Beğenmeyi ve yorum yapmayı unutmayın🏵
○○○
Olayların üzerinden bir gün geçmişti. Jisung hamile olduğunu öğrendiğinden beri sürekli karnını seviyor, elinde olmadan sırıtıyordu. Alfasına bu durumdan bahsetmek için sabırsızlanıyordu ama kendisini bulamıyordu.
Sıkıntılı bir nefes verdi. Normalde stresli olmaması gerekiyordu ama dünkü yaşadığı olaydan ve mührünün tekrar canını yakmasından çok korkuyordu. Bu olayı hala unutamamıştı. Aklında bazı sinsi planlar vardı ama şuan sadece alfasını istiyordu.
Masasına bırakılan çayından bir yudum aldı. Normalde olsa bir kadeh şarap içerdi ama şuan hamileydi ve yediği içtiği şeye dikkat etmesi gerekiyordu. Yoksa Seungmin onu parçalardı. Bu yüzden elindeki papatya çayıyla idare etti.
Derin bir nefes aldı ve yaşadığı şeyleri düşündü. Daha ne olduğunu anlamdan Lee krallığına gelin olarak gitmişti. Her şey o kadar ani gelişmişti kii herhangi bir tepki verememişti. Ama bundan pişman değildi.
Eskiden olsa zayıf ve korkak olduğu için sürekli ağlar, hatta kaçmaya bile çalışırdı. Ama Lee krallığının prensine aşık olduktan sonra her şey değişmişti. Alfası ona güç vermiş ve daha ne olduğunu anlamadan herkes ondan korkar olmuştu.
Şimdi de kralına bir veliaht vericekti. Hayatında başka bir şey istemiyordu şuan.
O, kafasındaki düşüncelerle çayını yudumlarken odasının kapısı çalındı ve içeriye bir muhafız girdi. Jisung tek kaşını kaldırıp ne olduğunu sorgulayacakken muhafız konuşmaya başlamıştı.
"Majesteleri, istediğiniz konuk geldi. İçeriye alıyım mı??"
Ne çabuk gelmişti?? Onu bu kadar kısa sürede beklemiyordu.
"Gelsin."
Jisung oturduğu yerde toparlanıp misaferini beklerken, içeriye sarı saçlı uzun boylu bir genç girdi. Gencin yüzünde muzip bir gülümseme vardı ve bu durum Jisung'u da güldürmüştü. "Hoşgeldin Hyunjin, bende seni bekliyordum"
"Hoşbulduk yenge" diye sırıtarak kendini koltuğa attı Hyunjin. Onun bu rahat tavrı Jisung'un kafasının sağa sola sallamasına yol açmıştı. Tavırları rahatsız etmiyordu ama insan imrenmiyor değildi.
Hyunjin, alfasının kardeşiydi. Anneleri farklı olsa da babaları aynıydı. Bu durum onlarda bir sevgi belirtisi göstermiyordu ama nede olsa kardeşlerdi. Sorun şu ki bunu gösterme fırsatları olmamıştı. Hyunjin 18 yaşına bastıktan sonra sürgün edilmiş ve şuan geçimini korsanlık yaparak idare ediyordu.
Sürgün edilmesinin sebebi ise alfasının annesiydi. Kocasının başka bir kadından oğlu olması onu sinirlendirmiş ve kocası öldükten sonra yetki kendisinde olduğu için onu sürgün etmişti. Alfası bu durumda hiçbir şey yapamamış ve sadece emirlere uymuştu.
Ama şimdi önlerinde hiçbir engel yoktu. Eski kraliçe ölmüştü ve onların tekrar kardeş olmaması için bir neden göremiyordu. Sadece mektuplarla konuşarak birbirlerine dert yandıkları kardeşleri Jisung birleştirecekti. Tabi Hyunjin'i buraya getirmesinin sebebi başkaydı.
"Bu kadar hızlı gelmeni beklemiyordum"
"Gemim erzak almak için bu limanda durdu. Ulağını alır almaz hemen buraya geldim. Burayı özlemişim, hiç değişmemiş"
Hyunjin etrafı bir güzel incelemişti. Hiç değişmeyen duvarlara ve yere baktı. Eski günler aklına gelince de kafasını iki yana sallayıp onun için getirilen çayını yudumladı. Gemisi bu koca yerden daha güzeldi. Moralinin bozulmasına gerek yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
A Queen // Minsung
Fanfiction[ARA VERİLDİ] Lee krallığında yaşayan Minho ile Jisung, mutlu bir evlilik geçiriyorlardı. Ta kii bir gün Jisung mühründe acı hissedinceye kadar... *Yan shipler; - Hyunlix - Chanmin - Jeongbin
