10 ekim 2015

42 6 3
                                    

Sabah açıldığında güneşin parlaması göz yakıyordu. Bugün kadın kendiliğinden uyandı. Hiç de yorgun değildi çünki çok heyecanlıydı. Belki de bugün kavuşacaktı kitabına. Havanın sıcak olduğunu gören kadın ceketini giymeden çıktı evden. Dünkü heyecanı hâla da üstündeydi. İşe vardığında yüzünde gülümsemeler vardı. Herkes ona şaşkınlık içerisinde bakıyordu. Kız arkadaşı ona yaklaşıp:

"Bugün çok mutlu görünüyosun. Noldu güzel bir şey mi oldu?"- dedi ve birlikte yürümeğe başladılar.

"Dün yardımçım bana bir ilan yapıb her yere asmamı söyledi. Hatta internete bile verdim. Her an kitabımı bula bilirim yani."

"Vaay, iyiymiş. Buna sevindim. Bugün senin için güzel bir gün olacak galiba. Başına da bir şey gelmemiş. "

"Benim bir günüm böyle sakin gecemez. Bir şey olacakdır kesin."

"Ağzını hayırlı aç. Zevk mi alıyosun bu durumdan sen?"- dedi ve kahkaha atdı.

"Aslında birazcık evet"-dedi ve kahkahalarla yollarına devam etdiler.

Biraz gitdikden sonra kadın önden müdürün geldiğini gördü. Arkadaşına dönerek:

"İşte bela geliyorum demez, kendiliğinden gelir."-dedi ve gözlerini süzdü.

"Ya sus duyacak şimdi."-dedi arkadaşı yavaştan.

Müdür onlara yaklaştığında:

"Merhaba, hanımlar"- dedi nazikce.

"Merhaba ,efendim. Bir şey mi istediniz?"- dedi kadın alaycı bir şekilde.

"Sadece selam vermek istedim. Sana ben yaranamıyacağım değil mi?"

"Tamam efendim üzür dilerim davranışımdan dolayı."- dedi ve arkadaşının kolundan çekerek yoluna devam etdi. Arkadaşı hâla da şaşkındı.

"Bu de neydi böyle? Sizin aranızda ne var?"-diye sordu merakla.

"Hiç bir şey yok. Ne olması gerekiyor ki? Zaten bir şey olamazda. Olmamalı. Yani neden olsun ki. Bir arkadaşlığımız falan da yok... " - kadın çok hızlı konuşmaya başlamıştı. Arkadaşı onun bu halini görünce ona dokunmaya korkuyordu. Birden kolundan tutdu ve :

"Hey, kendine gelirmisin? İyiki bir şey sordum. Bir daha da sormam böyle olacaksansa"-dedi sinirle.

"Üzür dilerim. Hızımı alamadım. Müdürü düşündükce sinirlerim tepeme çıkıyor. Gidip gelip benimle uğraşıyor. Sanki başka adam yok burda."

"Seninle mi uğraşıyor? Sana nasıl iyi davrandı hissetmedin mi? İlk defadır onu böyle görüyorum onun için aranızda bir şey olup olmadığını sordum."

Kadın arkadaşının dediklerini gün boyunca düşündü. Yani ola bilirmiydi? Müdürleri ona karşı bir şey hissede bilirmiydi? Mümkün mü bu? Kadın bunları düşünürken bir yandan da yağmur yağmağa başlamıştı. Sabah havanın sıcak olması nedeniyle evden ceketsiz çıkan kadın şimdi neyi dert edeceği arasında kalmıştı. Bir yandan kitabını kaybetmiş, bir yandan müdürü ona asılıyor ve bir yandan da yağmur sel gibi yağıyordu. Saatler su gibi akıp giderken kadın hiçbir şeyi düşünmemeye ve işine odaklanmaya çalışıyordu. Müdürü sanki onun karşısına kasıtlı olarak çıkıyordu. Kadın nereye giderse ordaydı. Artık bu durumdan bıkan kadın yayın biter-bitmez müdürün odasına gitdi. Kapıyı yavaşca tıklatdı. Ses gelmeyince içeri girdi. İçeride hiç kimse olmadığını görünce sekreterine sordu. Müdürün az önce çıktığını öğrenen kadın hemen odasına koştu, çantasını alıp yardımçısına hoşcakal bile demeden binadan ayrıldı. Yağmurun durduğunu gören kadın sevinmişti. Ama bu çok çekmeyecekdi çünkü gökyüzünü kara bulutlar almıştı. Ama kadın umutluydu. Tren istasyonuna gitmeden önce mağazaya uğramak istedi. Etrafa göz gezdirip, müdürün oralarda olmadığına emin olunca mutlu bir şekilde yoluna devam etdi. Mağazada 1-2 saatini harcayarak kafasını dağıttı. Artık hiç bir şeyi düşünmüyordu. Tâki dışarıya çıkana kadar. Yağmur nedeniyle dışarı da az kalsın sel başlayacaktı. Çantasını kafasının üzerine aldı ve elindeki poşetlerle koşmaya başladı. Yağmur gitdikce hızlanıyordu. Ve birden kadının elindeki poşetlerden biri yırtıldı. Kadın hiç şaşırmamıştı. Çünki başına kötü bir şey gelmediğinden böyle olacağını biliyordu. Eyilip dökülen şeyleri poşete geri koydu. Ayaklarını dinlendirmek için otobüs durağında oturdu. Saatin 6 olduğunu gördü. Kadın gelip geçen adamlara bakıyor, poşetlerini düzeltiyordu. Tamda ayağa kalkacakken birinin sırtına ceket koyduğunu hissetdi. Arkaya döndüğünde müdürünü gördü. Şaşkın ve birazda korku içindeydi. Hemen üzür dileyerek:

"Üzür dilerim efendim bugün işden tez çıktığım için"-diye konuşmaya başladı. Sırtındaki ceketi çıkarmaya çalışınca;

"Üzür dilemene gerek yok. Ceket de şimdilik sende kalsın. Hava çok soğuk. Hasta falan olacaksın. Neden böyle çıktın dışarıya?"- diye sordu.

"Şey, ben evden çıktığımda hava güneşliydi. Onun için böyle oldu."-dedi kadın titreyerek. Kadının dudaklarının mosmor olduğunu gören müdür hemen çantasından şemsiye çıkardı ve:

"Hadi seni evine götüreyim. Gerçekten de hasta olmanı istemiyorum"- dedi ve kadını da yanına alarak yürümeğe başladı.

Tren istasyonu vardıklarında kadın yine ceketini çıkarıp geri vermek isteyince müdürü ellerini omuzlarına koydu.

"Seni evine kadar götüreceğim. Şunu da artık çıkarmaya çalışma."-dedi yavaşca.

Kadın sakin bir şekilde kafasını salladı tamam işareti olarak. Tren geldi ve onlar cam kenarına geçip oturdular. Kadın birden konuşmaya başladı.

"Ben her zaman kitabımı burda okurdum. Zaman böyle daha hızlı geçiyodu. Ama şimdi burda oturup dışarıya-yağan yağmura bakmaktan başka çarem yok."- dedi ve bir ah çekti.

"İstersen sana o kitapdan yenisini bula bilirim. Tanıdığım güzel bir kitapçı..." daha sözünü bitiremeden kadın sözünü kesti.

"Hayır, hayır yanlış anladın. Yeni bir kitap değil kendi kitabımı istiyorum. Çünki çok anım var o kitapla. Hem benim olamayan kitabı ben kabul edemem."- dedi ve böylece konuşmaya devam etdiler. Kadın ilk defadır müdürünü böyle sıcakkanlı görüyordu. İyi mi kötü mü onu da bilmiyordu. Acaba maksat neydi? Belki, bir kötülük yapmak için birşeyler planlıyordu. Belki de, gerçekten de arkadaşı olmak istiyordu.

Trenden indiklerinde saat artık 7 olmuştu. Gün artık batmışdı ama hava aydınlıktı. Kadın bu saatlerde caddenin en kötü zaman olduğunu biliyordu ama yine de müdürüne dönüp:

"Siz artık gitseniz iyi olacak. Bundan sonrasını kendim gide bilirim. Hem artık hava karanlıklaştı. Yağmur da az biraz durdu. Eğer içiniz rahat olacaksa..." kadın yine hızını almadan konuşmaya başlamıştı. Müdürü ona şaşkınlıkla bakıyordu. Bir kadın nasıl böyle hızlı konuşa bilir diye düşünüyordu.

"Birazcık sakin olurmusun?!"- diye bağırdı birden. "Seninle geleceğim, çünki buralar bu saatlerde kötü adamlarla dolu oluyor. Apartmana girdiğini görmeden gidemem. Zaten başına çok kötü şeyler gelmiş bugün."

Kadın hiç birşey söylemeden yoluna devam etmek zorundaydı. Caddeye girdiklerinde herkes onlara bakıyordu. İlk defadır onu bir erkekle eve dönerken görüyolardı. Apartmanın karşısına vardıklarında, kadının aklında bir çok soru vardı ama düşündükleriyle alakası olmayan bir şey sordu:

"Acaba kitabımı sen götürmüş ola bilirmisin? Yani sonuçta bana iyi davranmaya başladın, ve bana arkadaşımmış gibi davranıp onu bulduğunu söyleyip daha da yakın olmak isteye bilirsin"

"Delirdin mi sen? Kitap bende olsaydı nerede olursan ol gelip onu sana verirdim hemen."-diye bağırdı.

Apartmanın önünde durmuş kavga ediyorlardı. Kadın sonunda kavgayı bitirmek istediğini bildirdi ve son bir soru kalmıştı aklında:

"Neden bana birden iyi davranmaya başladın?"

"Çünki seninle arkadaş olmak istiyorum. Gerçek anlamda bir arkadaş. Lütfen bundan sonra bana iyi davran."- dedi müdür ve arkasını dönüb hoşcakal bile demeden gitdi.

Kadın elinde şemsiye, sırtında müdürün ceketi ile yağmurun altında onun gidişini izledi. Suçlu hissediyordu çünki onun üzüldüğünü biliyordu. Evine geçti. Kendine bir kahve yapıb pencerenin önünde oturdu. Telefonunu eline alıp ekrana boş-boş bakmaya başladı. Onun için uzun bir gece olacağı kesindi.

"Bir Pazar Sabahı"Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin