Trois

428 22 3
                                    


Vera Cemre Liberté

  Gözlerimi açabilmek mutlu etmişti. Yeni bir güne daha merhaba deyip yavaşça yataktan doğruldum. Hazır kahve makinesi burdayken hemen bir kahve yaptım. Fincanımı yatağımın yanındaki komidine koyup içi saç tokatlarımla dolu olan çekmeceden iki tane alıp aynanın karşısına geçtim. Saçlarımı güzelce tarayıp tepeden bol bir topuz yaptım. Rahat olduğundan beyaz gömleğimi çıkarmak istemedim. Fincanımı alıp yalın ayaklarımla sessizce merdivenden indim. Salonumda yatan 3 öküzü uyandırmamaya büyük gayret göstererek balkona çıktım. Kahvemi masaya koyup, paketten bir sigara çıkardım. Çakmağı paketin içine koyduğumdan rahatça bulabildim. Ben keyif çatarken telefonum tekrardan çaldı. Arayan annemin çok eskiden beni zorla yazdırdığı kampta tanıştığım fransız  kızdı. İyide beni neden arasın?

Mert Yurtsever

  Sabah gözlerimi küf içindeki gri duvarda değil de gayet temiz beyaz bir duvarda açmıştım. Ama beni uyandıran şey tabiki güneş ışıkları falan değildi. Bilmediğim bir dilde hızla söylenen sözcüklerdi. Kafamı yanıma çevirdiğimde bizimkilerin de uyanıp sesin geldiği yere yani balkona bakıyorlardı. Yavaş adımlarla balkona ilerledik. Kafamı uzatıp baktığımda gördüklerim yutkunamama neden oldu. Cemre uzun ve beyaz bacaklarını karşı sandalyeye uzatmış bir elinde sigarası karşısında Türk kahvesi, üstünde dünkü beyaz gömlek. Telefonda hararetli hararetli birşeyler konuşuyordu.

  Aramızda en çok yabancı dil bilen kişi Ardaydı. Ona dönüp 'nece konuşuyor bu' bakışı attım. Ama o gülmemek için kendini zor tutarken güçlükle konuştu "Fransızca" aldığım cevap beni şaşırtmıştı. "Ne diyor"
Arda gülmemeye çalıştığı için kıpkırmızı olurken konuştu "Küfür ediyor" daha fazla dayanamayıp kahkahalarla gülmeye başladı. Cemre burda olduğumuzu yeni fark etmiş olacak ki hafifçe irkildi. Telefona bişeyler söyleyip kapattı ve fincandaki kahveyi tek dikişte içip bize baka baka balkondan çıktı.

Arda : Félicitations
(tebrik ederim)

Cemre :Pour quoi
(ne için)

Arda :Vous êtes très créatif en jurant
(küfür konusunda çok yaratıcısın)

Cemre : Merci Et être poli me fait tourner les yeux.
(teşekkür ederim. Ve kibarlığın gözlerimi yaşarttı.)

  İkisinin arasında geçen farnsızca dioloğu Cengiz ve ben 'ne dio bunlar' der gibi izliyorduk.

Arda : Ben 4 sene Fransızca kurslarına gittim ama hala bu kadar aksanım ve akıcılığım yok. Ana dilin gibi nasıl konuşuyorsun?

Diye merakla sordu. Cemre de yüzündeki sırıtışla Ardaya cevap verdi :

Cemre : Ana dilimde ondan

Cengiz : Adın neden Türkçe ve soy adın ne?

Tam da buna cevap vermez diye düşünüyordum kii Cemrenin cevabı geçikmedi.

Cemre :  Tam adım  Vera Cemre  ve soy adım ise Liberté.
Oldu mu? Merakını giderebildim mi?

Arda : Valla onun merakını bilmem ama benim bazı ihtiyaçlarımı giderebilrsin

  Deyince kafasına hızlıca vurdum.

Arda : Lan amma fesataınız. Acıktım ben kahvaltıdan bahsediyorum.

Cemre : Benim 4 saatlik bir işim var naparsanız yapın.

Diyip yukarı çıktı. Bizde bişeyler atıştırmak adına mutfağa ilerledik. Birkaç dakika sonra dış kapının kapanma sesi duyuldu. Bir anda aklıma dank etti. Ya bizi polise ihbar ederse. Hızla yerimden kalkıp kapıya doğru koştum montumu giyerken bizimkilere anlattım ve kızı takip ettim.

--------

10 dakikalık bir yürüyüşten sonra bir hastaneye gelmiştik. Ne yaptığını anlamaya çalışıyordum. Resepsiyondaki kadına bişeyler söyleyip asansöre bindi. Bende hiçbirşey olmamış gibi onu takip ettim. Zaten kafası öne eğik duruyordu. 3. kata gelince indi tabi ben de arkasından ilerliyorum. Bu kat bom boştu. O koridorda ilerlerken bir kadın onu durdurdu ve neşeyle konuştu. "Cemre nasılsın tatlım"
"İyiym teşekkür ederim. Siz?"
"Ah canım benim iyiyim ben de. Ameliyat için mi geldin yoksa?"
Ne ameliyatı neyden bahsediyor bu kadın?
Cemre başını onaylar bir biçimde salladı. İyice meraklanıp biraz daha yaklaştım. Kadın onu bir odaya soktu. Birkaç dakika sonra yeşiller içindeki Cemre çıktı odadan. Ve bu sefer de başka bir odaya girdi. Ama busefer ameliyathane. Oturup ne yapacağımı düşünürken bir hemşire geldi.

Hemşire : Cemre hanım için mi geldiniz?

Ben : Evet

H: Uzun zamandan sonra ilk defa onunla beraber hastaneye gelen birisini görmeyi beklemiyordum. Sorumu mazur görün.

Ben : Onun tam olarak nesi var?

Hemşire : Beyin tümörü

Duyduğum şeyle neye uğradığımı şaşırdım.

Ben : Onu ne kadar tanıyorsun?

Hemşire : Yaşadığı hayatı hak etmediğini düşünecek kadar.

Ben : O nasıl biri?

Hemşire : O bu dünyadan olamayacak kadar güzel biri. Sadece fiziksel olarak değil. Kalbi de çok güzeldir. Her ay gelir fotoğraflar çeker mesela.
Kanserli bir çocuğu, ölüm haberi almış bir alğleyi. Ya da yeni doğum yapmış bir annenin sevinç göz yaşlarını. Herşeyi. Okadar ince ruhlu bir kadındır ki. Bale yapardı eskiden. Yani bu tümör olayı çıkmadan önce. Hasta çocukların oyun saatinde ellerinde toz boyalarla parmaklarının ucunda süzülerek gelirdi. Peri gibi bir kızdı. Hatta bir keresinde bir çocuğa masal anlatıyordum. Peri masalı. Ben periyi anlatmaya başladıkça çocuklar Cemre yi peri zanlederlerdi. Zamanla ona peri dediler.

  Kadın bunları anlatırken dikkatli dinliyordum. Bize 3 katile evini açan bu manyak diye nitelendirdiğim ama aslında bir peri gibi olan bu kızı. Ta ki ameliyathaneden acı dolu bir çığlık yükselene kadar.

  O çığlığın sahibi Cemre'ydi. Hemşireye döndüğümde başını eğmiş öylece duruyordu.

Ben: Neden çığlık atıyor?

Hemşire : Çok zor bir operasyonda çünkü. Beynine güçlü dozda dalgalar gönderiyorlar. Tümörü parçalasın diye. Normalde bunu bayıltıp yapmaları gerek ama Cemre alkol tüketiği için güçlü bir bağışıklık sistemi var. Yüksek dozda morfin de o ve beyni için çok zararlı.

Hemşire : Neyse genç adam. Perimize iyi bak. Zamanında onun kanatlarını kırmakla kalmayıp parçaladılar. Sen sar yaralarını meleğimizin. Sakın kaybetme elindeki bu şansı.

  
   Ben ağzımı bile açamadan kaybolmuştu kadın. Ameliyathaneden acı dolu çığlıklar yükseliyordu. Yüzümü buruşturdum. Aslında bu çığlıkları hep duyuyordum öldürdüğüm insanlardan. Ama bu farklıydı sanki. Bunu duydukça içim acıyodu sanki.

KATİL Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin