Elimi tutuyordu lan bildiğin. Mantıklı yanım işin içine girince elimi çektim. Çünkü beynimin içinde "SEVGİLİ DEĞİLSİNİZ!" ışıkları yanıp sönüyordu. Bir bana bir de çektiğim elime baktı.
"Ne o utandın mı yoksa?"
"Önüme gelenin elini tutmuyorum,üzgünüm."
"Ben önüne gelen biri mi oluyorum?"
Kaşlarını çatınca gülmek istedim. Fakat bakışları bunu yapmamı engelledi.
"Yani sevgilim olmayan bir insanla elele tutuşmam doğru olmaz. Bunu demek istemiştim."
Dedim ve yere bakarak yürümeye başladım.
"Flörtleşiyoruz. Bence bu yeterli.?"
Dedi tek kaşını kaldırıp sorarcasına. Başımı hayır anlamında salladım.
"Hayır,yetmez."
"İlla sevgili mi olmamız lazım?"
"Hayır. Elimi tutmazsın olur biter."
"Ya tutmak istiyorsam?"
Ne diyeceğimi bilemedim. Cevap vermeden yürümeye devam ettim. Elimi tutmasın diye de cebimden telefonu çıkartıp,saate baktım. 16.08'di. Mekana on dakikada gitseydik. Yarım saat bile gecikmeden varacaktım. İşte buna sevinmeliydim. Bir anda dank etti! Yanımda kıroyu da götürüyorum ama ne diyecektim bizimklere? Flörtüm mü? Ah,sanmıyorum. En iyisi arkadaşım demekti. Evet evet en iyisi buydu.
Beş dakika kadar sonra mekana varacaktık.
"Bu sefer ki giyimini beğendim. Hep böyle giyin."
Üzerime baktığımda pantolon giydiğimi gördüm. Nadiren pantolon giyerdim. Kısa giyinmemi sevmediği için böyle demişti biliyorum. Ama sinir edebilirdim biraz değil mi,buna hakkım vardı.
"Akşam gideceğimiz için kıyafetlerimden ancak bunlar dışarda kalmıştı. O yüzden giydim. Yoksa pantolonla işim olmaz. Ben şortların kızıyım!"
"Ne demek şortların kızıyım lan! Kaç defa daha giymeyeceksin demem gerekiyor?"
Düşünür gibi yaptım ve mırıltılar çıkardım. Sonra da ona döndüm.
"Sanırım uzaylılar dünyayı istila edeceği güne kadar. Çok değil yani."
Piç smile yaptım. O ise bakışlarıyla yüzümdeki gülüşü soldurdu. Nasıl bu kadar sert bakabiliyordu anasını satayım ya? Bir anda daha ismini bilmediğimi hatırladım. Mesajlaşırken iki kez sormuştum ikisinde de zamanı gelince öğrenirsin demişti. Peki şimdi zamanı mıydı.? Umarım.
" Bir şey diyeceğim."
"Söyle bakalım."
"Sen diyorsun ya flörtleşiyoruz falan diye."
"Evet?"
"İnsan flörtleştiği kişinin ismini bilmez mi be,mübarek. Söyle şu ismini artık!"
Bir kahkaha attı. Etrafdaki yüzler bize döndü. E haklılar biri böyle kahkaha atsa bende dönüp bakarım.
"Ne gülüyorsun be! Çok mu komik!"
Zar zor gülmesini dindirdi ve bana döndü.
"Çok mu merak ediyorsun?"
"Hı hı."
Hevesliydim. İsmini deli gibi merak ediyordum.
"Peki. Sanırım artık zamanı geldi."
Kelebekler midemi istila etmeye çalışırlarken,beklentiyle yüzüne bakıyordum. Cidden çok merak ediyordum. Daha önce bir çok tahminde bulunmuştum kendi kendime. Peki tutturabilmiş miydim?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
KISKANÇ
Teen FictionAslında sadece sevmişti.Fakat bunu gösterme şekli biraz sertti.Çok sahiplenici olması onun suçu değildi ki. İyi okumalar..