3. Bölüm:Jisung iyi mi??

9 0 0
                                    

1987/İlkbahar

  Burada geçirdiğim kaçıncı yıl olduğunu bilmiyordum. Gerçi buraya getirildiğim zaman daha mevsimleri yarım yamalak öğrenmiştim şimdi bile mevsimleri bilmezdim mesela. Ayağımda uzanan çocuk ise... o buraya ait değil gibiydi yüzünün kirle kaplı olmasına rağmen tuhaf bir güzelliği de vardı yanında. Vardiya sonlarına doğru çiçeklerin açtığını görünce  kış mevsiminde olduğumuzu çünkü çiçeklerin açtığını söylemiştim ona -ki bana bunu Jun söylemişti ve bundan gayet emindi bende ona güvenerek söylemiştim- meğersem çiçekler ilkbahar zamanları açarmış.

Bunu öğrendikten sonra Minho yatakhaneye gelince inatla bana mevsimleri anlatmaya başlamıştı. "Mesela benim en sevdiğim ilkbahar çünkü doğa uyanıyor, çiçekler açıyor ve yaz gibi sıcak değil kış gibi de soğuk değil en ideal sıcaklık bence o" mevsimleri anlatırken ellerini ve mimiklerini çok kullanması her seferinde gülümsememe sebep olurken aynı zamanda dediklerini dinliyordum çünkü şu  1 ay içinde öğrendiğim bir şey varsa o da bir şey anlattıktan sonra karşıdaki kişiyi sorguya çekmesiydi.

"Jisung, yapraklar hangi mevsimde dökülüyordu?" Evet, ne dedim ben size.
" Sonbahar öğretmenim" elimle asker selamı vermeme gülmeye başlayınca bende kendimi tutamadan gülmüştüm. Evet ve şu 1 ayda değişen en büyük şey buydu galiba artık her şeye gülen bir Jisung olmuştum özellikle de onun olduğu ortamlarda.

  Sertçe açılan kapı ile herkes diklesirken Minho da bacağından kalkmak zorunda kaldı. Gelen muhafızlardan ikisi önce tek tek gece kontrolü yapmış üstümüzü aramaya başlamıştı en son hiç birimizde bir şey çıkmayınca- ah kimi kandırıyorum odada 70 kişi kalıyoruz 100'den fazla bıçak çıktı. Tabii o bıçakların çoğunluğu Hyunjin ve çetesine ait olması başka bir olaydı.

  Yerinden kımıldamayan muhafız biten kontrol ile aramızda gezmeye başlamıştı. "Han Jisung? Nerede?" Derin soluklar ile kurduğu cümleye karşılık elimi kaldırarak bir adım öne çıkmıştım. "Hhungje Bokjiwon seni çağırıyor" derken yüzüme bile bakmadan kapıya doğru ilerlemisti. Yatakhanedeki çoğu kişi tuttukları  nefeslerini bırakırken benim gözlerim ise muhafizda takılı kalmıştı hala. "Ne bekliyorsun, düş önüme çabuk." Kapıda bekleyen öbür muhafız bağırırken hızla yürümeye başladım bir yandan da -o sıra benimle tek göz teması kuran kişi olduğu için- Changbin'e, Minhoyu işaret etmiştim ki o da anlamış gibi kafasını aşağı yukarı sallayıp gulumsemisti.

  Hhungje Bokjiwon yanii öbür adıyla bu sistemin kurucusu ve müdürü. İki ay da bir yanına çağırırdı ne kadar bundan rahatsız olsam da yapabileceğim bir şey olmadığı için el mecbur bir durumda kabul etmek zorunda kalmıştım. Önden giden muhafız kaçmamam için kapıyı açarken derin nefesler alıyordum.

"Sakin ol Jisung, bu ilk değil sonuçta yapabilirsin." Kendi kendimi teselli etmeye çalışmam işe yaramak yerine beni daha kötü bir hale sokarken titremeye başlamıştım "bu sefer kendini çok özlettin" diyen sesin bana tek katkısı ağır bir mide bulantısından başka bir şey değildi.

"Jisung'u niye götürdüler kötü bir şey yapmadı ki? Geri gelecek mi?" Ardı arkası kesilmeden sorular soran Minho Seungminin ölümcül olduğunu düşündüğü bakışlarının muhattabı olduğunu sanıyorduama Seungminin odak noktasu olan Jeongin hiç takmadan arkasını dönüp yatmıştı arada Chan tarafından durtuklendigi için uyanıp iki kelime edip geri uyuyordu. "Jisung kötü bir şey yapmadı merak etme sabaha gelir." Hyunjin kısaca  konuşurken Changbin'in yanına oturmuştu "bu planın tutma oranı ne peki? Bıçaklarımız bile yokken nasıl bir isyan çıkaracağız" Geçen sefer yaptıkları plan daha ilk aşamada başarısız oldugu için yeni plan yapmaya çalışıyorlardı ama ellerinde gene sıfırdan başka bir şey yoktu.

  "Denemekten başka şansımız yok şu an çünkü ben bu bok çukurunda daha fazla durmak istemiyorum." Kızgınlıkla Hyunjin'i cevaplayan Changbin'e, Hyunjin  burun kıvırmış Jeongin'in uzattığı bacaklarına uzanmıştı. "Arkadaşlar Jisung hala gelmedi iyi olacağına emin misiniz?" Minho son kez şansını deneyerek sorduğu soruya alamadığı cevap ile dudak büzerek yatağın kenarına sindi.

  Jisung vücudunda hissettiği ağrılar ve morluklar ile yatakhaneye girerken saatin daha erken olmasından kaynaklı herkes uyuyordu. Felix ile sarılarak uyuyan Minho'ya bakarken küçük bir kıkırtı kaçırırken kendi yatağında yatan Hyunjin'i görünce onun yanına adimlamisti. Etrafta boş yatak olmadığı için ve acılarına rağmen uykusu olduğu için Hyunjin'in yanına kıvrılmaktan başka çaresi yoktu.

  Daha yatağa oturmadan gözlerini açan Hyunjin ile korkuyla kendini yere atarken Hyunjin ise ona gülmeye başlamıştı. "İşte bazı insanlar... bazı insanlar böyle şerefsiz oluyor. Gülüyor hala gülmesene oğlum" derken ayağındaki ayakkabıyı çıkarıp Hyunjin'e atmıştı. En sonunda gülmesi geçen Hyunjin, Jisung'u kolundan sürükleyerek tuvalete getirmişti.

"Bunlar krem işine yarar ağrısını tamamen almasa da en azından daha rahat iş yapmanı sağlar. Ben geri yatıyorum sürünce gel uzan yanıma eğer benim gibi bir mükemmel ile yatmayı kaldıramazsan da canısı böcekler ile yerde iyi yatmalar sana" öpücük atarak tuvaletten çıkan ve söz hakkı vermeyen Hyunjin'in arkasından Jisung etrafa boş boş bakiyorken o sırada kapı tekrar açılmış Hyunjin tekrar girmişti " ve unutmadan Minhoyla konuşun yarın çok meraklandı, bizi de zorla ayakta tuttu ruh hastası... çok uykum var Jisung yemin ederim senden çıkarırım acısını sakin o kremleri sürmeden gelme yanıma almam bak yatağa" demiş bu sefer saçlarını savurarak çıkmıştı tuvaletten.

Kapağını açtığı kremi nazikçe morlukların üstüne sürmüş en sonunda işi bitince de Hyunjin'in yanına uzanmıştı. "İyi geceler böcek" diyen Hyunjin'e arkasını dönerek uyumuştu. "iyi geceler sırık"

"Son" toplama kampıHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin