2.Bölüm

394 9 2
                                    

''Allahtan cam parçalarının hepsini çıkartmayı başa bildik. Sağ elinize çok yüklenmemenize bakın,hatta mümkün kadar kullanmayın derim. Pansuman yaptırmayı ihmal etmeyin aksi takdirde iyileşme süreci bir o kadar uzar. Ha birde size tavsiyem o ilaçları fazla dozda bir daha kullanmayın. Gerçekten zor anlar yaşattıra biliyor insana.''

Bir bana bir de Berkeye bakarak cümlelerini söyleyen doktor işini bitirdiğini belli edercesine alet çantasını toparladı ve dışarı çıkarken Berkenin elini sıkarak vedalaşıp

Çok içten bir gülümsemeyle
'Bir şey olursa numaramı biliyorsu uz zaten' dedi ve odadan ayrıldı.

Giderken ki gülümsemesi alaycı bir sırıtmaya benzemiyordu oysa ki. İçten gelen hafif bir gülümsemeydi sanki. Kendi dünyamda düşüncelere dalarken beni o dünyadan çekip çıkaran Keremin elleriyle yüzümü kavrayarak
"Ablacım,babamların yanına yarın gidelim istersen? Şimdi dinlen biraz ha?Yorgunsundur sen şimdi" demesi oldu.

Konuşarken yüzündeki o buruk ifade daha çok canımı yakıyordu.

Ne kadar beni düşündüğünden öyle söyledğini bilsem de gitmeyi de ne kadar çok istediğini biliyordum.
Keremin dediğine aldırış etmeyip

"Hayır küçük bey,bu gün gideceğiz" diyerek yüzümü kavradığı bir elinden tutup ayağa kalktım ve

"Hatta gidiyoruz bile" dedim.

Cam parçaları uzaktan çok küçük görünse de insanın canını öğle küçük yakmıyordu ama Keremin gitmeyi ne kadar çok istediğini biliyordum o yüzden mezara bu gün gidecektik.

Odadan Berke önden Kerem ile ben de onu takip eder gibi arkasından çıktık. Asansöre binerek garajın olduğu kata indik ve mezarlığa gitmek için yola koyulduk.

Mezarlığa çokta yakın olmadığını düşündüğüm bir gül mağazasının karşısında durdu araba. Berke ve Keremin inip mağazaya doğru gittiler,onlar mağazaya giderken ben arabada oturup onlara bakmayı tercih etmiştim.

Her mezara gittiklerinde buradan gülleri alıyorlardı sanırsam.

Mağazanın sahibi olduğunu düşündüm orta yaşlı bir bayanın içeri giren Berke ve Keremle selamlaşması yürüttüğüm tahmini doğruluyordu.

Kerem galiba yine mezarlığı gül bahçesine çevirecekti. Tabii bunun annemin gülleri çok sevmesin de katkısı büyüktü tabii.

Alış-verişlerinin bitmesini Keremib ellerinde papatyalarla arabaya doğru gelmesinden anladım. Küçük kardeşimin ardından Berkenin de arabaya gelmesiyle yolumuza devam ettik. Kerem her zamanki gibi papatyaları bagaja koydurtmak istememişti ve geri kalan yol boyunca sıkı sıkı kucağında tutuyordu. Sanki birisi papatyaları çekip alacak gibi.

Biz küçükken her zaman yemek masasında papatyalar olurdu. Masanın papatyasız olduğu bir günü hiç hatırlamıyorum. Hatta,uzun bir zaman öncesinde Kerem daha o zamanlar 2-3 yaşlarında,bir akşam yemek zamanında vazodan düşdüğünü tahmin ettiğimiz bir papatyayı masadan götürüp yemeğe kalkışmıştı. Annem zar zor elinden alınca papatyayı bırakmak istememesi her kesi güldürmüştü. Bizim gülüşümüz onun da hoşuna gitmiş olacak ki çok geçmeden o da bize devam etmeye başladı.

Hatırladığım bu anıyla ağlamaklı,komik bir kahkaha etmeden dayanamadım. Arabadakı her kesin bir anlık bana bakmasıyla çok yüksek bir kahkaha attığımı fark ettim. Berkenin '' ne oluyor'' sorarcasına bakışı kafamı ''hiç bir şey yok'' gibi sallamama neden olmuştu.

Arabanın aniden durması artık mezarlığa vardığımızı anlatıyordi. Arabanın durmasıyla her kes gitmek için ayaklanmaya başladı bile.

Kerem papatyaları,
Berkeyle de şoför diğer çiçekleri aldı,ben de sadece Keremin boşta kalan diğer elini tutmakla yetindim ve babamların mezarlıklarına doğru koyulduk.

Mezarlıklar dememin sebebi ailesiz bırakılanın yalnız bizim olmadığımız içindi. O kazada Keremle benden başka Berke de hem annesiz hem babasız kalmıştı.

Annemlerin mezarlığna geldiğimizde Kerem tuttuğu elimi bırakıp koşar adım mezarlığın annemin olduğu tarafına geçmişti bile.

Şoför çiçekleri yerleştirmekte yardım edip bitirince arabaya geçti.

Kerem papatyaları güzlece mezarlığa dizdikten sonra mezarlığın üzerinde oturdu ve en son görüştüklerinden sonrakı gelişmelerden konuşmaya başladı. Harıl harıl konuşurken bir ara durdu,bana baktı daha sonra konuşmasına devam etti. Bana baktığı andakı bakışı üzüntü ve kırgınlıkla karışmıştı sanki.
Bu günkü olaydan bahs ettiğini zann ediyordum,yüzündeki o ifadenin başka açıklaması olmazdı zaten.

Annemle babamın mezarlığının sağ tarafında Berkenin annesiyle babasının mezarlığı vardı ve
Berkeye baktığımda da Kereminkinden farklı bir manzaranın olmadığını gördüm. Mezarlığın yanında oturmuş bir şekilde annesiyle yani Sema teyzeyle konuşuyordu.

Benim ise ne yaptığımı sorarsanız alacağınız cevap hiç bir şey olurdu her halde. Çünkü Keremle Berkeyi izlemekten başka hiç bir şey yapmıyordum.

Mezarlığa Berkeyle Keremden farklı olarak senede sadece 1 kez gelirdim,geldiğim zaman da uzaktan bakardım ancak. SənOnlarla benim aramda bir çizgi vardı sanki,her geldiğimde o çizgiyi aşıp yanlarına gidemiyordum.

Yapamıyordum...



Hikayenin bu bölümünü beğenirseniz beğenme tuşuna basmayı ve yorum yapmayı unutmayın canlar❤️❤️

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Aug 15, 2017 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

VeliahtHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin