7.Bölüm : " bu imkansız..."

42 5 3
                                        

söz : doğrularda, yanlışlar aranır. yanlışlarda ise, doğrular  aranmaz.

                                                                                                                               -bell

HATIRLATMA :

*flashback*

David:-" demek hoşuna gitti sürtük." dedi, ve tekrar karnıma vurdu. ayağıyla ısrarcı tekmeler atmaya devam ediyordu. bu da beni mahvediyordu. tükenmiştim artık. ilk defa bitmiştim. ilk defa birine yenilmiştim.

ben:-" beni dinle pislik herif, seni doğduğuna pişman edeceğim. " bir tekme daha vurdu.

David:-" o zaman -tekme- et -tekme- hadi -tekme- seni bekliyorum güzelim. kız kardeşime tecavüz ettirdiğin gibi, yaktığın ve ona zarar verdiğin gibi bana da zarar ve sürtük. nesin sen biliyor musun? uçurumun kenarında ölmeyi bekleyen aciz insanın tekisin." dedi ve tekrar tekme attı.

öksürmüştü. elimi ağzıma tuttuğumda, kanadığını görmüştüm.

ardında, alayla güldüm. sırtımı yere dayadım. sağ bacağımı hafifçe kırdım.

ben:-" buna daha çok var David. hem de çok." dedim.

ama o yine vurmayı seçmişti. yine-yine-yine. hiç durmadan ve bıkmadan karnıma tekme atıyordu.

David:-" öyle bir gün gelecek ki, sevdiklerinin canını almamdan, korkacaksın. bana yalvaracaksın. ve miley ray cyrus , elbet bir gün, aşık olacaksın."

flashback son*

MİLEY'NİN AĞZINDAN...

avril:-" hey miley tamam sakin ol bebeğim." dedi.

ben:-" pekala ben iyiyim. madem siz bu kadar çok istiyorsunuz gidelim şu tatile." dedim.

vanessa :-" harika! o zaman selenayla ben hemen bavullarımızı hazırlayalım." dedikten sonra, selenayla birlikte gittiler.

emily de onları takip etti.

avril'la  ikimiz kalmıştık.

avril:-" bebeğim, iyi misin?" dedi.

ben:-" hemde hiç olmadığım kadar."

avril:-" inanmıyorum ama neyse. e sen şu David işini ne yaptın?" dedi.

ben:-" şimdi müdürün odasına gideceğim. merak etme bizim adamımız."

 avril kafasını tamam anlamında salladıktan sonra, gitti.

müdürün kapısının önüne geldiğimde, kapıyı tıklamadan girdim. kafasını kağıtlardan kaldırıp yanıma geldi.

drake:-" hoş geldiniz efendim." dedi.

drake:-" buyrun oturun." dedi koltuğu işaret ederken.

ben:-" pekala, bilgiler ." dedim.

drake, benim için tish'in yaşadığı her şeyi araştıracaktı.

drake:-" jeremy bieber kocası. tanıyorsunuz zaten." şu bizim anlaştığımız adamdı.

drake:-" her neyse, justin bieber öz ve en büyük oğlu. sağlam değil. yaptığı hiç bir işin ardında iz bırakmaz. jack bieber, 17 yaşında, ortanca oğlu. ve son olarak, sahsa bieber, en küçük kızı, pislikle alakası yoktur." dedi.

onu dinledikten sonra,

ben:-" güzel. işime yarayabilirler. her neyse, biz şu kamp'a gideceğiz. arabamızla gitsek bir şey olur mu?" dedim.

drake:-" efendim, aslında,şüphelenebilirler. " dedi.

ben:-" tamam tamam. bizde, okul otobüsüyle gideriz o zaman. Avril ne yapacak çok merak ediyorum açıkçası." dedim, kapıdan dışarı çıkarken.

Drake 'le kısa bir şekilde el sıkışmıştık. etrafa göz gezdirdiğimde, herkes tuhaf- tuhaf elimize bakıyordu.

Drake:-" önünüze dönün çocuklar." dediğinde, ellerimizi ayırdık. kafamı, 'teşekkür ederim' anlamında salladım. ardından; Avril'ı bulmaya çalıştım.

*

şuan, özel depomuzda, Jeremy'nin grubuyla tanışmak için bekliyoruz. Avril koltukta mal gibi elma yerken, Vanessa ve Emily bir şeyler fısıldaşıyordu.

kapı açıldığı anda, oraya döndük.

patrick:-" oh merhaba dostum. nihayet gelmişsiniz." dedi, ve kendilerine has el sıkışmalarından yaptılar.

hayır, Jeremy ' nin tish'le evlenmesi hiçte kızdırmamıştı beni. çünkü ; umrum da değildi.

içeriye, barda gördüğüm çocuklar girince ; mors olmuştum. yani onları beklemiyordum.

hepimiz birbirimizle el sıkıştık.

Avril:-"oh tamam, yeter kesin şu el sıkışmayı başım döndü." dedi, eliyle başını tutup ; koltuğa atarken kendini.

*

herkes masaya oturmuştu. hepimiz tanışmıştık.

avril:-" David, nefret ettiği bir kadınla evlenecek kadar salak olamaz." dedi. elini masaya hafifçe vurarak.

cam:-" sağ ol ya biz hiç düşünememiştik." nedense, cam denen çocuk, Avril'la hiç anlaşamamıştı.

Avril:-" sen dön önüne züppe." dedi, sinirli bakışlarını yollarken.

justin:-"kesin şunu!" dedi.

jeremy:-" oh her neyse, o zaman ne yapacağız? yani David, Victoria 'yla evlenmeye evlenmez. bunu biliyoruz. neden evlendiğini de biliyoruz." dedi, koltuğunda geriye yaslanarak.

ben:-" David 'in bir kardeşi daha vardı değil mi?" dedim, evet şimdi aklıma gelmişti bir kardeşi olduğu.

Justin:-" hayır, yani onun ailesi öldü. bu...bu imkansız."

ben:-" en son, barına baskın yaptığımızda, biri onunla beraber kaçıyordu."  patrick' e dönerek konuştum.

Avril:-" ve, David onu bırakmadı asla ki David sadece kendini düşünür."

emily:-" ailesinden başka."

zac:-" bingo! David'in kardeşi yaşıyor."

vanessa:-" ve avril şimdi onu bulmaya gidiyor."

patrcik:-" yaşıyor olsa bile, nerede?"

justin:-" almanya da, David'in gizli mekanı bilirsiniz. orada daha güvende olduğunu zanneder."

avril:-" 3 güne dönerim. " dedi, ve masanın üstünde duran araba anahtarlarını alıp, dışarı çıktı.

patrick, hunter 'e avril' ı takip etmesi gerektiğini anlatan kaş göz işareti yaptı.

-

eve gelip duş aldım. ardından, yatağıma uzanıp, kendimi uykunun kollarına bıraktım.

herkese selamlar millet, uzun süre yeni bölüm yayınlamıyordum. özür dilerim.

kısa ve kötü bir bölüm oldu. ama dediğim gibi ben sadece aklımda ki düşüncelerimi yazıyorum.

vote ları unutmayın lütfennnn

I'm, Going Back To The Dark (Jiley Fanfiction)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin