1.Cinayet

114 6 0
                                    

Öncelikle kitapta geçen kurumlar hakkında yanlış bilgi kullanırsam kusuruma bakmayın. Daha önce öyle ortamlar görmedim ve internette de pek bir şey olduğu söylenemez.

Medya daki bizim kız.

Sokak boştu. Gecenin karanlığı şirketin karşısındaki evlerin rengini örtüyordu. Ürkütücü bir sessizlik ve hafif esen bir rüzgar sokağa hakimdi.

Yaz tatiline yeni girmiştik. Annem ve babam şirkete iyice yoğunlaşmışlardı. Şirketin batma ihtimali ikisini de korkutmuşa benziyordu. Kurtarma ihtimalleri vardı. Kimsesiz bir aile olarak tek varlığımız şirketti. Onu da kaybedersek tam anlamıyla ortada kalırdık.

Annem ve babam geç saatlere kadar çalışarak şirketi kurtarmaya çalışıyorlardı. Ben de mecburen gece şirkette onlarla kalmak zorundaydım. Buna sebep olan onların baskısı değil benim, karanlık fobimdi.

Elinde dosyalarla koşturan annemle ve hızlı hızlı bir defterin sayfalarını çeviren babamla aynı yerde tıkılı kalmıştım. Açık camdan bakınca hafif esen rüzgar hissediliyor ve gecenin karanlığı görülüyordu.

Beni ürperten karanlıktan gözlerimi alarak başımı gökyüzüne çevirdim. Yıldızlar sanki bütün karanlığın ve umutsuzluğun içindeki umut ve küçük mucizeler gibiydiler.

- Esila, on dakikaya çıkıyoruz.

Annemin sesi gözlerimi ona çevirmemi sağladı. Başımla hafif onayladım. İnce hırkamı vücudumu tiz bir şekilde esen rüzgardan koruması için üstüme geçirdim.

Dışarıyı izlemek için büyük pencerenin kenarına koyduğum sandalyeyi geride ince sesler bırakacak şekilde, ayağımla iterek yerine yerleştirdim.

Annem ve babam dosyaları toparlamakla meşguldü. Hiçbir zaman o kadar yakın bir aile ilişkimiz olmamıştı. Onlar hep işleriyle meşguldü. Bense soğuk tavırlarımla ve arkadaş ortamımla.
Hep işleriyle uğraşmalarına rağmen nasıl rakip şirketimizin bizi batma noktasına getirdiğini hala anlayabilmiş değildim.

Ben küçükken ve onlar işlerine bu kadar takmış durumda değilken yakındık aslında. Ne zaman annem bana nefret ettiğim pembe rengi zorla giydirmeye başladı , işte o zaman kavga etmeye başladık. Biliyorum basit bir sebep, ama hani böyle bir insan böcekten , ya da limondan falan nefret eder ya benimki de öyle. Pembeden nefret ediyorum.

Sonunda iki masanın üstündeki yığılı olan dosyaları toplamayı bitirmişlerdi. Bende ilk içeri girdiğimde yere bırakmaktan çok uzak bir şekilde , resmen fırlattığım çantamı elime aldım.

Önce saatlerce içinde olduğumuz odanın kapısını kilitledi annem. Şirketin merdivenlerinden inerken nefes alış-veriş seslerimizden ve ayak seslerimizden başka bir ses duymak mümkün değildi.

Şirketin büyük ve siyah kapısından çıktık. Bu şirketten nefret ediyordum. Dış cephedeki açık pembe boya da nefretimin en büyük sebeplerinde ilk sırayı oynuyordu.

Sessiz sokak bir kez daha ürpermeme sebep olmuştu. Kendime " Bu şirketin böyle tenha bir yerde ne işi var ?" diye sormuyor değildim.

Bir olay olsa kimsenin ruhunun duymayacağına emindim. Koca sokakta bulunan bir sokak lambası ve tek bir güvenlik kamerası olmaması bu düşüncemi destekliyordu sanırım.

Ben önde, onlar arkada arabaya doğru ilerliyorduk. Arkamdan kol kola gelen çiftimize yüzümü buruşturarak baktım. "Esen Şirket " i geride bırakmıştık. Anne ve babamla aramda yaklaşık on adım vardı.

İçimdeki, beni yeyip bitiren o kötü hissi bir olaya mı yormalıydım, yoksa hiç aldırmamalı mıydım?

Sessiz sokakta yüksek dozda ardı ardına iki ses duyuldu ve arkamdaki ayak sesleri durdu. Tedirgince arkamı döndüm.

Aklıma bir sürü ses ve soru hücum ederken ağzımdan bir haykırış çıktı:

- Anne, baba !

Ve zaten beni desteklemek için bekleyen gözyaşlarım, yanaklarımı ıslatmaya başlamıştı.

KatilHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin