24

1.1K 102 19
                                        

Elimdeki telefonu yatağın üzerine bırakıp ayağa kalktım ve çekmecemi açıp içinden bir çorap çıkardım.

Çorabı ayağıma giyip üzerindeki kazağı düzelttim ve botlarımı ayağıma geçirdim.

Yatağın üzerindeki telefonumu alıp odadan çıktığımda Dave'in kafeyi açmış olduğunu gördüm.

Küçük adamlarla yanına gittim. "Günaydın."

"Ah."  Kafasını bana çevirdi . "Beni korkuttun."

Gözlerimi devirip raflarda duran bardaklardan birini aldım ve içine Dave'in yeni yaptığını tahmin ettiğim kahveden koydum.

Ağzıma doğru getirdiğim kahvenin kokusu bile beni kendime getirmişti.

Kahveden büyük bir yudum alıp parmaklarımı üzerinde ısıtmaya
çalışırken bakışlarımı kafedeki müşterilerin üzerinde gezdirdim.

Bir kaç dakika sonra kafenin kapısı açıldı ve içeri üzerine giydiği cekete iyiye sarılmış bir çocuk girdi.

Bakışlarını bana çevirince göz göze geldik ama ben ona değilde kapıya bakıyormuşum gibi yaptığında gözlerini kaçırıp masalardan birine oturdu.

Kahvemi tezgahın üzerine bırakıp ne istediğini sormak için çocuğa doğru ilerledim.

Avuç içlerini birbirine sürtüp ısınmaya çalıştığını görünce keşke hiç sormayıp kahve getirseydim diye düşündüm.

"Kahve." dedi sormama fırsat vermeden. "Ve sıcak olan ne varsa getirebilirsin."

Yüzümün her noktasında hissettiğim bakışları beni her ne kadar rahatsız etsede kafamı aşağı yukarı sallayıp yanından ayrıldım.

Raftan aldığım bardağa kahveyi boşalttım ve tepsiye koyup götürdüm.

"Teşekkür ederim."

Kahveyi tepsiden alıp içmeye başladığında eski yerime dönüp kahvemi içmeye devam ettim.

Kafenin kapısı tekrar açıldı ve içeri o an görmeyi hiç beklemediğim biri girdi.

Annemi.

***

Dave'in anneme getirdiği kahveyi içmekten başka yaptığı hiçbir şey yoktu.

"Sen." dedim. "Neden geldin?"

Kapıya çevirdiği bakışları yavaşça bana çevrildi.

"Seni görmek istedim." Kahveden bir yudum daha alıp masaya bıraktı.

Yutkundum ve ellerimi birbirine kenetleyip onu izlemeye devam ettim.

Ben konuşmayınca o tekrar atıldı. "Bak baban ve ben kötü bir şey yaptık.Biliyorum."

Kafamı sağa sola salladım. "Ben bunun hakkında konuşmak istemiyorum."

"Ama-"

"Lütfen."dedim.

"Pekala." sessizce mırıldandı. "Babanla ben ayrıldık."

Güldüm. "Biliyorum."

Kaşlarını çattı. "Babam aradı."

"Seni mi?" dedi şaşkınca.

"Evet." dedim.

"Ayrıldık çünkü-"

"Hala neden geldiğini bilmiyorum." dedim.

"Dedim ya.Seni görmek için."

"Gördüğüne göre gidebilirsin."

"Aslında-"

Sırtımı dikleştirdim. "İşte başlıyoruz."

"Evleniyorum."

İradem dışında aralanan dudaklarımı geri birbirine bastırdım.

"Baban bilmiyor.O yüzden buradan gideceğim ve seni son kez görmek istedim.Ama eğer benimle gelmek istersen-"

"Keşke hiç gelmeseydin." dedim. "Zahmet etmişsin buraya kadar."

Masadan kalkacağım sırada konuştu. "Demi lütfen."

Ona cevap vermeyip ulu orta yerde ağlamak istemediğim için tuvalete koştum.

Gözlerimden akan yaşları elimle durmadan silmeye çalışsam bile makyajımın akmasına engel olamadım.

Telefonumdan ard arda gelen iki mesaj sesine kadar sessizce ağladım.

Yüzümü yıkayıp akan makyajımıda peçeteyle sildikten sonra cebimdeki telefonumu çıkardım.

Justin: bebeğim

Justin: sen iyi misin

demi: evet ne oldu ki

Justin: bir kadınla konuşup tuvalete koştun

Justin: bir şey olmadığına emin misin

demi: sen

Justin: kafedeydim

Justin: şimdi bana ne olduğunu anlat

Justin: sorun ne

demi: şimdi konuşmak istemiyorum

Justin:  sana sarılabilmeyi o kadar isterdim ki

Justin: lütfen üzülme

Justin: demi ben seni seviyorum

Justin: başka hiç kimsenin sevmesine gerek yok

Justin: acıyı söküp atabilseydim ve yüzüne bir gülümseme kondurabilseydim

Justin: bebeğim yapardım

demi: acıyı söküp atamıyorsan bile emin ol yüzümde bir gülümseme var ve

demi: bunun sebebi sensin


romantikli bölüm yazdım

wildfire // bieberHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin