Şimdiki Zaman
Uyandığımda gözlerimi loş bir ışık karşılamıştı. Ah! Her zamanki gibi geçirdiğim krizler yüzünden hastahane odasındaydım yine. Zaten hep böyle olmuyor muydu? Gözlerimi etrafta gezdirdim. Bu sefer ki hastahane odam, normal odalar gibi değildi. Etrafta bir sürü makine vardı. Sanki... Sanki burası yoğun bakım odası gibiydi.
Ah! Başım çok ağrıyordu. Hareket etmede zorlanıyordum. Biraz daha uğraştıktan sonra zorlukla kafamı yana çevirdim. Ağlamaktan gözleri korku filmlerindeki oyuncak bebeklere dönmüş, saçları adeta "Yeni yolundum." dercesine dile gelerek yanlarına savrulmuş, yüzü çökmüş ve bir eliyle ağzını kapatan bir kız vardı. Gözlerini yerden çekip bana bakınca birden bire bayıldı. Ne yapmıştım ki ben?
Fazla üstelememeye karar vererek uyumaya çalıştım. Cidden bu kadarı bile yormuştu.
-Bürge'den-(1.5 saat önce)
Hastahanenin içerisinde deli danalar gibi dolanıyordum. Cidden sıkmıştı artık şu doktor bozuntusu. Kaybettiğim her saniye bana zarardı. Al işte! Tamı tamına yetmiş sekiz dakikadır onu arıyordum. Mübarek hastahane değil Ölümcül Kaçış'taki labirentti.
Biraz daha dolantıktan sonra sonunda odasını bulmuştum. Kapıyı bile açmadan direk daldım içeriye. Gördüğüm görüntüye karşı elimde olmadan bağırdım.
"Ya sen dalga mı geçiyorsun benimle?" Adama bak ya. Beni hiç takmamıştı bile. Şeytan diyor git öldür! Umursamazlığını boşvererek tekrar cırlamaya başladım.
"Bana bak doktor bozuntusu! Gördüm diyorum. Mina SÖZEN kolay kolay vazgeçmez." Belki o kalın kafasına girer diye son kelimeyi heceleyerel söylemiştim.
"Bürge bak artık bunu anlaman lazım. Bir yıl oldu. Mina SÖZEN komada." Sözen'i ellerini tırnak işareti yaparak söylemişti. "Daha önce de defalarca elini hareket ettirdi ama hepsi boş çıktı. Üzgünüm. Seni hayal kırıklığına uğratmak istemem."
"Doktor, bak senin de bunu anlaman lazım. 359 gün oldu. Mina SÖZEN halâ komada. Daha önce de defalarca elini hareket ettirdi ve hiçbiri boşa çıkmadı. Hepsi tekrar, tekrar ve tekrar hayata tutunmamı sağladı. Üzgünüm. Seni hayal kırıklığına uğratmak istemem ama Mina SÖZEN u-ya-na-cak. O asla başkasının esareti altında yaşayan korkak prenses olmadı ki şimdi koma denen illetin esaretinde yaşayan kız olsun. O her zaman kendi imparatorluğunun kraliçesiydi her zaman. Şimdi bir doktor olarak görevinizi yerine getirmek amacıyla hastanıza bakmak için beni takip eder misiniz? Aksi halde o oturduğunuz koltuğa dikkat edin. Çünkü bir daha oturabileceğinizi sanmıyorum. Unutmayın! Ben Bürge KARAMANKIZI'yım."
Der demez derin bir nefes aldım. Huh! Ne çok konuşmuştum öyle. Ardından arkama bile bakmadan dışarıya doğru adımladım. Arkamdan duyduğum adım seslerine de bakılırsa ikna kabiliyetim cidden yüksekti.
Hızlı adımlarla artık avucumun içi gibi ezberlediğim yoğun bakım odasını buldum. Doktor benim birkaç metre gerimden geliyordu. Normalde arkamı dönüp yüz ifadesine bakardım ama şuan Mina daha önemliydi. Vakit kaybetmemeliydim.
Daha da hızlanıp adeta koşarcasına Mina'nın odasına vardım. Camdan gördüğüm ise ilk önce şaşkınlıktan elimi ağzıma götürttü. Sonrasında bayılmıştım zaten.
-Mina'dan-
Gözlerimi tekrardan yavaş yavaş açmaya başladım. Ah! Cidden yanıyorlardı ama onun dışında başka bir acı daha vardı ve bunu fark etmem uzun sürmüştü.
Kafamı etrafa çevirmeye çalıştığımda canım yanmıştı ama vazgeçmemiştim. Kafamı biraz daha eğince kolumda takılı olan serumu ve onun gibi vücuduma bağlı bir sürü aleti görmüştüm. Canımı yakan buydu demek.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Renklerin İntiharı
Teen FictionBiz neydik? Biz nereden geldik? Biz neyiz? Bu soruların cevabı meçhul. İnsanlar çok acımasız. Hayat cevap aramak için çok kısa. Peki kolayından başlayalım. İnsan neydi? Göreceli bir kavram. Yani insan. Herkese göre farklı tanımı vardır. Kiminin...