"Hyunjin..."
İnlemelerimi içimde tutamıyordum ve Hyunjin daha fazla inlemem için elinden geleni yapıyordu.
Arabaya nasıl bindik eve nasıl geldik hiçbir şey hatırlamıyordum. Zaten şuan hatırlamak istediğim tek şey beni evin dış kapısına yaslayıp boynuma eşsiz öpücükler bırakan bu tatlı şarışındı. Kapının tam karşısında ki boy aynasından bizi izliyordum, bedenini bedenime yapıştırmış Hyunjin gerçekten eşsiz duruyordu. Benim için bir ceseti yerde sürükleyen Hyunjin daha da eşsiz duruyordu.
Boynumla ilgilenmeye devam eden Hyunjin'in yanaklarından tutup bana bakmasını sağladım.
"Çok güzelsin. Neden her zaman bu kadar güzel değildin sen?"
Gözlerindeki ışıltının bir kaç saniyeliğine sönüp gittiğine yemin edebilirdim ama çok kısa bir süreydi bu. Yanağındaki ellerimi biraz bastırdım ve dudağının büzülmesine sağladım, büzülen dudaklara ufak bir öpücük bıraktım.
"Gel benimle."
Elinden tutup onu yatak odama doğru çekiştirdim ve o hiçbir itirazda bulunmadan beni takip etti. Odaya girdiğim zaman elini bıraktım ve üzerimde ki o şerefsizin kanının bulaştığı ıslak tişörtü çıkartıp yere fırlattım. Arkama döndüğüm zaman beni inceleyen Sarışınıma hafifçe gülümsedim ve elimi ona uzattım tekrardan.
"Gel."
Beni ikiletmedim yanıma gelip ona uzattığım elimi tuttu ve dudaklarıma yaklaştırıp ufak bir öpücük bıraktı.
"Merak etme Seungmin, o şerefsizin izlerini sonsuza dek sileceğim üzerinden."
Bir şey söylemek istemedim, onun yerine tekrardan dudaklarına yöneldim. Ben Hyunjin'i sadece öpüyordum evet ateşli bir öpücüktü bu ama o beni daha farklı öpüyordu. Bunca zamandır bunu beklediğini biliyordum. Ona verdiğim küçük öpücükler ona hiçbir zaman yetmese de o azla yetinmeyi bilen birisiydi ama şimdi yıllardır beklediği şeye kavuştuğu için çok vahşiydi ve bu vahşilik benim daha da alev almama neden oluyordu.
Hemen arkamdaki yatağa bıraktım kendimi ve benimle birlikte Hyunjin'i de üzerime çektim. Üzerindeki gömleği çıkartmak istiyordum ama düğmeleri gözümü korkutuyordu, ellerimi gömleğinin yakalarına sabitleyip iki tarafa ayırdım. Kopup yere düşen düğmelerin sesi kulağıma güzel gelmişti bu yüzden kıkırdamama engel olamadım.
"Kahkahalarını sonsuza kadar dinleyebilirim."
Yapardı. Ondan bunu beklerim.
Sabırsız çocuk, ön sevişmeyi bu kadar hızlı atlayacağımızı düşünmemiştim pek. Pantolonum da yeri boylayınca üşümüştüm biraz, hem ıslaktım hem de ev soğuktu. Isıtıcıyı açmak için vaktimiz yok.
Hyunjin de tamamen soyundu, onun bu kadar haşmetli olduğunu bilmiyordum bilseydim eğer bunca zaman beklemezdim.
İşaret ve orta parmağını bana uzattığında istediğini anlayıp hiç vakit kaybetmeden parmaklarını ağzıma alıp ıslatmaya başladım. Gözlerimi bir saniye bile gözlerinden ayırmıyordum ama buna rağmen sert bir şekilde yutkunduğunu görüyordum. Seninle sonsuza kadar yanacağım Hyunjin.
Parmakları ağzımdan çıkıp deliğime girdiği zaman istemsizce kasılmıştım. Kısa bir süre önce ilişkiye girmiş olsam da adamın aleti Hyunjin'in parmaklarından daha inceydi ve şuan onun parmakları bile beni zorluyordu.
"Durmamı ister misin?"
Sesini işittiğimde kapattığım gözlerimi açıp titreyen göz bebeklerine baktım. Durmayı istemiyordu.
"Sen durmak istiyor musun?"
Demek istediğimi anlamış olacak ki devam etti işine. Ama sabırsızlığı burada bile belliydi, daha genişlemediğimin o da farkındaydı ama parmaklarını çıkartıp elini kendi aletine attı ve bir kaç kere çekiştirdi.
"Hazır ol ya da olma çünkü geliyorum."
Bugün ondan beklemediğim şeyler yapıp ondan beklemediğim cümleler kuruyordu. Hyunjin bugün yüzümde gerçekten ona verebileceğim en gerçek gülümsemeleri görüyordu.
Yavaş yavaş gireceğini düşünüyordum ama o beni bugün tekrar şaşırttı ve tek seferde kendini tamamen içime itti.
Canım acıyordu ve en iyi o bilirdi ki benim acı eşiğim çok düşüktü. Ağladım, dur dedim ama durmadı.
"Bir kere sordum Seungmin ve sen durmamı istemedin. Alışacaksın, birazdan iyi olacaksın sabret."
Dediklerini pek anlamamıştım çünkü beynim cümleleri bir araya getiremiyordu şuan da ve sızlanmaya devam etmiştim ancak o noktaya sürtüne kadar. Gözlerim genişlemişti ve nefesim teklemişti, o kadar iyi hissettirmişti ki inlemek için bile vaktim olmamıştı.
"İşte buldum onu."
Tatlı noktama üst üste yaptığı baskılar delirmeme neden olacaktı, daha aletim dokunulmamıştı ama şimdiden boşlamama azıcık bir zaman kaldığını anlayabiliyordum.
Tekrar üzerime eğilip dudaklarıma yöneldi, nefes nefese olsam bile öpücüklerine karşılık verdim sıkıca tuttum onu.
—————
Hyunjin kaç kere boşaldı sayabilmiştim ama ben kaç kere boşladığımı bilmiyordum çünkü bir yerden sonra saymayı bırakmıştım. Şimdi Hyunjin yanımda uyuyordu ama ben uyuyamıyordum. Gerçeklik yüzüme daha yeni vuruyordu. Ben birini öldürmüştüm.
Daha erken olduğunu biliyordum ama hiç haber var mı öğrenmek için telefonu elime alıp haber sitelerini hızlıca dolandım ama görünürde bir şey yoktu. Biraz rahatlasam da bu yeterli değildi. Uzandığım yerden yavaşça kalktım, Hyunjin'in uykusu ağırdı yavaş kalmamamın sebebi belimin ağrısıydı. Resmen yılların birikimini sadece bir gece bırakmıştı adam. Dolabımın önüne geçip hızlıca üzerime bir kaç parça kıyafet geçirdim ve yatağın üzerine bıraktığım telefonu almak için o tarafa yöneldim. Telefonu aldıktan sonra gözüm yatakta huzurla uyuyan çocuğa takıldı.
Bir kaç saat önce gözümde bir tanrı gibiydi, hala güzel duran o yüzü bir kaç saat önce bakmaya doyamayacakmışım gibi duruyordu. Ne isterse o an bir köle gibi yapmaya hazırdım, hatta o an onsuz bir kaç saniye bile yaşayamayacağımı düşünmüştüm. Ama şuan o duyguların hiçbirisi yoktu Hyunjin şuan bana eskisi gibi görünüyordu.
Değersiz.
Çalışma masamın üzerindeki küçük yapışkanlı kağıtlardan birisini alıp ufak bir not yazdım ve kendi yattığım yastığın üzerine yapıştırdım. Hızlıca kimliğimi, banka cüzdanımı ve pasaportumu alıp evden çıktım. Çocuğun ortadan kaybolduğunu anlamaları neredeyse bir gün daha sürerdi ve bu süre benim ülkeden kaçıp gitmem için yeterliydi.
————
{Hyunjin}
Uyandığımda her zaman Seungmin de kaldığım zamanki soğukluğu tekrar hissetmiştim. Ne zaman onunla uyusam sabah onun yüzünü göreceğim için heyecanlansam da sabah uyandığımda hiçbir zaman yanımda göremezdim onu. Bu sefer farklı olacağını düşünmüştüm ama yine o lanet olasıca hisle uyanmıştım ve hemen yan tarafıma baktığımda haklı olduğumu gördüm. Seungmin'in olması gereken yer boştu ve sarı bir kağıt parçası vardı. Elime alıp kağıda baktığımda üzerinde yazan yazı gözümden bir damla yaş akmasına sebep olmuştu.
"Benim için yerde bir ceset sürükledin. Bu sefer de benim için hapis yatar mısın?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Ruby Red / Hyunmin
Fanfiction"Ona bu kadar çok güveniyor musun gerçekten Seungmin?" "Eğer birini öldürdüysem ve ceseti yerde sürüklemem gerekseydi yardım için ilk onu arardım."
