2 yıl sonra...
Hayat bir uçurum gibi. Koşarak başladığın yolda ya koşarak devam eder düşer, ya son anda durup kurtulur yada öylece uçuruma asılı kalıp yaşamaya devam eder. Ben asılan taraftayım galiba. Sonuçta benden de ne beklenebilir ki! Zaman geçtikçe ellerin ağrır, bırakmayı ve sonsuzluğa ermeyi düşünürsün. Fakat o anda aklına gelen anılar seni geri döndürür. Kaybetme endişesi mi?Evet. Ya o anılarda seninle birlikte sonsuzluğa giderse? Ya onları uçurup kaçırırsan? Ben hayata anılarımla tutunanlardanım. İkizim. Annem. Babam. Yada şöyle demeli 'hayata beni bırakanlarla tutanabilmek' herkes bir gün gider lafı vardır ya, işte öyle bir laf yoktur aslında. Herkes 'bir gün' değil. Hazır olduklarında ya da ansızın giderler. Bunun kaderler ne alakası var! Mesela ben Esila kadar fedakarlık yapamadım ve hala hayattayım. Ne kadar da mutluluk verici öyle değil mi? Annemle babam. Onlarda gittiler. Ne uğruna? Para. Herkesin gitmesi için bir neden var. Kendilerini ona adadıkları. Pardon herkesin dedim, ben hariç. Ne de olsa Elisa Elçim Kutlu'yum ben. Yakınları tarafından 'Elisa' denen. Okulda ve uzak çevresinde 'Elçim' denen. Magazinde ise her iki ismi de söylenen. Bulmaca gibiyim. Genelde insanlar çözmeye çalışır bir noktadan sonra vazgeçip yırtıp attıkları bil bulmaca gibiyim hemde. Hiç bir zaman Esila kadar iyi olamadım. Dersler hariç. Ben korkak ve çekingen bir kızken, o çılgın ama gerçekçi bır kızdı. Şimdi ise ben o çılgın,gerçekçi ve fedakar kızı görmeye gidiyordum.
"Elis hazır mısın?"
Tek harfi söylemeye üşenen insanlarda 'Elis' derler bana. Teyzem gibi. Teyzem annemden yaşça küçük. Aralarında 6 yaş var. Onunla birlikte yaşıyoruz. Her ne kadar Esila'nın yanına gitmeme kızsada gitmeden de duramayacağım için bir şey demiyordu.
"Hazırım teyze. Sende mi geleceksin?"
Annemle babam öldükten sonra lirkette en büyük hisse sahibi -ortaklarımızdan sonra- bendim ve bende yarısını teyzeme devrederek işleri onun yönetmesini sağladım.
"Hayır Elis. Şirkete gitmem lazım. Biliyorsun bu aralar çok sıkışık bir döneme giriyoruz. İşler gittikçe azalıyor ve ablamların yerini tutamıyoruz neyse taksi çağırdım sana birazdan gelir ben çıkıyorum."
Ehliyetime el konulmuştu park hatalarım olduğu için. Genelde teyzem bırakırdı ama şirkette işler gerçekten kötüydü. C&K batmak üzereydi fakat elden bir şey gelmiyordu. Ben mimarlık okuyordum ama ev çizimleri için tek mimar nasıl yardımcı olcaksa. Ortaklarımızın oğlu ise yurt dışında daha önce hiç görmedim onu. İnşaat Mühendisiymiş ve doktora yapıyormuş. Taksi gelmedi mi diye cama gidecekken korna sesi duyuldu ve taksidir diyerek çantamı alıp aşağı indim. Kapıda yine aynı kişiyi görmemle şok olmadım tabiiki!
"Orkun daha ne kadar demem gerekiyor? Seni görmek istemiyorum! Git burdan!"
Her gün aynı şeyleri yaşadığımız için repliklerimi bile ezberlemiştim. Rutin olarak her sabah tekrarlamazsam rahat edemiyordum. Gerçi tekrar etmeme gibi bir durumumda yok.
"Elisa-"
"Elçim Orkun. Elçim de bana."
Sanki bebeğe yeni bir sözcük öğretircesine sakin ve dalga geçerek söylemiştim bunu.
"Yanlış anlıyorsun beni he-"
"Sizi gördüm Orkun. Daha öncede beni aldattığını biliyorum zaten git valla uğraşamam senle zır deli ya! Yapıştı sakız gibi manyak!"
Yine delirtmişti şu gerizekalı beni. Tam ağzını açacakken taksi geldi ve
"Güle güle Orkun'cuğum hadi tay tay git. Görüşmemek dileğiyle."
Lütfen türk dizileri bir kaçma sahnesi klişesi sanmayın. Tam kadın adamdan kaçar, dışarı çıkar 'hop' taksi gelir biner. Adamda son anda yetişir 'ah be' der elini dizlerine vurur. Yok canım. Ben taksimi daha önce çağırmıştım. Hıh!
"Kavacık Mezarlığı 3. Kapı."
Adresi verdikten sonra dışarıyı izledim. Yaklaşık yarım saat süren yolculuktan sonra parayı uzattım ve yürümeye başladım. O kadar mezar arasından hiç yollara bakmadan gidiyordum. Çünkü her taşına çimenine varıncaya kadar ezbere biliyordum kardeşimin mezarını. Ayaklarım bile istemsizce doğru yolu buluyordu. Esila'nın mezarına yaklaşınca mezarın başında telefonuyla oynayan birini gördüm.
"Yanlış oldu herhalde. Hatlar felan mı karıştı?"
Sinir olurdum böyle tiplere. Mezarlığa ziyarete gelinirdi öyle değil mi? Birde bana sırıyordu. Önce elini uzattı ve
"Sanada merhaba Elisa. Aksan ben. Aksan Civanoğlu."
Ne?
Aniden arkamı döndüm ve ağız hareketleriyle oha dedikten sonra tekrar önüme dönüp uzattığı elini sıktım.
"Hazal Hanım burada olduğunu söyledi. Sabırsızlandım doğrusu seninle tanışmak için."
Teyzem mi? Koskoca playboy Aksan Civanoğlu gelmiş nasılda bana haber vermemiş.
"Ah ne kadar gururlandım bilemezsin şuan. Hangi rüzgar attı sizi buralara? Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası mı? Yoksa kavurucu sıcak rüzgarlar mı?"
Bana 'delisin' bakışları attıktan sonra
"İlkokul 1 esprilerini kendine sakla ve acele et. Şirkete bekleniyoruz."
Şirket mi? Ne gerek vardı ki şimdi buna.
"İyi o zaman. Biraz uzaklaş."
Gözlerini devirip biraz ilerideki banka oturdu. Bende kardeşime doğru döndüm ve toprağını elimle biraz kazıp içine bir dal papatya koyup üzerini toprakla örttüm.
Aksan'a doğru giderken yüzünün instagramdakinden daha iyi olduğunu farkettim. Farkettim de farkedilmeyecek gibi miydi? Hadi ama ya biraz stalkcı olduğu herkes söyler.
"Ne gömdün oraya?"
Nasıl gördü ya! O kadar kapatmıştım halbuki. Ayaklandı ve bende onu takip ettim. Hala cevap vermemiştim. Mezarlıktan çıkınca 'ben Aksan Civanoğlu'nun arabasıyım' dercesine kendini belli eden siyah mat iki kişilik spor arabaya bindim.
"Cevap vermeyecek misin?"
"Ne meraklı şey çıktın sen ya?"
Güldü ve cevap vermedi. Ama ısrar etmesi gerekiyordu. Cama doğru dönüp ofladım.
"Papatya gömdüm."
Anında sırıttı.
"Ne oldu çok mu komik?"
Pişmiş kelle!
"Yoo. Komik değilde. Herkesin üzerinde işleyen numaram senin üzerindede başarılı oldu. Sor ama ısrar etme."
Kafamı yapmacık bir biçimle sallayıp yalanda alkışladım. Dakika 1 gol 1. Hemen düşmüştüm oyununa. Aksan farklı bir tipti. Daha önce hiç görmediğim halde çok yakın geliyordu bana. Ayrıca internette görülen havalı sert birisi gibi de değildi. Türkiye'ye gelme sebebini bilmiyordum. Kalıp kalmayacağını da bilmiyordum. Şirkete neden çağırıldığımızı bilmiyordum. Teyzemin neden onu yanıma yolladığını bilmiyordum. Zaten hiçbir şeyi bilmiyormuşum ki ben!Bu bölüm asıl olaylara geçiş bölümü. Olayları biraz tahmin etmişsinizdir. Bir daha ki bölümde Aksan'ın dönüşü. Şirketin durumu hakkında bilgi sahibi olacak ve ana kurguya entrikalara başlayacağız takipte kalın:*

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Evlilik Oyunu
ChickLitAilesi ölmüş,hayata küsmüş bir kız. Ailesi tarafından aldatılmış bir oğlan. İki anlaşamayan, düşman insan. Zorla yapılan bir evlilik. Bu evlilikteki asıl oyun. Ve yedek entrikalar... Ölü bir kız kardeş? Terk edilen adam. Giden kadın. Evlilik Oyunu...