23

192 19 13
                                        

Chanyeol telefonu hızlıca şarja takıp dolabından giyeceği kıyafet için yatağına üç tişört iki tane de şort serdi ve aralarında seçim yapmak için hepsini süzmeye başladı. Ama herhangi birini seçmeden aklına daha mantıklı bir şey geldi. Daha annesine sormamıştı, yani izin vermeme ihtimali vardı. Elinden geldiğince kendini evden kovdurmaya çalışacaktı lakin işe yaramazsa en azından çok zaman geçmeden buluşmayı iptal etme şansı olacaktı.

Odasından çıkıp salona ilerledi ve tahmin ettiği gibi annesi koltukta uzanmış telefona bakıyordu. Kapıda onu görünce sorgular şekilde Chanyeol'a baktı.

"Benden yine ne istiyorsun?" dedi annesi bıkkınlık dolu bir sesle.

"Niye her şeyi üzerine alınıyorsun?" diye sordu Chanyeol imalı bir şekilde.

"Ne zaman bir şey söylesen hep benim hakkımda oluyor da ondan" dedi annesi ve telefonuna bakmaya geri döndü. Chanyeol'un bir şeyler yapması gerekiyordu.

"En son ne demiştim dur düşüneyim, evet tam bir erkek avcısı olduğunu söylemiştim. Haksız mıyım ama?" dedi Chanyeol. Göz ucuyla annesine baktığında sinirlenmeye başladığını gördü. Daha doğrusu yaptığı mimik ona bu yorumu çıkarttırmıştı.

"Ağzını topla, karşında arkadaşın yok!" dedi annesi sesini yükselterek.

"Arkadaşım yok ama bir anne de yok" dedi Chanyeol hiç acımadan.

"Sen, ne biçim bir çocuksun böyle? Rezilsin ve terbiyesizsin" dedi annesi telefonu kenara atarak.

"Noldu, sevgilini aramayacak mısın? Götün sıkışınca hep onu arardın ondan soruyorum" dedi Chanyeol.

"Sen olduğun müddetçe asla gerçekten düzgün bir ailemiz olamayacak bunu biliyorsun değil mi? Her şeyi bozan sensin." dedi annesi. Ardından kalkıp Chanyeol'un üzerine doğru yürümeye başladı. "Hâlâ keşke olmasan diyorum kendi kendime. Babandan hamile kalmasaydım asla o adamla da evlenmezdim, ama sen bunu kendine yediremiyorsun" diye de ekledi. İşler yine pisleşmeye başlamıştı.

"Sanki ben senin gibi bir annemin olmasını isterdim? Emin ol seçme şansım olsa seni seçmek aklımın ucundan bile geçmezdi" dedi Chanyeol. Annesinin boyu koluna geldiği için eğilerek bakıyordu.

"Sana yaptıklarımın hepsini unutuyorsun. Sana verdiğim onca emeği-" dedi annesi ama sözü yarıda kaldı çünkü Chanyeol'un sabrı tükenmişti.

"Bana ne sikim bir emek verdiğini örneklerle söyler misin Tanrı aşkına?! Bana ne zaman iyi davrandın, ne zaman sırtımı okşadın, ne zaman destekledin? Anca git erkeklerin sikini yala!" diye bağırdı Chanyeol, bunun üzerine annesi sert bir şekilde Chanyeol'un yanağına tokat attı.

"Çık git şu evden" dedi ve geri koltuğa oturdu. Sinirden elleri titriyordu ve Chanyeol biliyordu ki o gittiğinde annesi kendi kollarını tırnaklayacaktı. Çocukluğundan beri ne zaman onunl tartışsa diğer gün annesinin kolları tırnak izleriyle dolu olurdu. Çok alışıldık bir şeydi bu onun için.

Chanyeol istediğini alınca koşarak odasına gitti ve kapıyı sertçe çarptı. Yine sinirlenmişti ama bu sefer unutmaya çalışacaktı çünkü Baekhyun ile buluşacaklardı. Ve belki de öpüşeceklerdi.

Yatağın üstünden giyeceklerini seçip aldı ve hızlıca üstünü değiştirdi. Şarjı az da olsa dolan telefonunu sonra da cüzdanını cebine attı. Ardından hızlıca dış kapıya ilerleyip ağlayan annesini göz ardı edip evden çıktı. Hızlı adımlarla yürüyordu çünkü bir an önce Baekhyun'a sarılması gerekiyordu. Baekhyun'dan onun başını okşayıp bir şeyin olmadığını söylemesine ihtiyacı vardı.

Deniz havası almak istediği için sahil yolundan gitti ve Luhan'ın cafesinin olduğu sokağa girdi. Cafenin önüne gelinde kendi kendine durdu. Gidip selam vermeli miydi yoksa siktir edip geçmeli miydi?

dershane :: chanbaekHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin