4

267 42 75
                                        

Haftanın başından beri Mingyu, Bay Kim, parti, Yoon Jeonghan kelimelerinin ne kadar zikredildiğine emin olmayan Wonwoo gerçekten de sinir krizi geçirmediği için kendisini tebrik ediyordu, gerçekten de Baekho sanki başka bir konu yokmuş gibi dönüp dolaşıp konuyu istediği yere çekmenin bir yolunu buluyordu. Wonwoo bunalmış bir tavırla gerilirken üzerini giyindi. Her zamanki gibi özenli ve sade. Dikkat çekmeyeceğine emindi, bir köşede oturacak ve günün hemen bitmesi için vakit geçirecek; düşüncelerinin derinliğinde boğulacaktı.

Kapı zili çaldığı sırada telefonuyla gülerek konuşan Baekho'nun kapıyı açmasını bekliyordu ancak alfa umursamadı; Wonwoo iç geçirirken kapıya doğru yürüdü ve üst kattaki oğluna seslendi. "Seunghan! Seungkwan geldi! Aşağı in!"

Kapıyı açtığında portakal kokulu omegayı gördüğünde o gün içinde belki de ilk defa gülümsedi. "Hoşgeldin, Kwannie."

Seungkwan, Wonwoo'ya sıkıca sarılırken, şeftali kokulu omeganın kulağına mırıldandı. "Hâlâ senin için bir bahane üretecek kadar vaktim var."

Wonwoo geri çekilirken iç geçirdi. "Bu hafta kaçsam gelecekte kaçabilir miyim emin değilim. Benim gelmem için özellikle ısrar etmiş."

"Siktir," diye hırlayan omega da en az arkadaşı kadar öfkeliydi. "O orospu çocuğu seni tanıyor olabilir mi?"

Wonwoo hala telefonla konuşan Baekho'ya yan bir bakış atıp kafasını iki yana salladı, dudakları aşağı doğru büküldü. "Bilmiyorum ama ihtimal var."

Seungkwan sinirle homurdanırken Wonwoo onu koltuğa oturması için sürükledi ve tekrar oğluna seslendi. "Seunghan!"

Minik alfa koşarak merdivenlerden inerken Wonwoo onu izledi, bu çocuk bir kez olsun bu merdivenlerden düzgün bir şekilde inmeyecek miydi, her seferinde yüreğini ağzına getirmeyi nasıl da başarıyordu. Aşağı indiği gibi kendisini annesinin kollarına atan minik yumuşak bir ses çıkardı. Seunghan, Wonwoo'nun yumuşak bedenine yapışıp kıvrılırken mayışmıştı.

"Seungkwan'a merhaba demeye ne dersin ve neden seni birden fazla kez çağırmak zorunda kalıyorum?"

"Oyun oynuyordum!"

"Tabletini aşağı atmamı istemiyorsan bir sonraki sefere seni çağırdığımda hemen aşağı in."

Seunghan gönülsüzce kafasını sallarken Wonwoo, Seungkwan'a döndü. "Ödevleri bitti. Saat en geç onda yatakta olsun, tablet oynamasına izin verme, günlük süresi bitti."

Seungkwan kafasını olumlu anlamda sallarken omeganın dediklerini aklının bir köşesine not etmekle meşgüldü, önce biraz okuma saati yapıp ardından da çizgi film izlemeye karar verirken; Wonwoo atıştırmalık dolabının nerede olduğunu söylüyordu.

"Wonwoo, hadi, gitmiyor muyuz?" Baekho kafasını telefondan kaldırıp omegaya bakarken odadaki bir diğer omegayı ilk kez fark etmiş gibiydi. "Ahh, Seungkwan, hoşgeldin."

Seungkwan gülümseyip kuru bir şekilde kafasını sallarken Wonwoo oğlunun yüzüne ıslak öpücükler kondurdu. Telefonunu, minik el çantasını ve paltosunu alan omega çıkışa giderken diğer omega ile vedalaşıp Baekho ile evden çıktı.

Baekho'nun arabasına yerleşip, kapıyı kapatan omega gerginlikten midesinin düğüm düğüm olduğunu hissetti ancak derin bir nefes alırken yanına yerleşen alfa ile her şey yolunda taklidi yapmaya başladı. Mingyu onu tanıyor olabilir miydi, Seungkwan haklı olabilir miydi? Alfanın hiçbir şey bilmeyip sadece eğlence arayışında olma seçeneği de oldukça yüksekti; Mingyu her zaman saygısızdı, bağlı olsun olmasın beğendiği omegalara iltifat edip, flört etmekten hiç de çekinmezdi.

10 Things I Hate About YouHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin