9. BÖLÜM: MECBURİYET VE MAHKUMİYET
(Kaderin hileli oyunu.)Mecburiyet ve mahkumiyet insanın kaderidir. Aslında mecburiyet zaten mahkumiyettir. Mecburiyet ki boynuna dolanan bir yılandır. En zayıf anını yakalayıp alçakça zehrini damarlarına salar. Mahkumiyet ki bu zehire dayanamayıp seni çökertip ölmeye mahkum edendir. Öyle hemen değil acı çektire çektire öldürendir. Ve insanoğlu o kadar iki yüzlüdür ki seni kendine mecbur bırakıp, mahkum eder. Bazen istesen de gidemezsin. Bazen çığlık çığlığa bağırsanda sesini duyuramazsın.
Aynadaki beyazlar içinde olan yansımasına baktı. O gün bu gündü. Her şeyin başlangıcı olan o gün bu gündü. Hayır ağlamıyor du. Artık kabullenmişti. Madem Tanrı böyle istiyordu böyle olacaktı. Karşı çıkmak ne haddineydi.
"Ben gelin oldum anne." Dedi gülümseyerek aynadaki yansımasından bir an olsun gözlerini ayırmadan.O an beyninin en tenha köşelerine attığı tozlanmış, silik bir anı doldu zihnine.
"Anne nasıl oldum?" Diye sordu minik Açelya Kendine doladığı beyaz çarşafla bir o yana bir bu yana koşarken.
"Çok güzel olmuşsun çiçeğim."dedi Şebnem kızına kahkahalarla gülerek.
"Ben büyüyünce çok güzel bir gelin olacağım." Dedi koşmayı bırakarak.
"Tıpkı senin gibi güzel bir gelin." Dedi eliyle annesinin düğün fotoğrafını işaret ederek.Şebnem'in yüzündeki gülümseme büyük bir darbe yedi. Ama çaktırmadı gülmeye zorladı kendini.
"Benim gibi olma kızım." Dedi zoraki bir gülümseyişle."Nidennn?" Dedi küçük kız fotoğrafa hala hayranlıkla bakarak.
Devamı silikleşti. Hatırlayamadı. Bir cevap alamadı. Bu cevabı hatırlamasada yıllar çok güzel bir cevap vermişti ona. O küçük narin tomurcuk açmış kıpkırmızı dikenli bir güle dönüşmüştü. Şimdi ise bir tomurcuk taşıyordu içinde. Bu anı niye hatırlıyordu ki şimdi? Ne gerek vardı? Fakat gerçekten de çok güzel bir gelin olmuştu. Yeşil hareleri cam gibi parlıyordu her zamanki gibi. Dolgun dudağı, al al yanakları, uzun kıvrık kirpiği ve yüzüne renk veren makyajı ile harika bir gelindi .
Gelinliğinden taşan göğüsleri onu fazla iddialı kılıyordu. Göbeği de çok belli etmiyordu. Bu yüzden de çok mutluydu. Birazda gergindi. Hatta biraz değil baya gergindi. Kalbi çok hızlı atıyordu. Hatta elleri titriyordu. Son zamanlarda stres yaptığında elleri titriyordu. Stres ona iyi gelmiyordu ama stresten kaçamıyordu. Bir labirentin ortasına düşmüştü. Çıkış yolu bulamıyordu. Böyle bir labirentte çıkış yolu aramak aptallıktı zaten. Sonu olmayan bir belaya bulaşmışlardı. Aradan o kadar zaman geçmişti. Atakan'ı sevmeye çalışmıştı. Kendini zorlamıştı. Ama olmamıştı ufak bir hoşlanmadan ileriye gitmemişti hisleri. Ama hayattı bu ne olacağı belli değildi. Yüreğine bir acı kiralamıştı. Bu acı belki de yüreğinde kalıcıydı. Bilmiyordu. Hayat onu hiç beklemediği bir noktadan vurmuş, aldığı darbe ile duyguları felç kalmış gibiydi.
Kapının çalmasıyla aynadan bakışlarını çekti.
"Gel." Dedi soğuk bir ses tonuyla.Aldığı komutla içeri girdi Atakan. Kapıyı kapatarak beyazlar içindeki Açelyaya doğru ilerledi. Açelya kafasını çevirerek gelen kişiye baktı. Fakat Atakanın gözleri onu çoktan bulmuştu. Adamın gözleri kadının her bir zerresini inceledi. En son gözlerine değdi gözleri ve bir daha çekmedi gözlerini.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MASKENİN ARDINDA
Fantasy"Çok güzel severim seni" dedi umutsuzluğun içinde umut arayarak. "Çok güzel üzerim seni" dedi tüm umutları karartarak. Adam itiraf etti aşkını kadınına haykırarak, kadın reddetti adamını kendi sebeplerine inanarak...