Sabah açıldığı halde kadın hâlâ uyanmamıştı. Çünki bugün işe gitmesi gerekmiyordu. Önceki gece çok karmaşık bir gece yaşadığı için bugün bütün günü uyumayı seçmişti. Gece saat 2de yatan kadın birden-bire telefonunun sesine uyandı. Arayan arkadaşı idi. Telefonu götürdü, ekrana baktı, ve geri koydu. Telefon yeniden çaldı, ama kadın cevap vermemekte ısrarlıydı. Birden ev telefonu da çalmaya başladı. İkisi de aynı anda çalınca kadın aklını kaybedecekmiş gibi oldu. Ve aniden evinin zili de çalmaya başladı ki, kadın bunları yapanın aynı insan olduğunu anladı. Yataktan kalkıp kapıya koştu. Kapıyı açtığında arkadaşları çıktı karşısına.
"Neden hiç bir yere cevap vermiyosun?!"- diye bağırdı ikisi de.
"Uyumak istiyodum. Bir rahat bırakmazsınız insanı!"-dedi ve kızları içeriye buyur etdi.
"Hadi geçin içeri, apartmanda bağırmayalım sabah-sabah. Hem dışarısı buz gibi dondum ben burda pijamalarla"
"Sabah değil ama olsun bağırmamak gerek. Hem bugün benim doğum günüm. Unutdun mu? Onu kutlamağa gideceğiz seninkiyle birlikte."
"Benimki mi? Haa... benimki. Benim doğum günümü diyosun. Ama 3 gün geçti artık bi anlamı kalmaz ki."
"Her zaman birlikte kutluyoruz. Mızmızlık etme!"-diye bağırdı arkadaşı. "Hemen kiyafetlerini değişiyosun ve güzel bir gün geçirmek için kızlarla tutduğum yere gidiyoruz" diyerek kadını kolundan tutup kiyafet dolabının önüne getirdi. "Güzel bir kiyafet seçeceğiz senin için. "-dedi ve gülümseyerek göz kırptı.
"Ama ben daha kahvaltı edemedim?. "
"Kahvaltı etmesen de olur. Zaten orda çok şey yiyeceksin seni obur şey!"-diyerek yanaklarını sıktı arkadaşı.
"Tamam o zaman. Birazcık izin verin de kendime geleyim bari."
Kızlar bir-birlerine bakıp gülüşmeye başladılar. Hepsi mutluydu, çünki bugün üçünden ikisinin doğum günüydü. Ve her zaman bu zamanlarda harika yerlere gidiyorlardı. Kadın kendine gelir-gelmez arkadaşları onu çekiştirmeğe başladılar.
"Hadi artık kendine geldin işte." "Zamanımız azalıyor biraz çabuk ol" "Kendi kendine seçilmeyecek o kiyafetler hadi ama!"-diye kadının kafasını yemeğe başladılar. Arkadaşlarından biri ona kiyafet seçerken, bir tarafdan da ayakkabısını seçmekte yardım ediyordu. Diğeri yardım etmiyordu, o sadece beğenip beğenmediğini söylüyor, kadına en güzel şeyleri seçmelerini sağlıyordu. Ve sonunda onu tamamlaya bilmişlerdi. Kadın boy aynasının önünde durup kendisine bakıyordu. Önü kısa, arkası uzun beyaz bir elbise. Belinin tam ortasında siyah bir kemer geçiyordu. Üst tarafı tül olan kiyafet kadını bir melek gibi gösteriyordu. Ayağında bir çift topuklu, ayakkabının üzerinde küçük yıldızlar vardı. Kadın kendinden geçecekdi adeta. Arkasını yavaşca döndü. Arkadaşları ona aşıkmış gibi bakıyolardı.
"Bugün benim doğum günüm ama sen benden daha güzel oldun. Hemen çıkarıyosun onları!"-dedi gülerek arkadaşı.
"İstersen çıkara bilirim zaten yakışmamış değil mi?- diye yatışdırmaya çalıştı ortalığı kadın.
"Sadece şaka yapıyordum. Bugün senin de doğum gününü kutlayacağız. Hadi hemen aşağı inelim"
"Ne bu aceleniz anlamıyorum. Zaten taksi falan tutmamız gerek bu halde oraya gitmeyeceğiz değil mi?
"Taksi mi?" "Ne taksisi canım yaa" "Ay bu da çok saf ama."- diyerek gülüşmeğe başladılar. İki arkadaşı kadını kolundan tutup aşağıya götürürken, diğeri de kapıyı kapamakla görevlendirildi.
