14

224 35 140
                                        

Buraya nasıl geldiğini hatırlamıyordu. Aynı şekilde neden burada olduğunu da. Ya da karşısında durup ona güzel bir gülümsemeyle bakan adamın bunu neden yaptığını da.

Bildiği tek bir şey vardı, o da olduğu yerde olmaktan çok memnun olduğuydu. Hatta mutlu bile denilebilirdi.

"Hadi gel," dedi adam başını hafifçe yana eğerek. Elini ona uzatmıştı, mavi ve parlak gözleri bu kadar şefkatli bakıyorken kendinde onu reddedecek gücü bulamadı. Elini onun elinin üzerine yerleştirdi nazikçe, tanıdık bir hissin kendisini sarıp sarmaladığını hissetti. Buna aldırış etmeye vakit bulamadan karşısındaki adamın diğer eli onun belini buldu ve centilmen bir tavırla kendi bedenine doğru çekti. Elinin sıcaklığı belinden tüm belkemiğine doğru yayıldığında titrediğini hisetti.

Birdenbire hafif bir müzik belirdi kulaklarında, nereden geldiğini bilmiyordu ama ritmi o kadar güzeldi ki içi hoş bir duygu ile doldu. Adam ise yavaşça hareket etmeye başladı, hareketlerindeki ahenkle birlikte onu doğal bir biçimde yönlendiriyor ve sanki yıllardır bu anı prova etmişler gibi dans ediyorlardı.

O an dünyada sadece ikisi varmış gibiydi. Ayakları birbirini tamamlayan bir ritimle hareket ediyor, karşısında duran adam gözlerini bir saniye bile olsa onunkilerden ayırmıyordu. Derken gözlerinde bir bakış belirdi, garip bir şekilde onun ne demek istediğini anladı ve iki eliyle adamın kollarına tutundu. Adam ise gülümsedi ve iki elini de onun beline yerleştirdiği gibi incitmemeye özen göstererek havaya kaldırdı, havada bir tur döndürerek yavaşça yere indirdi.

Yere indikten sonra dansa devam etmediler, elleri adamın kollarından göğsüne doğru pürüzsüz bir yol çizerken adamın da onun belindeki elleri sıklaştı. Onu kendinde daha fazla bastırdı, artık aralarında mesafe diye bir şey kalmamıştı. Kalp atışlarının hızlandığını hissetti ama bu korkudan veya endişeden kaynaklanmıyordu. Daha güzel ve hoş bir his yüzündendi, adını tam olarak koyamadığı ama bütün hücrelerini saran bir his.

"Kimsin?" diye sordu, sesi fısıltı gibi çıkınca duyulmayacağından endişelenmişti. Fakat adam soruyu duymuş olmalıydı ki hafifçe gülümsedi ve sırtındaki eli orayı daire çizercesine okşadı, sonra "Bu çok açık değil mi?" diye mırıldandı yüzünü onunkine yaklaştırırken.

Adam, onun kişisel alanını bir çok şekilde ihlal ediyor olmasına rağmen bundan rahatsızlık duymuyordu. Göğsünde duran elleriyle adamın giydiği gömleğin yaka kısmını sıktı. Adamın gözlerinin dudaklarına kaydığını gördüğünde içi kıpır kıpır oldu, yüksek bir binanın tepesinden bırakılmış ve düşüyormuş gibi bir hisse kapılmadan edemedi. Kalbi yerinden çıkacak gibiydi.

"Hayır," diye cevap verebildi sonunda. "Kim olduğunu bilmiyorum."

Anında adamın tatlı kahkahası kulaklarına doldu, arkada çalan melodi kadar güzeldi. "Çok yazık," dedi alaycı bir ses tonuyla. Gıcık olması gerekirdi belki ama hiç öyle hissetmiyordu. Aksine, kalbi göğüs kafesini daha da zorluyordu imkanı varmış gibi. "Ben senin kim olduğunu bilirken senin beni tanımıyor olman gerçekten üzücü, Yoshino."

Adam, ismini olabilecek en sevgi dolu şekilde söyledikten sonra bakışlarını bir kez daha onun dudaklarına indirdi. İçindeki kıpırtı bir kez daha geri döndü, bu sefer çok daha şiddetliydi. Neden durması gerektiğini düşündü birkaç saniye, aklına tek bir neden dahi gelmeyince duygularına teslim oldu ve adamın hareketlerini kopyalarcasına kafasını onun yüzüne yaklaştırmaya başladı.

Yüzleri neredeyse birbirine değecek kadar yakındı, o kadar ki sıcak nefeslerinin birbirine karıştığını hissedebiliyorlardı. Burunları birbirine değdiğinde gözlerini kapattı usulca, vücudunu karşısındaki adama daha fazla bastırdı ve onun dudaklarını kendisinkilerin üzerinde hissetmeyi bekledi...

miss writer | gojo satoruBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin