadar mükemmel görünmüştü, bana aşık ve benim için her şeyi yapabilecek olan Hyunjin şuan mükemmel görünüyordu.
Bir süre yürüdükten sonra Hyunjin onu uçurumdan aşağı itmişti. Bu kadar. Ben dakikalarca ne yapacağımı düşünmüştüm ama o gelip bir kaç saniyede sorunuma çözüm bulmuştu.
"Şimdi ne olacak?"
Bir bana bir de uçuruma baktı.
"Eve gideceğiz ve sen sıcak bir duş alacaksın. Yağmurun altında çok durdun hasta olacaksın."
Yanıma gelip elimden tuttu ve kendiyle birlikte beni de yürütmeye başladı ama benim şuan kanım kaynıyordu. Yürümeyi bıraktım, ben durduğum için mecburen o da durmuştu.
"Hyunjin..."
Ben cümleme devam etmedim, o da bana cevap vermedi. Çoktan dudaklarına yapışmıştım. Onu daha önce öptüklerimden farklıydı bu. Dudaklarım dudaklarını eziyor, dilim ağzının içinde dolanıyordu.
Benim Sarışınım beni tekrar kurtardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ruby Red / Hyunmin
Fanfiction"Ona bu kadar çok güveniyor musun gerçekten Seungmin?" "Eğer birini öldürdüysem ve ceseti yerde sürüklemem gerekseydi yardım için ilk onu arardım."
