Merhaba, bu bölüm biraz olaylı olsun dedim. O zaman başlayalım...
&
&
&"Sana ben az önce ne demiştim!"
Şuanda öyle bir haldeydim, haldeydik ki çok korkuyordum. Kendimi mutfak tezgahının üstünde o adamın üzerime eğilip iki kolunun arasında olmam kadar saçma bişey yoktu gözümde.
"Birşey yapmıyordum ki sadece bahçeye çıkacaktım." Somurtan yüz ifademi çoktan takınmıştım.
"Sen bana evi gezeceğim dedin. Bahçe kelimesini duyduğumu hatırlamıyorum!" Eh! Bu kadarıda fazlaydı artık. "Sen artık haddini aşıyorsun kendine gel!" Sinirlerim iyice gerilmişti. Üzerime biraz daha eğilip katil sırıtışı yaptı.
"Yoksa?"
"Ne yoksa?" Demiştim.
"Kendime gelmezsem ne yaparsın?" Biraz daha eğilirse...Ellerim ile onu omzundan itmeye çalıştım. "Sen o cüssenle beni itebileceğini mi sanıyorsun?" Kafamı hayır anlamında salladım.
"Ayrıca soruma cevap ver!?"
Anlık bir cesaretle "kendine getiririm!"
İyi poğk yedin...
"Hmm demek öyle. Peki beni kendime getirmek için ne tür bir senoryo uygularsın hanfendi?" İşte şimdi bitmiştim. "Bırak artık beni!" Başka bir yola sapmaya çalışmıştım ama eli bianda bacağıma deymişti. Gittikçe elleri yaklaşıyormu ne? "Soruma cevap verirsen seni rahat bırakabilirim ancak cevabın beni tatmin etmeli." Şimdi ne yapacaktım ben... İç ses yardım et.
Naneleri yerken banamı sordun hacı zaten adamın gözleri beni benden almış büyülenmişim. Bırakta güzelce ne bakayım şu adama...
"Şimdi şöyleki önce tokat atardım. İki bağırırdım. Sonra kızar nasihatler verirdim." Aklıma geleni söyleyince böyle sıkışıyordu insan. "Tatmin olmadım verdiğin cevapla." Allah'ım sen koru yarabbim. Kolları artık vücuduma değiyordu. Kafasını biraz daha eymişti...
Ve bir telefon sesi...
"Hay senin ben!" Eline telefonu alıp cevaplamıştı.
"Ne var!" Aman ne kadarda naif bir insancık. Karşı tarafın söyledikleriyle gözleri koyulaşmış sinirle soluk alıp vermeye başlamıştı. "Bekleyin beni geliyorum!" Karşı tarafı dinlemeden telefonu kapattı. Daha ben gözlerimi kulağından indirdiği telefondan çekmeden kollarımdan tutup tezgahtan indirmişti.
"Gidiyorum." Kafamı tamam anlamında sallamıştım. "Bahçeye çıkman yasak ne zaman gelirim belli değil. Akşam yemeğini ye! Televizyondan birşeyler izle, evi gez. Uykun gelincede uyu." Sanki beş yaşındaki bir çocuğa diyordu bunu. "Bana ne yapmam gerektiğini söyleyemezsin." Demiştim ve kollarımı bağlamıştım. Elleri ile belimi tutup kendi vücuduna yapıştırmıştı. "Biliyormusun şuanda sinirliyim ve heran herşeyi yapabilirim bence şansını zorlama."
Derin bir nefes alıp gözlerini kapatmıştı. Bu sefer cidden sinirliydi ve ona bulaşmak gibi bir niyetim yoktu. "Tamam." Demiştim. Kolları beni bıraktığında kaçar adımlarla mutfağı terketmiştim. Salona gelmiştim ve koltuğa oturdum. Önümdeki sehpada duran dergilerden birini alıp okuyormuş gibi gözükmeye çalıştım. "Ters okumayı seviyorsun galiba?" Hemen yanımdaki yüzüne geriye giderek baktım. "Sende sessizce insanlara yaklaşmayı seviyorsun galiba?" Kafasını evet anlamında sallamıştı. "Al." Elinde tuttuğu kitaba baktım bu benimdi?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARAL
HumorAlina'nın babası Mehmet bey, şirketinde çalıştığı pozisyonun üstüne çıkınca ailesi ile bunu kutlamak için bir otelde kalmaya giderler... Ama bilmedikleri bir şey var. Alina onlara 3 yıl öncesindeki olayı anlatmamıştı. Bir mayfayı kurtarmıştı Alina...