ZG 7

12 1 0
                                    

İki saattir bu mükemmel labaratuvarda yanımda varlığını hissettiğim Jacki görmezden gelmek için araştırıyormuş gibi yaptığım kütüphaneden başımı kaldırdım.Profosörün yanına gittiğimde Jackte ordaydı ve bana Jackin de benimle çalışacağı müjdesini (!) vermişti.Tabi yanındaki Jack de o piç smilesini takınarak doğrulamıştı.Ondan sonra bende Jackin eğer bir daha gelirsem bana kötü şeyler yapacağını söylediği labaratuvarı seçtiğim müjdesini vermiştim.Tabi Jack için ne kadar müjdeyse.Çünkü ben onu söyledikten sonra sinirlenmişti ve bana öldürücü bakışlar atıyordu.Profösor isteğimi kabul etmiş ve kendisine burayı göstermemi istemişti çünkü 10 yıldır burada çalışmasına rağmen burayı görmemişti.Ondan sonra profösörle odama gelmiştik ve eksikleri yazmamı istemişti ve 5 dakika önce gitmişti.5 dakikadır jackle bu odada yalnızdık ve hiç bir şey konuşmamıştık.Ama artık çok sıkılmıştım.Başımı kaldırıp Jacki incelemeye başladım.Çalışma masasının önündeki koltukta sere serpe oturuyordu.Yan tarafında olduğum için yüzünü pek göremiyordum.Kusursuz yüz hatlarına sahipti.Gerçekten güzeldi evet güzeldi.Onu şu ana kadar neredeyse hiç masun bi şekilde gülerken görmemiştim.Ya sırıtıyordu ya da sinirleniyordu.Ama gülse gerçekten masum gözükeceğine inanıyordum.Bir melek gibi.Ama kanatları koparılmış ve yeni bir çarşaf gibi olan bembeyaz ruhu zorla alınan bir melek gibi.Ürkütücüydü biraz da.Ondan korkuyordum.Ama yinede çok. güzeldi."Sana buraya bir daha gelmemeni söylemiştim."dedi. ve oturduğu yerden kalkıp yanıma doğru geldi ve karşımda durdu.Bazı zamanlar insanlar bir takım kararlar alırken doğruyu seçtiklerini düşünürler.Bende bu odayı seçerken doğru şeyi yaptığımı düşünmüştüm ama şu anda yanlış bir seçenek gibi geliyordu.Jack tahmin ettiğimden daha fazla sinirlenmişti ve ben onun sinirini bir türlü anlayamıyordum.Jacke ne cevap vermem gerektiğini de bilmiyordum bildiğim tek şey evimde gibi olduğumdu."Neden bu kadar sinirlisin jack.Neden burada olmamamı istemiyorsun?"dedim."Neden burayı seçtin?"dedi buz gibiydi."Jack ben bilmiyorum..Burası evim gibi."dedim.Evet burası bana evim gibi hissettirmişti.Hiç bir zaman sahip olamadığım 4 duvardan ibaret olmayan sıcak bir yer gibi.Aslında ilk kez bir yere ait hissetmiştim kendimi.İlk gördüğüm zamandan beri benimsemiştim burayı."Evin gibi mi?Ah ne yaptığını bilmiyorsun Sina.Çocuk gibi davranıyorsun. Sana söylemiştim.Oyun mu oynuyorsun benimle!?"Karşımdaydı ve bana bağırarak bunları demişti.Dolmaya başlayan gözlerimi ağlamamak için zorluyordum.Bu onu neden bu kadar ilgilendiriyordu.Hayatımda ilk kez bir şey başarmıştım ve bir şeye inanmıştım.Şimdi ödülümü almam gerekiyorken o neden böyle davranıyordu.Alt üst olan duygularımla beraber akan gözyaşlarım yılların yorgunluğunu taşıyordu üstlerinde.Onca zaman ağlayamadığım kırgınlıklarımı bu tanımadığım adamın önüne seriyordum.O da izliyordu.

Ve öfkesi kendisini ele geçiren melek bana sarıldı.Yılların kırgınlığını almak istermiş gibi sarıldı.Bembeyaz ruhunu alıp götüren benmişim suçluymuşum ama yinede bana muhtaçmış gibi sarıldı.Gözyaşlarımda sadece onun omuzlarına akmak istiyordu.Sadece onun tenini ıslatmak istiyorlardı.Aramızdaki bu ruhsal çekim bitmiyordu.Ona karşı neden olduğunu bilmediğim bir suçluluk hissediyordum.Ve üzgündüm.Ardından telefonum çaldı.Arayan bilmediğim bir nunaraydı.Ve belkide artık ayrılmamız gerektiğini söyleyen Tanrıdan bir işaretti.Telefonu hiç umursamadan kapattım ama o durum artık bozulmuştu tabiki.Bir süreliğine bağlanan ruhumuz tekrar ayrılmıştı.Ben ise daha dün nefret ettiğim bu çocukla şu anda böyle olmamızı sağlayan kaderin oyununa gülümsüyordum.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Feb 24, 2015 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Zamanın GölgesindeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin