0.5

646 278 65
                                        

Blake ile kol kola iş yerimize doğru gittik. İkimizin de yüzünde kocaman gülümseme vardı. Her şeyin nasıl sonuçlanacağını ve Victoria'nın tepkisinin Ashely'nin tepkisiyle birlikte ne olacağının keyfini çıkarıyorduk. Blake ve ben, onların şok olmuş yüzlerini görmek için sabırsızlanıyorduk, gerçekten başarısızlık üzerine kurulmuş bir görevi başarmıştım. 

"Mm, Starbucks bu sabah gerçekten Caramel Latte'imi harika yapmıştı," dedim hayranlıkla.

"Evet biliyorum, benimkinin tadı da cennet gibiydi." Blake inledi. "Ama neyin daha lezzetli olduğunu biliyor musun?" Ona 'Ne?" bakışı attığımda, sırıttı. "Justin Bieber'ın karın kaslarını yalamak."

Ağzım şok içinde açıldı ve Blake'i tokatladığımda kendime engel olamayarak kıkırdadım. Ne kadar da sapık bir piçti. "Oh hadi ama, O adamın vücudundan yemek yemek istemiyormuş gibi davranma."

Önümüze bakarken bir gülümsemeyle dudağımı ısırdım. "Belki.."

Blake güldü ve kol kolayken beni masamıza doğru çekiştirdi. Blake kendi kendine şok içinde bakarken, kaşlarım şaşkınlıkla çatıldı. Bakışlarını takip ettim ve Daniel Grayson'ın masama oturup stres topumla oynadığını gördüm.

"Ben, um, fotokopi odasında olacağım." Gözlerini Daniel'den ayırmayarak kekeledi. Döndü ve kulağıma fısıldadı. "Kabin duvarının arkasında her şeyi dinleyeceğim." Güldüm ve onu diğer yöne ittim.

Blake ile paylaştığım küçük ofisime girdim ve  Daniel'e yaklaşırken gülümsedim. Beni görür görmez yüzü aydınlandı. Ayağa kalktı ve gözleri, vücudumu yukarı-aşağı taradı. Kızararak uzağa baktım.

Sırıttı ve bir öpücük kondurmak için elimi tuttu, "Günaydın, güzelim."

Gülümsedim. "Günaydın."

"Bugün nasılsın?" diye tatlı bir şekilde sordu.

"Gerçekten harika," Sırıttım, "Sen nasılsın?"

"Şimdi iyiyim," diye göz kırptı. Gülmesine neden olarak kıkırdadım. "Annemin senin için verdiği göreve başladın mı?"

Ona bakmadan önce çantamı yere koymak için dudağımı ısırdım ve masama doğru yürüdüm. "Evet başladım."

Kaşlarını çattı ve elini elimin üstüne koydu. "Bir şey mi oldu? Onunla temas mı kurdun?"

"Evet, ona e-posta gönderdim ve bana karşı yasaklama emri çıkarmakla tehdit etti."

Dilini şaklatıp, başını salladı. "O gerçekten tam bir pislik. Röportajı alamadığın için üzgünüm."

"Ah, bana karşı yasaklama emri çıkarmakla tehdit ettiğini söyledim, bu vazgeçtiğim anlamına gelmez." Sırıttım. Bana şimdiye kadar gördüğüm en şirin şaşkın gülümsemeyle baktı. "Dün ofisine gittim."

"Ne yaptın?" diye sordu şok olmuş bir şekilde. "Onunla konuşabildin mi?"

Gülümsedim, "Evet."

"Ne, nasıl? Justin gibi bir CEO ile konuşmak için bir şirketle bir toplantı yapman veya büyük bir milyoner olman gerekiyor."

"Onu görmek için sahte bir iş görüşmesine başvurdum diyebiliriz," dedim utangaç bir şekilde. Daniel sertçe gülerek başını geriye attı. Gülüşü en güzel seslerden biriydi.  Onu mutlu görmeyi seviyordum.

"Vay canına, küçük stajyerim biraz baş belası," diye sırıttığında, havalı bir şekilde omuz silktim. "Ee, röportajı aldın mı?"

Dudağımı ısırdım ve perişan görünüyormuş gibi ona baktım. İçini çekti ve benden birkaç santim uzaklaşarak ayağa kalktı. Ona bakmam için çenemi yukarı kaldırırken, kollarımı ovuşturdu. Tüylerim diken diken olurken, kendime gelmeye çalıştım ama içten içe ölüyordum. Bana bu kadar yakın olduğu için çığlık atmak ve ağlamak istiyordum.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Oct 08, 2020 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

My Hot CEO || Justin BieberBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin