2

17 3 18
                                    

Meraba! Taehyung'umuzun hayatını biraz daha inceliyoruz bu bölümdee. Keyifli okumalarr! 🎀

-tetaeguk

**

Arabadan resim çantamı da alıp indim ve dükkana doğru ilerledim. İçeri girip dükkanı hazır hale getirip sandalyeye oturduğumda cebimdeki telefonum titreşmeye başladı. Telefonu açarak kulağıma dayadım.

"Efendim?"

"Oğlum, nasılsın? Çok özledim seni."

"İyiyim anne. Sen?"

"Ben de iyiyim. Napıyorsun bu aralar?"

"Her zamanki işler, dükkanı aç-kapa, tablo yapıp sat. Hep aynı ilerliyor."

"Güzel, işlerin iyi gitmesine sevindim."

"Şimdi tablomu tamamlamam gerekiyor, görüşürüz seni seviyorum."

Annem de görüşürüz deyince telefonu kapatıp masaya bırakmış, resim çantamdan tabloyu çıkarıp boyamalarıma devam etmiştim.

Arada müşteriler gelmişti, sipariş ettiğim boya ve tuvaller de gelirken kapıya yaklaşan tanıdık beden ile gülümsemiştim.

"Taehyung! Günaydın dostum!"

"Günaydın Yoongi! Hoş geldin, nerde kaldın?"

"Ya geldiğim yolda kaza olmuş yolu da kapatmışlar, başka yollardan geldim, biraz zorladı işte."

"Anladım, sen biraz müşterilerle ilgilensen, ben de yeni tabloya başlasam olur mu?"

"Olur tabii, kolay gelsin."

İçten bir şekilde gülümseyerek yeni tuvallerden birini açmış, şövaleye yerleştirmiştim. Çizmem gereken şey çimenlerin arasında havuç yiyen bir tavşandı.

Tavşanın dişini çizmeye başladığımda aklıma birden kafede gördüğüm çocuk gelmişti. Dişleri aynı çizimimdeki dişler gibiydi, küçük elleriyle birlikte bir tavşanı andırıyordu. Aklıma dolan görüntüsü ile hafifçe gülümsemiş, ardından çizme devam etmiştim.

*

Çizimi nihayet bitirdiğimde dükkanın kapanmasına az bir vakit kalmıştı. Bugün normale göre daha az müşteri gelmişti, bu yüzden de Yoongi çok yorulmamış, hatta -sanırım ilk defa- "Bir cafede oturup kahve içelim mi?" bile demişti.

"Yoongi? İyi misin?" Teklifine karşı şaşırdığımı belirten bir ses tonuyla konuşmuştum.

"İyiyim de... Nerden çıktı şimdi?"

"İlk defa bir teklif duydum da senden."

"Taehyung... Abartmasan mı?" Gözlerini devirip arabalara doğru ilerlerken arkasından gülerek gitmiştim.

"Benim bildiğim güzel bir cafe var, yeni açılmış. Oraya gidelim bence."

"Bana uyar. Nerede peki?"

"Sen bin arabana, önden gideceğim beni takip edersin."

Dedikten sonra ikimiz de arabalara binip sürmeye başladık. Sabah gittiğim cafeye geldiğimizde arabayı park ettim, Yoongi ile arabadan aynı anda inerek Cafeye yürümeye başladık. İçeri girdiğimizde Yoongi bana istediği kahveyi söyleyip kanepe olan kısma oturmuştu.

Kasaya geldiğimde tavşan yüzlü çocuk yoktu, gözlerim onu ararken istediğimiz kahveleri söyledim ve sipariş alma bölümünde beklemeye başladım. Neredeydi acaba? Çıkmış olabilirdi, günün bu saatleri çalışmıyordu büyük ihtimalle.

Kahveleri aldıktan sonra Yoongi'nin yanına ilerledim ve onun kahvesini vererek karşısına oturdum. Arada konuşuyor, sohbet ediyorduk. Olur da belki gitmemiştir diye gözlerim etrafta dolanıyordu ama asla göremiyordum.

"Taehyung? Neden sürekli etrafa bakıyorsun? Bir şey mi oldu?" Yoongi'nin sesi ile odağımı ona çevirmiş ve başımı olumsuz anlamda sallamıştım.

"Ha... Yok, öylesine bakıyordum."

Öylesine...

Yoongi biraz şüphe ile bana baktıktan sonra telefonunu alarak gezinmeye başlamıştı.

Bu kahveyi nedense sevememiştim, ama sabah içtiğim çok hoşuma gitmişti. Ya da bu tamamen duygularımın bana oynadığı bir oyundu.

Beni düşüncelerimden kurtaran şey Yoongi'nin konuşması oldu.

"Kahve güzelmiş, sen bitirmedin mi kahveni?"

Kahveyi bitirmediğimi onun sözleriyle farkedince, yarısı dolu olan bardağa bakarak konuştum.

"Sanırım biraz yavaş içtim, soğudu o yüzden."

"Sen iyisin değil mi Taehyung? Kahveni hep benden önce bitirirdin, ilk defa senden önce bitirdim."

"Dedim ya, soğuyan kahve içemem, iyiyim." Yoongi anladım dercesine kafasını salladığında yavaşça yerimde doğruldum.

"Kalkalım mı?"

Yoongi yine kafasını salladı ve ayağa kalkıp üstünü düzeltti. Ben çıkışa ilerlerken arkamdan gelerek kolunu omzuma attığında, elime para sıkıştırmış olduğunu farkettim. Tek kaşımı kaldırarak paraya baktığımda konuştu.

"Kahve parası, vermeyi unutmayayım." Dediği ile ikinci bir şoku yaşarken ağzımı konuşmak adına araladım.

"Yoongi saçmalama geri al bu parayı." Elimdeki parayı Yoongi tarafından sıkıca kapatılmış elini açmaya çalışarak içine koymaya çalışıyordum.

"Öptüm kendine çok iyi bak!"

Hızlıca yanımdan ayrılmış ve arabaya doğru koşar adımlarla ilerlediğinde arkasından gülerek ona el sallamıştım, bu çocuk asla akıllanmayacaktı.

Arabaya binip eve sürerken, Seoul'un kalabalık sokaklarından geçip gidiyordum. Annem kalabalığı ve çok sesi sevmediği için doğduğum yer olan Daegu'da kalmak istemişti. Ben de, Yoongi'nin "satışları burada daha kolay ve işlevli yaparız" düşüncesine ortak olarak Yoongi ile beraber buraya gelmiştim.

Eve vardığımda üstümü değiştirip mutfağa gittim. Buzdolabından aldığım hazır yemeği mikrodalgaya atarak ısınmasını sağladım. Yemek konusunda hiç ama hiç iyi değildim. İyi olmaya uğraşacak biri de değildim. Kısacası yemek yapmak ile aram çok kötüydü.

Isıttığım yemeği alarak yemiş, sonrasında odama gidip biraz dinlenmek için uzandığım yatakta çok geçmeden uykunun kollarına teslim olmuştum.

**

Bölümler biraz kısa şuanlık, ama ileride uzatmaya çalışacağım. Kendinize iyi bakınn!

 Kendinize iyi bakınn!

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Smeraldo - TaekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin