'İlk randevu'
Senin adın : y/n şeklinde geçiyor. Neden bilmiyorum böyle yazmak bence güzel.
Ashton
Ash bir centilmendir. Seni evinden arabasıyla alır. Sana kapıyı açıp iltifatlar eder. "Çok güzel görünüyorsun y/n" "parfümün yeni mi? Harika kokuyor." "Ayakkabıların hoşuma gitti."
Her bir iltifatta daha da kızarıyor ve daha da geriliyordur. Bu haline kıkırdayıp "sakin ol Ash. Alt tarafı gidip kahve içeceğiz." Dersin.
Derin bir nefes alır. "Evet, kahve."
Arabayı sürmeye başlar. Sen yoldan çok ona bakıp kendi kendine gülümseyip durursun. Tanrım milyonlarca kız hayranı olmasına rağmen nasıl oldu da seni seçmişti ki?
O anda farkına varırsın ki seninle çıkmaya başladığının açıklamasını henüz sosyal medya üzerinden yapmamıştı. Hatta çocukların bildiğinden bile emin değilsin. Yüzündeki gülümseme solar ve camdan dışarıya bakmaya başlarsın.
Ashton senin değişen ruh halini çok geçmeden fark eder. Hafifce kaşlarını çatar ama yola bakmaya devam ediyordur. Gergin halinden eser kalmamış gibidir. "Gözlerin benim üzerimdeyken sanırım daha mutluydum."
Tekrar ona bakarsın ama gülümsemiyorsundur. Aklına olumsuzluk bir kere takılmıştı çoktan. Ve Ashton'un tek randevuluk hoşlandığı kızı olmak istemeyecek kadar ona aşıksındır.
Birkaç dakikalık sessizlikten sonra Ash arabayı ara sokaklardan birine çeker ve sana döner. "Sevgilim neler oluyor?"diye sorar ilgiyle sana bakarak.
"Hiçbirşey."dersin geçiştirmeye çalışarak. Ama o çeneni baş ve işaret parmağının arasına alarak nazikce ona bakmanı sağlar. "Anlat bana y/n." Burnunu öper. "Bir sorun olduğu belli."duraksar. "Ter mi kokuyorum?" Yanakları kızarır.
İstemeden de olsa gülersin. "Hayır Ash çok güzel kokuyorsun."
"Öyleyse sorun nedir?"
Nefesini veririsin. Ona aklından geçenleri anlatırsın. Ash iyi bir dinleyicidir. Sen konuşurken sözünü kesmez ve tüm dikkatini sana verir. En sonunda sen anlatmayı kesince hafifce gülümser.
"Nasıl tanıştığımızı hatırlıyor musun?"diye sorar gözünün önüne gelen saçı geriye atarken.
Başını sallayıp gülümsersin. "Twitter'dan fetus fotoğrafımı paylaşıp beni etiketlemiştin." Der Ash gülerek. "Tanrım felaketti."
Gülersin. "Değildi... Sen çok tatlısın."
Sana gülümseyerek bir süre bakar. "Hep gerçek aşka inanmışımdır."der Ashton birden. "Poposunda kalp işareti olan o ponynin bir gün gelip beni bulacağını hep biliyordum."
"Tanrım Ashton, Michael??"dersin şok ile sorarak. Biliyordun! Karşıdan karşıya el ele tutuşarak geçtiklerinden beri bunu biliyordun!
"Beni çok etkiliyor..."der Ash fangirling yaparak. Güler. "Ama hayır, o kişi Michael değil."
"Calum?!"
"Sensin y/n. Tanrım!" Kıkırdamaya başlar. Ah o tapılası gamzeleri...
"Ama Ashton,"diye söze başlarsın. Sözünü bir öpücükle keser. Alnını alnına yaslayıp gülümser. "Tanrım, çok tatlısın." Sen de gülümsersin.
Geri çekilip telefonunu eline alır ve kamerayı açar. Yanağını yanağına bastırdıktan sonra gülümsemeni söyler.
"Sanırım dünyadaki en tatlı çift biziz."der kendi kendine ve fotoğrafınızı instagramda paylaşıp altına seni etiketleyip kalpler ve ponyler koyar.
"Michael çok kıskanacak."
Calum
Birlikte iskelede buluşma kararı almışsınızdır. Tam zamanında iskeleye geldiğinde Calum'un çoktan oraya gelip seni beklemeye başladığını görünce sırıtırsın.
Sen şu 'sapık' kategorisine girebilecek olan hayranlardansın. Her gün ona çince yazılar atman sayesinde seni fark etmiştir. Nedenini bilmiyorsundur ama Calum seninle konuşmaya başlamıştır. Normalde profil fotoğrafını görüp seni beğendiğini düşünebilirdin ama profil fotoğrafında kendi fotoğrafın yerine bir penguenin fotoğrafı vardı. Ve hesabın üzerinden kendi fotoğrafını daha önce hiç paylaşmamıştın. Bir sabah kalktığında ise Calum'un senden numaranı istediğini görmüşsündür.
Sen 'sapık hayransın' numaranı anında vermişsindir. Birkaç saat sonra ise sana kendi numarasıyla mesaj atmıştır. Böylelikle tanışmış ve hatta birbirinizden hoşlanmaya başlamışsınızdır. Şimdi ise ilk randevunuz için iskelede buluşuyorsunuzdur.
"Hey asyalı." Dersin onu sinirlendirmek için. Arkasını dönüp sana bakar. Bir süre donup bekler. Ona garipce baktığını fark edince toparlanır. "Hey y/n."
"İyi misin sen?"dersin elini alnına koyarak ateşine bakarken.
"Oldukça, neden sordun ki?" Der sanki az öncekiler hiç yaşanmamış gibi şaşırarak.
Nefesini verirsin. "Bu gün için bir planın vardır umarım."dersin. O ise omuz silker. "İstersen sana dondurma falan alabilirim. Ya da onun gibi randevuca şeyler işte."
"Ya da beni asyaya kaçırabilirsin."diye bir öneride bulunursun. "Sonrada evleniriz."
"Haklısın. Birçok çocuğumu da olur."der normal bir konuşma yapıyormuşsunuz gibi. Ama sen kıpkırmızı olursun. Sinsice güler. "Asyalı dediğinde vahşi yönümü ortaya çıkarıyorsun."
"Sadece gidip bana dondurma al."
"Tamam." Sırıtmaya devam ederken sana dondurma almaya gider.
Luke
Tanışma hikayeniz biraz klişedir. Lucas sakar Hemmings yolda telefonuna bakarken yürüdüğü için diğer elindeki kahvesini üzerine dökmüştür. Kahve sıcak olduğu için sen çığlık atmışsındır ve o aceleyle özür dileyip yavru köpekler gibi etrafında dönmeye başlamıştır. Hırkanı çıkardığında sıcak aromalı sudan biraz olsun kurtulmuş olursun. Sana yeni bir hırka almayı teklif eder ama sen bunun yerine onun numarasını almayı tercih edersin. Sana utanarak numarasını verdikten sonraki birkaçgün ona mesaj atmakta tereddüt yaşarsın. Ama sonra kendini tokatlayıp kendine onun baya delice hayranı olduğun Luke Hemmings olduğunu hatırlatırsın ve ona mesaj atarsın.
Tam iki ayın sonunda Luke senden hoşlandığını bir video aramada söyleyince ona çıkma teklifi edersin. O da kabul eder.
Birlikte pizzacıya gelmiş pizza yiyiyorsunuzdur. Hemmings iştahla pizzasını yerken bir anlığına senin yanında olduğunu unutmuştur. Sen de sırıtarak gözlerini ona dikmiş izliyorsundur. En sonunda ona baktığını fark edince utanıp boğulur gibi olur sen de ona su verirsin. Gülmemek için kendini sıkıyorsundur.
Beyaz tenli sarışın kıpkırmızı olur. Elleriyle yüzünü gizler. "Michael'ın pizza sevgilisi Dorothy gibi hissediyorum."diye mırıldanır kendi kendine.
"Michael 'ın Dorothy adında pizza bir sevgilisi mi var?"diye sorarsın kendini daha da sıkarak. Eğer şimdi gülmeye başlarsan Lucas'ın utançdan ölebileceğini düşünüyorsundur.
"Evet. Onu yiyiyor..." Utançla inler.
"Sakin ol sarışın." Dersin uzanıp Lucas'ın saçlarını okşarken.
Luke küçük bir çocuk gibi dudağını büzdükten sonra sana bakar. "Üzgünüm."
Bu sefer gülersin ama nazik olmaya özen gösterirsin. Hala Luke'u öldürmekten korkuyorsundur. "Tanrım Lucas. Seni bir kavanoza koyup saklamak istiyorum."dersin hala saçlarında elini dolaştırırken.
Luke sanki imkanı varmış gibi daha da kızarır. "Senden gerçekten çok hoşlanıyorum Lukeypoo."
"Ben de senden çok hoşlanıyorum y/n poo."
Michael
Michael ile uzun zamandır flörtleşiyorsunuzdur. En sonunda Mikey sana çıkma teklifi eder ve sende kabul edersin.
Birlikte sinemaya gidersiniz. Ortak beğendiğiniz bir filme bilet alır ve koltuklarınıza yerleşirsiniz. Aranızda garip bir sessizlik olur. Ve sen günü kurtarırsın.
"Sana tecavüz edip sonra seni dağ evine kaçırmak sonra yeniden tecavüz etmek istiyorum."
Sana gözlerini büyütüp bakar. "Aman tanrım dağ evin mi var?"
"Hayır." Düşünmeye başlarsın. "Sanırım seni dolabımda da saklayabilirim."
"Yatağına ne dersin?"diye fısıldar kulağına.
"O zaman seni beslemem. Yatağımda Theo James bile yemek yiyemez." Ağzına mısır atarsın.
"Theo James yatağına giremeyeceğine göre?"der kaşlarını çatıp o da ağzına mısır atarken.
"Hayallerimle oynama."dersin ona kızarak.
"Yüce pizza Dorothy..."diye mırıldanır burun kemerime parmaklarını bastırıp.
"Michael neden bir kediye benziyorsun?"diye hayatı sorgularsın. O ise sana cevap vermek yerine ağzına mısır atar. Ve film başlar.
Bu filmi cidden merak ediyorsundur ve Michael 'ın kediye benzemesini ve bunun çok sevimli olduğunu düşünmeyi kesip filme odaklanırsın. Arada mısır almak için uzandığında hayal meyal Michael 'ın sana baktığını görebiliyorsundur.
Film ara verdiğinde Mikey kulağına eğilip konuşur. " eğer sana dağ evi bulursam bana tecavüz edecek misin?"
"Tecavüze mi uğramak istiyorsun kedicik."dersin sırıtarak.
"Sadece üstteki yerini garantilemeye çalışıyorum."der o da sana sırıtarak.
"Neden? Fazla mı beceriksizsin Clifford?" Meydan okursun.
"Grrr."der ve yanağını öper. "Bu karşı çıkmalarını akşam da yapsana."
"Babamla tanışmak istiyorsun demek?"dersin bu seferde.
"Ah tanrım."der Mikey geri arkasına yaslanarak. "Bu hikayeyi biliyorum."
"Ne hikayesi?"diye sorarsın kaşlarını kaldırarak.
"Aileyle tanıştıktan sonra mutlaka evlenmen gerekir hikayesi."diye özet geçer Mikey.
"Sana tecavüz edersem zaten benimle evlenmek zorunda kalmayacak mısın?"
Sırıtır. "Ya ben sana tecavüz edersem?"
Mısır kovasını eline tutuşturursun. "Git ve yeni mısır al ahmak."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
5SOS Preferences /Turkish
Fiksi Penggemar5SOS delikanlılarının teker, bazen de bağlantılı bölümlerden oluşan preferences ları. ••• Benden izinsiz çoğaltmayınız.
