Günler Wonwoo'nun istediğinden daha da hızlı akmış ve günlerden yeniden pazara dönmüştü, eskiden pazar günlerini seven Wonwoo artık bu günden nefret ettiğine karar vermişti. Baekho'ya gelmek istemediğini söylese dahi alfa laftan anlamıyor gibiydi. Eskiden anlayışlı olan adam son günlerde gittikçe anlayışsız, sinir bozucu birine dönüşmüştü. Wonwoo gittikçe onu tanıyamadığını hissediyordu, alfa bambaşka birine dönüşmüştü.
"Seunghan'ı her zaman Seungkwan ya da Taeyong'a emanet edip duruyoruz," dedi Wonwoo, huzursuz bir inilti çıkardı.
Alfa bakışlarını yoldan ayırmadı, kırmızı ışık yeşile dönerken vites değiştirip homurdandı. "Sen de her zaman Jeno'ya bakmıyor musun?"
Wonwoo ona ters bir bakış attı. "Taeyong hamile."
Baekho direksiyonu çevirirken umursamaz bir şekilde kaşlarını çattı. "Yani?" Sesi kulağa oldukça sinir bozucu ve umursamaktan oldukça uzak geliyordu. "Ne zamandan beri böyle sinir bozucu olmaya başladın? Çok değişmeye başladın, Wonwoo."
Wonwoo'nun dudakları hayretle aralandı. "Asıl sen değiştin!" Sanki tuhaf davranmaya başlayan kendisi değilmiş gibi birdenbire tuhaf bir şekilde sosyal ve etkinlik meraklısı bir adam olup çıkmıştı.
Baekho sinirle bir şekilde nefesini bıraktı. "Ne demek istiyorsun?"
"Jeonghan ve o..." Sinirle yutkundu. "Mingyu denen adamla iş yaptığından beri oldukça sinir bozucusun."
Baekho, Wonwoo'ya bir bakış attı. "Evliliğimizin aşk evliliği olmadığını ikimiz de biliyoruz, ne bu tavırlar." Alfa ters bir şekilde homurdandı. "Sana ve oğluna bakıyorum, iyilik yapıyorum, güzel bir hayat sunuyorum ve aldığım tepki bu mu?"
Wonwoo hayal kırıklığı ile ona bakarken dudakları söylemek istediği sözlerle aralandı ve hepsini geri yutarak geri kapandı. Gerçekten mi? Bunca yılın sonunda gerçekten Wonwoo'ya yaptıklarını başına kakmak için mi o sözleri söylemişti?
Bunca yıldır her akşam önüne sıcak yemek koyup, bütün evin temizliğini yapıp, kıyafetlerini yıkayıp, ütüleyen kimdi? Wonwoo dişlerini sıkarken camdan dışarı baktı.
Araba gülünç derecede lüks kokan bir restoranın önünde durduğunda Wonwoo minik el çantası ve telefonu ile arabasının kapısını açtı ve içeri arkasında ona yetişmeye çalışan Baekho ile girdi. Girişte Jeonghanla beraber duran Mingyu ilk dikkatini çeken şey olmuştu.
Wonwoo ceketini yavaşça çıkarırken kapıda onları ağırlayan mekanın görevlilerden biri onun ceketini dikkatlice omuzlarından aldı, omega, Mingyu'nun bakışlarının üzerinde olduğunu yakaladı.
Saniyelik bir bakışın ardından omega kafasını eğdi ve yönlendirildiği yere doğru her zamanki yavaş zarafeti ile yürüdü. Gergindi, omuzları bile sertleşmişti ancak yüzündeki gülümsemeyi korudu. Umursamaz tavırlar sergilemeye devam edecekti, alfanın onu ne kadar gerdiğini anlamasına izin vermezdi, veremezdi; en azından herkesin önünde değil.
"Hoşgeldiniz."
Mingyu dostane bir tavırla Baekho'ya sarıldı, alfanın sırtına dostane olmaktan biraz uzak bir şekilde vurdu ve geri çekildiğinde açık kollarıyla Wonwoo'ya baktı. Bakışları eğlendiğini, göğsünde yükselen memnuniyeti belli ediyordu. Davetkar bir şekilde açtığı kollarıyla gergin ve kaskatı bir şekilde duran Wonwoo'nun ifadesi ile her geçen saniye ile daha da eğlenirken birkaç adımda onun yanına yanaştı ve omegayı kollarının arasına aldı.
Wonwoo geri çekilmek istese bile Mingyu'nun sıkı kucaklamasının içinde mümkünmüş gibi daha da kaskatı kesildi ve hareket dahi edemedi.
Mingyu, Wonwoo'nun boynunun kıvrımına doğru mırıldandı. Mis koku ciğerlerine doldu. "Çok güzel olmuşsun." Geri çekildi, sırıtışı Wonwoo'nun güzel yüzüne bakarken daha da genişledi. "Gelmene çok sevindim, Wonwoo." Geçen seferki karşılaşmanın anıları Wonwoo'nun tüylerini ürpertirken, heyecanlanmasına da neden olmuştu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
10 Things I Hate About You
Fiksyen Peminat"Ben... ben hamileyim." Wonwoo direkt konuya dahil olurken alfanın yüzündeki değişimi izledi ancak orada hiçbir şey yoktu, gerildiği için dizleri titriyordu ancak bir tepki almak için zorlukla devam etmeye çalıştı. "Be-bebek senden." Yüzündeki tek b...
