yazarın ağzından...
emily:-" ş-şunun yaptığını gördün mü?" diye sinirle, tısladı vanessaya. vanessa ben karışmam anlamında ellerini havaya kaldırdı. emily hızlı bir şekilde içeri girdi. korumalar o girene kadar, yana kaydılar. çünkü, barın sahipleri olduklarını biliyorlardı.
vanessa miley' e 'ben giriyorum' işareti yaptı. o sırada miley telefonla konuşuyordu. kafasını sallamakla yetindi. avril arkasını dönüp, kim işareti yaptı. miley eliyle boş ver işareti yaptı. avril korumalara selam verdi ve içeri girdi.
miley, kontağı çekti ve kapıyı açıp çıktı arabadan. kapıyı bile kapatmaya gerek duymamıştı. çünkü korumalar park edecekti.
miley arabadan çıkarken, telefonda ki patrick'e ;
miley:-" ne? ben bir şey yapmadım ."dedi, gülerken. justin'nin dikkatinide en çok o çekmişti. bu kızı sanki bir yerden hatırlayacak gibiydi ama hatırlayamıyordu bir türlü.
miley telefonu kapatıp, korumalarla konuştu.
miley:-" nasılsınız çocuklar." dedi, elinde ki telefonu arka cebine atarken.
x :-" iyiyiz. yalnız siz çok büyümüşsünüz efendim." dedi birinci koruma oradan.
miley:-" arkadaşlar sizli bizli yok lütfen." dedi, ardından içeriye girdi.
miley'nin ağzından...
neredeyse her boku yiyen insanlar vardı. iğrençlerdi. zaten bütün barlarda böyle olurdu ya. etrafta, mal gibi dans edenlere çarpa çarpa, barmenimiz olan jack, avril ve emily'nin yanına gittim.
jack:-" ov miley çok büyümüşsün... gerçekten." dedi, şaşırmış şekilde.
ben:-" bekle bir dakika, beni daha önce hiç görmedin nereden biliyorsun." dedim, şaşırmışçasına.
avril:-" emily'nin ağzında bir şey saklanmaz bilirsin." dedi, emily'i işaret ederek.
emily hariç üçümüzde güldük.
ben:-" her neyse çocuklar benim çıkmam gerek. keyfinize bakın. yukarı ki merdivenlere çıktım. avril bağırdı.
avril:-" serbest mi?!" dedi, içki içmeyi kastederek. çok içki içmek için benden izin alması gerekirdi. aksi takdirde, onu öldürürdüm. sarhoş görmediniz. çok berbattır.
ben:-" sadece şimdilik. emily sen de." dedim. ardından, odama girdim.
içeride bir adam vardı 30 yaşlarındaydı. belki de daha fazla. masanın koltuğuna oturdum. (patron koltuğuna yani) adam konuşmaya başladı.
x :-" adım mack. umarım tanımışsındır."
--
tanışma ve sarılma faslını geçtik.
mack:-" tish bieber. yeni kocası jeremy bieber. jeremy'nin çocukları, justin, jack ve sasha.
tish'in ise biliyorsun kardeşlerin." ellerimde devam et işareti yaptım. " jeremy ve oğulları" dedi, ve sustu. devam etti. " tıpkı bizim yaptığımız işleri yapıyorlar. adam öldürmek faslı gibi işte. patrick'in kararına göre, onlarla iş birliği yapacağız. sen ne dersin?" dedi.
ben:-" benim hayatımsa tek önem verdiğim şey işimdir. eğer, işime yarı-ya-c-a-k-la-r-s-a olur." dedim, basit ve kolay bir şekilde. evet bu doğruydu.
benim hayatım da en önem verdiğim şeyim, - canımdan bile- işimdir. bu kural asla değişmez. değişemez.
aşağıdan gelen kırılma sesiyle mack'in yüzüne 'neler oluyor' bakışı attım. anlamamış gibi kafasını salladı.
hemen odanın dışına çıktık. ve aşağıyı izlemeye başladık ( arkadaşlar, mültimedyada var ya hani, balkon gibi işte he onun gibi bir bar üste balkon gibi bişey var)
yazarın ağzından..
justin'in sürtüğü, avril'ı kıskandığı için ona bir şeyler yapmaya karar verir. avril'ın tamamen kendini beğenmiş olduğunu ve hiç bir şey yapamayacağını düşünür. bu yüzden, justin'in arkadaşlarına dönerek -8 kişiler toplam-
miuca:-" bakın şimdi ne yapacağım." der. ardında, avril'ın giderken omzuna çarpar. avril, tam geçecekken miucayı bileğinden tutar. ardından kendi etrafında döndürüp, yüz üstü duvara yapıştırır. ani rüzgârdan etkilenen vazo yere düşer. avril miucanın kulağına fısıldar.
avril:-" beni dinle bebeğim. senin sürdüğün oje kadar benim öldürdüğüm insan var." dedi. barda ki müzik bitmişti. etrafta ki herkes onlara bakıyordu. justin,zac, mack ve cam şaşırmış bir şekilde, olanları izler. miucanın yanında ki 3 diğer sürtükte aynı şeyi yapar. miuca sızlanır.
miuca:-" bırak kolumu. canımı acıtıyorsun!" der. miley ve mack'DE (BU BAŞKA MACK) yukarıdan aşağıya bakarlar.
emily:-" avril yeter artık kes şunu." der. biraz korkmuştur tabii ee avrildan kim korkmaz. miley ve mack de olanları bir şey yokmuş gibi izlerler. miley, balkondan aşağıya, kollarını tahtaya koyarak izler.
avril:-" benden sana nasiyat bebeğim. birilerinin kim olduğunu bilmeden, sakın yanlarına yaklaşma. ve seni bir daha görürsem, yerini değiştiririm bebeğim" der. bunun ne demek olduğunu sadece erkekler anlar. miley'dahil . avril miucayı bırakır. ardından, yukarı miley'nin olduğu yere bakar.
avril:-" hey bebeğim. buna dayanmış olmam bile mucize r8'i istiyorum.." der. miley arka cebinden çıkardığı arabanın anahtarını, avril'A yani aşağıya atar. avril tutar. ardından, masada ki büyük boy içki şişesini alıp odadan çıkar.
miley:-" devam edin çocuklar." der kızgın yüz ifadesiyle.
mack:-" bu hep böylemidir. " der, avril'ı kastederek.
miley:-" hiç değişmedi ki." der, normal bir şekilde.
justin ve arkadaşları ağzı açık olanları izlerler. hala şokundadırlar.
merhaba arkadaşlar..
umarım beğenirsiniz. vote'ları unutmayalım lütfen.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
I'm, Going Back To The Dark (Jiley Fanfiction)
Fanfiction"Karanlığı boylamış olmanın, rahatlığıyla hareket ediyoruz."
