(5)Bir Kol

841 32 0
                                        

Üç tanıdık yüz.Bunları daha önce gördüğümü hatırladım.Peki nerde görmüştüm?Sokakta?Hayır.Bir kafe?Sanmıyorum.Okul?...Okul...Evet okulda görmüştüm.Adları...Mert...Ali...
Oğuz. İçeri girerken tebessüm ettim.Hepsi ilk Batu ile sonra da Sinan ile erkeklere has bir şekilde tokalaştıktan sonra Oğuz bana yöneldi.

"Gerçekten çok güzel dans ediyorsunuz.Tebrik ederim."dedi.Buna karşılık sadece tebessüm edebildim çünkü güzel dans ettiğimizi biliyorduk.Ne de olsa yılların kazancıydı.

"Bir yere oturmaya gidelim mi?"diye bir soru yöneltti Batu.Herkes olumlu bir şekilde kafasını salladı.Bana da çoğunluğa uymak düşerdi.Herkes önde ilerlerken ben arkadan onları izliyordum.Kalabalığa alışık değilim ve bunlar bana o kadar garip geliyordu ki.Etrafımda sadece Batu ve İrem vardı bugüne kadar.Biz birbirimize yetiyorduk.En azından onlar bana yetiyordu.Şimdi birden etrafımda tanımadığım dört insan vardı ve bu beni zorluyordu.Bizimkileri takip ederken bir kafeye girdik.Sıcak bir ortamı vardı.Belli aralıklarla masalar koyulmuştu.Bazılarında kanepe tarzı koltuklar,bazılarında minderler,bazılarında ise sadece sandaliyeler vardı. İçeride kısık bir sesle bir parça çalıyordu. Kısaca rahat bir ortamdı.Bizimkiler cam kenarı bir masaya geçti.Oturdum ve dışarıyı izlemeye başladım. Bütün insanların acelesi vardı.Birbirlerine çarparak yürüyor,dönüp bakmıyorlardı.Şu kısacık dünyada neyin acelesi bu? Ben bunları düşünürken biri kolumdan dürttü.

''Ne içeceksin?'' diye sordu İrem.Garson bana bakmış siparişimi bekliyordu.

''Ben bir tane nescaffe alıyım.''dedim. Biraz kafeine ihtiyacım vardı.Anlaşılan herkes siparişini vermişti çünkü konuşmaya kaldığı yerden devam ediyorlardı.Bende onları incelemeye başladım.İnsanları analiz etmeyi seviyordum.Onlarla ilgili aklımda bir yer oluşturuyor ona göre davranıyordum.

Mert kumral güler yüzlü bir çocuktu.Samimi bir havası vardı.İçimizde en fazla gülücük saçan oydu.

Ali esmerdi.Kemikli bir yüze sahipti.Yakışıklı çocuktu.O da Mert kadar olmasa da güler yüzlüydü.

Oğuz sarışın ve kumral arasında kalan bir saç rengine sahipti.

Sinan.Sinan içlerinden en garibi oydu sanırım.Soğuk ama ortama ayak uyduran bir yapısı vardı.O sıra Sinanla göz göze geldik.Gözlerimi kaçırmıcaktım.Fakat İrem'in seslenişi ile gözlerimi ayırmak zorunda kaldım.

"Lan.Dünyadan Pelin'e!Kahven soğudu yavrum." diye sesini yükseltti.

"Tamam be.Ne bağrıyosun?!" diye çirkefleştikten sonra kahvemden yudum aldım.Ali gülerek bana baktı.

"Ee Pelin okulu sevdin mi?"

"Sevdim.Zaten stüdyo için gelmiştim."dedim.Sahiden de stüdyosu harikaydı.

"İkinizde çok güzel dans ediyosunuz.Özellikle Pelin sen."dedi Ali.Batu saçımı karıştırdı.

"O hep öyledir Ali."dedi.Ben hala kim kimin neyi anlamış değildim.Batu'yu dürttüm.Tabi benim dürtmem ile onun böbreklerini öldürmüş olabilirdim.

"Oha lan yavaş.Böbreklerim ağlıyor."

"Böbreklerin ağlasa şuan tuvalette olurdun salak."dedim gülerek.Batu'nun tek tepkisi ise bu kız olmamış bakışı atmasıydı.

"Dur hele sana soru sorucam."

"He sor?"

"Şimdi kim kimin neysi anlamadım ben.Anlatsana bir."dedim.Batu hafif kıkırdadı.

"Bak şimdi Ali,Oğuz,Mert kuzenler.Ali ile Sinan komşu.Ali vasıtasıyla Oğuz ve Mert Sinan ile arkadaş.Sinan ve ben yazlıktan çocukluk arkadaşıyız.Sinan yüzünden de Ali,Oğuz ve Mert ile arkadaş olduk."diye bir açıklama yaptı.Tabi ben anladım mı?Çok az.Batu'ya nasıl bir tepki ile baktıysam Batu gülmeye başladı.

Batu'nun gülmesi ile masada dönen sohbet durdu ve Batu'ya odaklandı herkes.

"Kızım sanki Hülya teyze aslında biseksüel demişim gibi bakıyosun lan." dedi kahkahalarının arasından.

"Anneme ne laf ediyosun lan hıyarto."diye çemkirirken kafasına bir tane geçirmeyi de unutmadım tabi.Yandan vurduğum için kafası yanındaki Mert'e çarpmıştı.Zavallım neye uğradığını şaşırdı.

"Noluyor lan?!"diyerek yanlışlıkla kafasına kafa atan Batu'ya bir tane de o geçirdi.Herkes kahkahalara boğuldu.

"Yemin ederim bir daha Hülya teyzeye laf etmeyeceğim."dedi ellerini yana açmış yukarı bakarak.

Bu dediğine Batu hariç herkes gülmüştü.Gülerek kahvemden bir yudum daha aldım.İlk defa İrem ve Batu hariç başka insanlarla vakit geçirmiştim.

Eski okuldaki stüdyo kütüphane olunca bu okula transfer olmuştum.Ayrıca bu okul bazı ögrencilerini yurt dışında istediği branşda eğitim verme fırsatı da sunuyordu.Batu ve İrem'den ayrılmak benim için zor olmuştu ama böyle küçük kaçamaklarla mesafeleri öldürebilirdik.

Önümdeki kahveyle oynamayı bırakıp kahveden bir yudum daha aldım.

"Ne zamandan beri dans ediyorsunuz?"diye bir soru yöneltti Oğuz.

"12 yıl oldu bu sene.İrem sizinde gailba 9 oluyor demi?"diye sordum.İrem evet anlamında kafasını salladı.

"Sizin derken?"diye sordu Ali.

"Batu da dans ediyordu.Ama şimdi video çekme işini o devralmayı seçti."dedim Batu ya bakarak.Mert Batu'ya omzunu attı.

"Vayyss bro sen dans mı ediyorsun?" dedi gülerek.

"Kes yalakalığı."dedi bir andanda Mert'den kurtulmaya çalışarak.Bunların bu hali komikti.O sıra telefonum çaldı.

ARAYAN: Mükkemel Kızın Babası

"Efendim baba?"

"..."

"Tamam.Söylerim."

"..."

"Tamam."

"..."

"Tamam.Tamam.Tamam."

"..."

"Görüşürüz."

Telefonu kapattım ve Sinan'a döndüm.

"Melis eve gitmek istiyormuş."

"Babam götürmemiş mi?"

"Hayır.Biz çıktıktan hemen sonra o da çıkmış."

"Tamam.O zaman bana müsade gençler beni kardeşim bekler."dedi bir andanda masadan kalkarken.Bende eve gitsem iyi olucaktı biraz uyumaya ihtiyacım vardı.

"Bekle bende eve gidiyorum.Görüşürüz." dedim oturanlara ve masadan kalkarak Sinan'ın peşinden gitmeye başladım.

Yol yürü yürü bitmiyordu.Ve ikimizde konuşmuyorduk.Sahi ne konuşucaktık ki.O sıra ayağım takıldı.Tam düşücekken bir kol......

BEĞENI VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN.DUSUNCELERINIZ BENIM ICIN ÖNEMLİ...

Dansçı KızHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin