Ada

8 1 0
                                    

Utançtan kızara kızara üstümü çıkardım. Ve denize girdim. Çok soğuktu. Basil denizden çıkınca sırt çantasından palet çıkardı. Yanıma geldi.

"Sırt çantanda her şey varmış."

Güldü.

"Aynen."

Paletleri bana verdi.

"Yüzmeyi biliyorsun değil mi?"

"Evet."

"Göstermek istediğim yere yüzerek gideceğiz."

"Tamam"

Ve yüzmeye başladı. Paletle bile ona zar zor yetişiyordum. Bir saat kadar sonra durdu. Ve eliyle adayı işaret etti. Aşırı uzaktaydı.

"Basil oraya kadar yüzemem. Hem çantamız orada."

"Güvenlik var ve bizden başka kimse plaja giremez. Ayrıca sırtıma çıkabilirsin."

"Tamam."

Sırtına çıktım. Ve ayaklarımı çırptım hızlı olalım diye. Ve aniden kaydım. Kaya gibi batmaya başladım. Suyun içinde kendimi kaybettim. Neresi yukarı neresi aşağı karıştırdım. Ve bir şey bana gelmeye başladı. Gözlerimi açtım. Gözlerinin rengi mordu. Basil. Beni yukarı doğru çekti. Havayı içime, akciğerlerime doldu.

"Raven!"

"Efendim?"

"Adım ne?"

"Hafızamı kaybetmedim."

"Neden tutunmadın?!?" Aşırı korktum."

"Tutundum! Sade-"

Dudaklarıyla dudaklarımı örttü. İlk başta gerildim. Sonra ona karşılık verdim. Yumuşacık dudakları vardı. Bu anın bitmesini istemiyordum. Ve geri çekildi. İlk öpücüğüm onaydı.

"Sırtıma bin. Sıkı tutun!"

Sırtına bindim. Ve büyük bir hızla yüzdü ve adaya vardı. Kumsala çıktı. Çok küçük bir adaydı. Ve gözüme bir mağara çarptı. Beni mağaraya doğru çekiştirdi. İçerisi bir ev gibi düzenlenmişti. Bir masa, iki tane sandalye ve bir çift mum. Arkada çift kişilik otlardan, tahtalardan oluşan bir yatak ve çift kişilik bir koltuk vardı. Mağaranın bir duvarında yuvarlak bir oyuk oyulmuş ve cam yerleştirilmişti. Diğer duvarda bir çeşme vardı.

"Çok güzel değil mi?"

"Evet."

"Annem ölmeden önce burayı keşfetmiştim. Ve onunla dekore etmiştik."

Ve bir dolabı işaret etti.

"Hergün biri gelip dolaba ceviz çilek ve sandviç koyuyor açsan ye."

"Açım."

Ve dolaba yöneldim. Dolapta Martha❤Basil yazıyordu.

"Martha, annen mi?"

"Evet."

Altında ise,

Selena❤Basil yazıyordu.

"Selena kim?"

"Şey o kız arkadaşımdı."

İçimi bir kıskançlık kapladı.

"Tamam."

Dedim öfkeyle. Öfkeyle konuştuğumu anladı.

"Kıskandın."

"Hayır."

"Evet, kıskandın."

"Hayır. Kıskanmadım."

"Kabul et."

"Hayır!"

Ve bir duman karnımdan çıkmaya başladı. Ve şekil aldı. Kuzgun. Sanki beni yatıştırmak istermisçesine kanatlarıyla beni okşadı ve Basil'e dönüp 'gakladı'. Ve karnıma duman şeklinde geri döndü.

"O da neydi?"

"Sanırım, kuzgunum seni sevmedi."

"Ne kadar üzüldüm. Yemek yiyecek misin yoksa kavgaya devam mı edeceksin?"

"Aşağılık bir pislik gibi davranmayı kesersen yerim."

Ve elimle ağzımı kapattım.

"Öyle olsun. Aşağılık pislik hava almaya gidiyor."

Ve sert adımlarla çıktı.

"Basil, dur!"

"Gelme istemiyorum."

Bu sözler kalbime bıçak gibi saplandı. 5 dakika kadar bekleyip yanına gittim. Bir kayanın üstüne oturmuş ağlıyordu. Yanına geldim fark etmemişti. Yada ilgilenmiyordu.
Yanına oturdum ve kollarımı ona sardım. Üstümde sadece bikinim vardı. Ağlamayı bıraktı. Ve kollarını bana doladı.

"Söylediğim şeyler için özür dilerim."

"Önemli değil."

Ve eğilip onu öptüm. İlk başta karşılık vermedi ancak hemen sonra karşılık verdi. Yumuşak bir öpücüktü. Ardından giderek ateşlenmeye başladı. Dudakları boynuma inerken, onun kulak arkasını öptüm. Bikinimin ipini çekiştirdi. Ve geri çekildim.

"Pardon kendimi fazla kaptırdım."

Mağaraya geri döndüm. Çilek ve ceviz aldım. Ve yanına geri döndüm. Cevizi kırmak için kafasına vurdum. İrkildi. Ve sonra kahkahalara boğuldu. Çünkü cevizler temas anında kırılıyordu. Ve cevizler ağzıma attım. Tazelerdi. Geri kalanı ise Basil'e verdim.

"Taş kafa aç ağzını çuf çuf geliyor..."

Ağzını sımsıkı kapadı. Ama gülmeye başlayınca cevizleri ağzına boca ettim.
Ve çilekleride. Kendi hakkımı yiyip ona sokuldum. Ve uykuya daldım.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Aug 12, 2016 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Katil RüyalarHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin