Zg 6

9 0 0
                                    

Karşımda bir çocuk duruyordu,çok güzel bir çocuk.Büyük mavi gözleriyle dikkatle beni inceliyordu.Nerede olduğumu kestiremiyordum.Biraz eski ve hırpalanmış bir yerdeydim.Sanki beynimde kurduğum lüks şehrin en köhne yerinde gibiydim.Çocuğun yüzü çok güzeldi ve keskin hatları vardı.Bir erkek çocuğuydu.Beni dikkatle inceleyip yanağımı okşamaya başladı.O kadar güzeldi ki.Yunan tanrılarının kitaptan fırlamış haliydi sanki.Bir şey düşünmeye başlamış, yay gibi kaşları çatılmıştı ne kadarda Jack e benziyordu.Berrak gibi sesiyle"Sen benim sonum olacaksın değil mi?"dedi çocuk .Ben kimin  sonu olabilirdim ki.Ruhum da olduğu gibi havada da şimşekler çakmaya başlamıştı"Ha hayır hayır." dedim korkarak.çocuğun yüz ifadesi aniden değişti.Giderek daha da büyümeye başladı.Ben onu şaşkınlıkla izliyordum.Uzaklardan biri adımı seslendi.Ama kimin seslendiğini duyamıyordum.Bir bulut önünü kapatıyordu.Küçük çocuktan korkmaya başlamıştım.Çünkü gittikçe öfkeli ve güzel olmaya başlamıştı.Gittikçe jack e benzemeye başlamıştı.Korku üzerime karabasanlar gibi çullanmıştı ve uzaktan duyduğum erkeksi sese bağırmaya başladım "Yardım et'" korkuyordum çılgınlar gibi.Ama bir anda yanımdaki ağlamaya başladı.O kadar güzel ağlıyorduki.Artık daha tanıdık birilerine benzemeye başlamıştı ki bir anda annemi gördüm o ağlayan suratta.Artık tamamen jackten anneme dönüşmüştü."Ondan yardım isteme o seni sonsuzluğa götürecek.O sese gitme."ve her yer bulanıklaşmaya başladı.Annemin üstünü bir sis bulutu kapladı.Sadece deminki sesin geldiği taraf açılıyordu ve o sırada birini gördüm daha doğrusu sadece gözlerini.Keskin yabani ve bir o kadar da etkileyici yeşil siyah gözleri.Ve üstümüze gözleri kadar yoğun bir şimşek çaktı.

"Sina sina.Kalksana ya bugün oda seçeceksin."kristinin alarmsal sesiyle uyandım.Bir an nerede olduğumu anlayamasamda sonradan dünkü kanepede yattığımı farkettim.Terden sırılsıklam olmuştum."Sadece bir rüyaydı sina geçti hadi şimdi kalk ve hazırlan."Dedi Kaan.Evet sadece bir rüyaydı da bunlar buraya ne zaman gelmişti?Acaba salyam akmışmıydı?Evet ben ilk bunu düşünen bir malım."Siz nasıl ve ne zaman geldiniz ve ımm şeyy suratımda salya var mı?"dedim biraz çekinerek.Kristin ve kağan gülmeye başlamıştı.Baya baya kahkaha atıyorlardı önce kızmak istesem de sonradan bende onlara katıldım.Abi ben öyle kalkınca prenses gibi olanlardan değilim.Veya uyurken güzel olanlardan.Abartmıyorum yani baya çirkin oluyorum."Tipe bak yaa.Allah'ın en dolu vaktinde yaratılmış gibisin."dedi kristin.Tamam çirkinim felan ama o kadar da değil be kızım."Hiçte bile kristin kendine bak sen o benim prensesim.Hem senin göbeğin mi çıktı ne?"dedi kağan.Tabi kristin hemen çığlık atarak üzerimden kalktı ve aynaya koştu.Kağanla ikimiz sırıtıyorduk sherzamanki kristin işte."Hadi geç kalıyoruz hem ben bugün oda seçeceğim unuttunuzmu."

"onun için geldik ya mal."dedi ikiside aynı anda.Ve yine güldüler.

Yüzümü yıkamış ve kristinin seçtiği şeyleri giymiştim.Tam çıkacaktık ki yine söz defterime bakma gereksinimi duydum,gözlerimi kapattım ve sayfa seçtim.Sayfa 114:

"Hayat her zaman hoş süprizler göstermeyebilir ama bu da zamanın ardında güzellikler var deme şeklidir."

Demekki bugün karşıma kötü bir süpriz çıkacaktı hadi hayırlısı.

Üniversiteye vardığımızda kağanla kristine oda. seçmek için biraz yalnız gezmek istediğimi söylemiştim.Ve şimdide koridorda geziyordum.derken gözüme dünkü koridor çarpmıştı burayı tam bilemiyordum sonunda bir oda varmıydı acaba.Yeniden o koridora girdim ve yürümeye başladım. Ben yürüdükçe dünkü olanlar aklıma geliyordu acaba girmemelimiydim.Çünkü dün jack bana açık açık burada olmamam gerektiğini söylemiş ve tehdit etmişti."Yapacağım şeylerden pişman olmam." Nanana salak.İç seslerimin çekişmesinden sonra girme kararı aldım ve büyük kapıyı geçtim.Jackle bu koridorda karşılaşmıştım.Ama ilerisini görmeye zamanım olmamıştı.Acaba neden koridorun ortasına bir kapı koyma gereksinimi duymuşlar?Şarjı dolu olan telefonumun el fenerini yaktım ve koridorun sonuna doğru gitmeye başladım.Ve tahmin ettiğim gibi yine kapı çıktı karşıma.Kapı çok ince desenlerle işlenmişti tarihi bir görüntüsü var gibiydi.Gerçekten çok hoş bir kapıydı ve üstünde büyük harflerle C&S yazıyordu.Burada zamanında çalışan insanı gerçekten merak etmiştim.Ve eğer bunlar bir çiftse gerçekten kıskanmıştım.Kapının narin kulpunu çevirmemle kapı gıcırtılı bir şekilde açıldı.Not 1:Buranın en kısa zamanda yağlanması gerekiyor.Kenardaki düğmeye dokundum ve titrek bir ışık odayı aydınlattı.150 yıl boyunca el değmemiş gibiydi nerdeyse.Hemen keşfe koyuldum tabi ki.Her şey o kadar muhteşemdi ki.Hayatımda böyle bir labaratuar görmemiştim.Çok büyük bir odaydı ve her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştü.Burada bi insan yaşayabilirdi.Labaratuvarın arka tarafına bir oda daha yapılmıştı.Yatak odası lavabo ve küçük bir mutfak bu odaya sığdırılmıştı.Ama sığdırılmıştı demek olmaz çünkü çok güzel dizayn edilmişti.Ve hepsinin de kaliteli olduğu çok belliydi.Bu oda yine güzel bir kapıyla ayrılmıştı labaratuvardan.Küçük bir ev gibiydi sanki.Burayı dizayn eden kişi kesinlikle işine düşkün biri olmalıydı.Bir erkekti de büyük ihtimalle çünkü mobilyaların tasarlanışında felan sert bir hava vardı ama sonradan bir kadın parmağının deydiğini de anlaşılıyordu.Belki zaman farkıyla burada çalışmışlar ya da birlikte çalışmışlardı.Labaratuvarda zamanın fiziğine ihtiyaç neredeyse tüm eşyalar vardı.Günümüzden de eşyalar var gibiydi ama sanki geçmilten fırlamışlardı.Labaratuvar bölümünde iş ile alakasız hiç bir şey yoktu.Deneylerin yapıldığı yerin yanında kocaman bir kitaplık duruyordu ve tabi kitaplığı istila eden kocaman örümcekler.İş ile alakasız tek şey çalışma masasının yanında duran çift kişilik koltuktu.Buraya özel hiç bir şey konulmamış gibiydi.Çoklu odadaki çerçevelerin aksine.Çerçevelere tam bakmamıştım.onun için geri dönüp yeniden bakmaya karar verdim.Tam 3 tane çerçeve vardı ve hepsi yatağın üstüne asılmıştı ortada ki en büyük çerçevede bir kadınla bir adam vardı kadın kırmızı bir şal dolamıştı boynuna.Benimde böyle bir şalım vardı.30larında sayılırdı bana benziyordu evet cidden bana benzetmiştim.Size kıskandığımdanmış gibi gelebilir fakat cidden benziyordu.Ama bence bu kadın daha güzel ve yanindakiyle oldukça mutlu.Sanırsam ben hiç böyle mutlu olamayacağım.Yanında ki adam da yeşil gözlü ve bayağı yakışıklı birisiydi.Sadece bir fotorafla bile sizi etkisi altına alanilecek kaaadar yaaakışıklı.Sert bir yapısı vardı ama kameraya bakarken biraz gülümsemişti.Bunun kameradan kaynaklı değilde yanındaki kadından kaynaklandığı o kadar belliydiki.Yemyeşil gözlerinde birazcık bulut bile yoktu bayağı sahiplenici bakıyordu zaten kadının beline doladığı kaslı kollarından da bu anlaşılıyordu..Bu gözler bana tanıdık gelmişti biraz ama neyse.Ne kadar mutlular diye yineledim içimden.Benim petshopçu çocuk yakışıklı olsaydı bari.(İleride yaşlı ve yalnız bir kadın olarak en çok  yakınlaşacağım erkek.)2.çerçevede o erkek diplomasını yeni almıştı ve yine çok yakışıklı görünüyordu.Çekici ve biçimli dudakları vardı.Deminki fotoraftan 10 yaş genç görünüyordu.O da benim gibi fizikçiydi sanırsam.O kıza böyle bir adama sahip olduğu için oldukça şanslı olmalıydı.Hemde oldukça şanslı.Keşke bunların yaşadığı zamanda yaşayabilseydim diye yineledim içimden.Hiç böyle bir aşk yaşayamasamda en azından görürdüm.3.çerçevede kpcaman bir topluluk vardı sanki baloda gibiydi çiftimiz.Ve ikiside gerçekçi bir gülümsemeyle kameraya bakıyorlardı.Kenarlardaki kızlar oğlana yiyecekmiş gibi bakıyorlardı.Kenarda yüzü tam görünmeyen biri kızı izliyordu sanki.Kız üstüne mavi kabarık geçmiş zamanlardan nir elbise giymiş saçlarını kıvırmıştı.Oğlanınsa üstünde yine geçmişten bir takım elbise vardı.Yine her zamanki gibi acaip yakışıklıydı.Sanki geçmişteki fotoraflarla bile bir insanı etkileyebilecek enerjiye sahipti.Çerçeveleri inceledikten sonra hocamın yanına gitmek için labaratuvardan çıktım.Artık hangi odayı seçeceğimi biliyordum.O salak jack ne derse desin kesinlikle bu odada çalışacaktım.

Zamanın GölgesindeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin