"Zaten benimsin"

46 9 0
                                    

Min Jee öldüğünden beridir yaklaşık üç hafta geçmişti. Hala onun eksikliği hissedilse de herkes neredeyse unutmuş gibiydi.

"Hey Yoongi! Aşşağıya gel burada seni bekleyen biri var." Diye bağırdı Tae.

Sanki Min Jee aşşağıdaymış gibi hızlıca indim. Kim gelmiş olabilirdiki. Merdivenlerden hızlıca indiğimi gören Kook :

"Ne o sevgilini mi bekliyordun ne bu acele" dedi.

"Kim geldi Kook söylesene"

"Gel kendin gör kapıda seni bekliyor aman bekletme sakın sevgilini"

'Sevgilini' kelimesini bastırarak söylemişti. Aptal çocuk benim sevgilimin olmadığını bildiği halde ne diye üstüme geliyordu sanki.

Kapıya doğru yöneldim bu gelen Youra'ydı. Youra benim sınıf arkadaşımdı. Okullar kapandığından beridir hiç konuşmamıştık burada ne işi olabilirdi ki.

"Selam Min min" dedi. Evet adımı
kısaltırdı ve bundan hoşlanmadığımı bilirdi.

"Ah! Hadi ama insan hiç mi değişmez"

"Imm. İnsanın senin gibi bi arkadaşı varsa sanırım evet"dedi gülerek ve devam etti "Biraz dolaşalım mı Yoongi ?"

Arkama doğru baktım bizimkiler gitmem için işaret ediyorlardı Jungkook hariç. Neden kötü kötü bakıyordu bu çocuk. Çok fazla takmadım ve Youra ile birlikte dışarı çıktım.

**** O sırada evde olanlar :

"Cidden Yoongi'yi anlayamıyorum, kardeşi öldü ve onun şu mutluluğuna bak"

"Saçmalama Kook, hepimiz bu olay için üzgünüz Yoongi daha da perişan. Kaç haftadır zorla yemek yediriyoruz" dedi J-hope.

"Ve ayrıca hayat devam ediyor evet çok kötü bir durum ama Yoongi'nin de kafasını bir şekilde dağıtması lazım bunu biliyorsun" dedi Namjoon.

"Tamam hadi ama Kook'un üstüne gelmeyin yeter. Ben acıktım yiyecek bir şeyler var mı?" Diyerek olayı yumuşatmaya çalıştı Jimin. 

"Yoongi'yi beklemeyecekmiyiz" dedi Jin.

"Ona da ayırırız biraz, biz yiyelim" dedi Tae.

**** Dışarıda olanlar :

"Uzun süredir görüşmüyorduk. Olayları duydum ve gelmek istedim" dedi Youra.

Bir süre sessiz kaldım. Min Jee hakkında bir şeylerden bahsedilince bir süreliğine kendime gelemezdim çünkü.

"Yoongi iyi misin ?"

"Huh! Yani sayılır. Benimle ne konuşmak istiyorsun Youra."

"Bilmiyorum. Senin yanında olmak güzel. Sesini duymak, yüzünü görmek. Sanırım cidden özlemişim."

Ne diyeceğimi bilememiştim. Youra sadece arkadaşımdı. Belki de o da arkadaşça özlemişti kim bilir.

"Imm. Bende özledim ama sırf bu yüzden gelmiş olamazsın. Ne oldu yine?"

"Seninle konuşmam için bir şeyin olması mı lazım Min min ?"

"Ah! Cidden beni sinir etmeye bayılıyorsun değil mi ?"

"Tek arkadaşım sensin. Senle uğraşmayayım da kiminle uğraşayım??"

"Tabi ya al uğraş seninmiş gibi"

"Zaten benimsin.." dedi gülerek.

"Senin olmak için fazla karizmatiğim"

"Hadi ya! Bak sen şuna küçük Min min."

"Çok konuşma da düş peşime Yun yun.

Kalkarken söylenmeye başlamıştı bile :

"Yun yun ne ya ?"

Cevap vermedim ve parka doğru yol aldık. Beni arkadaş olarak sevdiğini biliyordum ki duygularımız karşılıklıydı.

Bir banka oturduk. Rüzgar güzel esiyordu. Youra kucağına bir kediyi alıp sevmeye başladı. Saçları rüzgardan hep yüzünü önüne geliyordu ve rahat hissetmesi için yaklaşıp saçlarını yüzünün önünden çektim. Çok tuhaf bakmıştı. Güzel ve tatlı bir ses tonuyla :

"Imm. Bu kadar yakınıma gelme güzel kokuyorsun" dedi.

"Bayılıyorsun dimi böyle duygusal anlara" dedim gülerek.

Aniden bir kahkaha attığında korkmadığımı gördüğü için daha çok gülmeye başlamıştı fakat kucağında ki kedinin fırlamasıyla ben de gülerek :

"Dünya barışı için gülmemelisin.."

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: May 31, 2018 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Stockholm | mygHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin