Tamam. Bir kaç gündür dikkatsizlik ve yeme bozukluğumun olduğunun farkındayım. Belki de bir haftadır. Bana kalsa bir hap ve ilaçlarla evime yollanmalıydım. Annemin benden bir şeyler sakladığını düşünüyordum. Belki de çok ağır bir hastalığım vardı ve benden saklıyordu. Ama o zaman 27 nolu odayı duyunca neden bu kadar çok sevinmişti ?
Hemşire Stormy cebinden çıkardığı anahtarı elinde sallıyordu. Duvarları soluk mavi olan hastane odamdan çıkıp, duvarını daha canlı ve güzel umduğum 27 nolu odama gidiyorduk. Annem elindeki mor renkli çantayı sıkı sıkı tutuyordu. Ben hemşire Stormy'nin arkasından ilerliyordum. Bu koridorlar bana yabancıydı ama annem neredeyse Stormy'den bir adım önde gidiyor, yolu o tarif ediyordu. Bu koridorlara yabancı olmadığı belliydi.
''Bayan Daina ! ''
Hepimiz sesin geldiği yere doğru hızlıca döndük. Seslenen doktor Wendy'di. Doktoru sadece bir haftadır tanıyordum ama annemin bir haftadan oldukça uzun bir süre tanıdığına emindim. Annem ile aralarında başka bir bağ vardı. Ama ne olduğunu öğrenememiştim.
''Ah, Wendy. Nasılsın ? Biz de senin yanına uğrayacaktık. ''
Sarıldılar. Daha sonra Doktor Wendy kolunu omzuma attı.
'' İyiyim Daina. Bu kızın olmalı. Rachel ?''
Hafifçe güldüm.
''Evet, Rachel kızım.''
''Küçük Rachel ne kadar da çabuk büyüdü değil mi ?''
Ah çok güzel. Belki de bir haftam bu sıkıcı konuşmalarla geçicekti.Harika.
''Odanızı öğrendiniz değil mi ?''
Annem Doktora gülümsedi ama tedirgin gibiydi.
''Evet, 27 nolu oda. Girişte sol koridorda. ''
''Sol koridor mu ?''
Annemin yüzü buruştu. Belli etmemeye çalışıyordu.
''Buraya kadar eşlik ettiğin için teşekkürler Stormy. Artık işinin başına dönebilirsin.''
Doktor Wendy elini Stormy'ye uzattı. Stormy'nin yüzü buruştu ama anahtarı doktor Wendy'e verdi.
''Aslında işim şuanda yok, size eşlik edebilirim. İsterseniz çantanızı taşıyabili....''
''Bu kadar yeter Stormy. Alt kattaki 18 nolu odada yeni hastamız var. Onlarla ilgilenirsen çok güzel olur.Hem kendine işte bulmuş olursun.''
Hemşire hafifçe güldü. Doktor Wendy ve annem ilerlerken Stormy kulağıma ''ben dememişmiydim, yan binayı doktordan başka bilen yok '' diye fısıldadı. Bende onları takip ettim. Wendy geçtiğimiz koridorlardan bir çok kişiye selam verdi. Sonunda asansörün önünde durduk. Hızlıca asansöre bindik. O ana kadar her şey normaldi. Ama doktor Wendy asansörde -2 düğmesine basana kadar.
Hastanenin en alt katlarından birinde morg olduğundan emindim. -2 neydi peki ? Yer altı mezarlığı filan mı ?
''Neden -2'ye bastınız ? Yan binaya geçeceğiz sanıyordum.''
Annem ve Doktor birbirlerine baktılar. Doktor durumu toparlamaya çalışıyordu.
''Sadece bir geçit Rachel.Başka bir şey değil.''
''Geçit mi ? Yerin altından mı yani ? Normal yoldan karşıya geçsek olmazmıy..''
''Rachel, odana gittiğinde geri dönmek istersen üst bir geçiş olmayacak.''
Sözümü kesen annemdi.
''Yani bu caddeden karşı caddeye geçmeye benzemiyor. Sadece bu tünel var.''
Dudaklarını ısırdı.
''Tünel dediğime bakma, sadece bu yer var diyecektim.''
Güldü ben şaşkın şaşkın bakarken doktor kolunu omzuma attı.
''Yani tatlım, sadece grip için hastaneye gelenlerin bu tarafa geçmesini önlemek içindi. Yani -2 de bu yüzden. Çoğu insan morg var diye düşünüp bu kata inmiyor. Anladın mı? Yani endişelenecek bir şey yok. Bir haftalığına kamp gibi düşün. Wendy'nin sözünü bitirmesiyle asansörün kapıları açıldı. Karşımda ilk gördüğüm şey duvara asılmış tabelaydı. ''Depo. Personel harici girmeyiniz.'' yazıyordu. Bu da karşı tarafa geçmesinler diye uyduruk bir tabeladır diye düşündüm.
Asansörden çıktığımız gibi sağa döndük. Soluk gri renkli bir kapı vardı. Kilitli ve açılmaz gibi dursada Doktor Wendy tek eliyle kapıyı itti ve kapının ardındaki o uzun koridoru gördük. Koridor sağda ve solda olmak üzere bir kaç lambayla aydınlatılıyordu. Ne çok karanlık ne de çok aydınlıktı. Duvarların rengini bile bu ışıkta anlamak güçtü. Koridorun sonunda bir kapı vardı. Kapıya doğru yaklaştıkça , tüm bunlar gereklimiydi diye içimden tekrarlıyordum. Doktor Wendy kapıyı itti. Ve karşıma büyük bir salon çıktı..
Burası hastaneden çok farklıydı. En başta duvarlarının rengi bej rengiydi. Salonun ortasında doğru ilerliyordum
"Rachel. Bu taraftan."
Seslenen Doktor Wendy'di. Eliyle solundaki koridoru işaret ediyordu. Salonun iki koridora ayrıldığını gördüm. Salon geldiğimiz koridora göre çok daha aydınlıktı.
Sol koridordan ilerliyorduk. Koridorun sağ ve sol taraflarında beyaz renkte kapılar vardı. Her kapının yanında büyükçe saksılar vardı. Saksılardaki bitkilerin çok uzun ve gür bazıları ise cılız ve kısaydı.
Kapılarda isimler yazıyordu. Koridor sağa sola dönüşlü tek yol halindeydi. Ara sıra beyaz renkteki kapıların haricinde koyu krem rengi kapılarda vardı. Koyu renkteki kapıların üstünde savunma, üst düzey savunma, tanıma,kontrol etme gibi şeyler yazıyordu. Bu benim oldukça dikkatimi çekmişti ki kapılara dikkatlice baktığımı gören annem ve doktor bana ve vereceğim tepkilere bakıyorlardı.
Koridorda yavaş adımlarla ilerliyorduk.
18,19,20..
Doktor Wendy'i takip ediyordum.
24,25,26,27.
Koridorun sağındaki 27 nolu odanın önünde durduk. Doktor Wendy cebindeki anahtarı çıkardı ve bana verdi. Odanın kapısını aç der gibi kafasını oynattı. Anahtarı elimde tutuyordum. Kapıya baktığımda üzerinde Rachel Brooks yazdığını farkettim. Buraya geleceğimden o kadar emin olmalıydılar ki kapının üzerine bir kağıda yazılmış olan ismimi bile asmayı ihmal etmemişlerdi.
Kapıyı açtım.
Odanın yani yeni odamın içine girdik. Odamın duvarları bej rengiydi ve beklediğimden daha büyüktü. İçeride hiç cam yoktu onun yerine dört tane havalandırma deliğinin olduğunu farkettim. Odanın sol köşesinde bir yatak, yan tarafında küçük bir çalışma masası, mini buzdolabı ve kıyafetlerim için dolapta vardı. Masanın üzerinde su şişeleri ve bir tane bardak vardı. Odanın diğer köşesine baktığımda küçük tek kişilik koltuk ve rafları gördüm.
Burası beklediğimden daha temizdi. Her şey bir düzen içerisindeydi. İçimden bir hafta için güzel bir yer diye geçirdim.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Wondoras Soyu
Teen FictionKüçük kasabasında sıradan bir hayat yaşayan Rachel, bir sabah annesinin de zoruyla Cravnyl'e gelir. Kasabadan Cravnyl'e gelen Rachel, kasabasında sadece anılarını bırakmamıştır. Babasını da bırakmıştır. Anne ve babasının ayrılığını henüz atlatamamış...