"Nasıl bulamadınız hala!"
Jake olduğu yerde odaklanmaya çalışır gibi Kress'in kızgın gözlerine bakmaya çalıştı.
"Yerini tesbit etmek üzereyiz efendim,çok az kaldı."
Kress çatık kaşlarla Jake'i süzdü. En iyi adamıydı Jake,bazense dostu ve sırdaşıydı. Janessa'nın bulunması neden bu kadar uzun sürüyordu ki! En deneyimli adamına mafya babası aratsa bulması 1 gün bile sürmezdi! Ama Janessa 5 gündür yoktu ortalıkta,lanet olası kocaman 5 gün.
5 Gün görünüşte azdı belki ama Kress'e bu çırpınış çok fazlaydı. Kress daha önce buna benzer bir kayıp sızısı yaşamamıştı yüreğinde.
Büyük vicdan azapları ve kendine olan nefretini, 'hayat' diye yaşamıştı Kress. Ama Janessa?..
Kress sinirle iki parmağını burun kemerinı sıkmak için kaldırdı.
"Neden bu kadar uzadı Jake?" diye sordu kısık bir sesle.
Jack dümdüz bakışlarından ilk kez ödün vererek kaşlarını çattı.
"Efendim sinyalini alabileceğimiz hiç bir şeyi almamış yanına..."
Kress onun sözünü kesti.
"Keskin güvenlik kurallarımıza ne oldu peki?!"
Jake başını salladı.
"Evet,bizde elbiselere takılan takip çiplerinde ki sinyalleri takip ediyoruz ama sinyaller birbirine oranlı değil.."
Kress soğuk adam pozuyla olayın mantığını kavramaya çalıştı.
"Ne demek istiyorsun,açık konuş."
Jake tuttuğu nefesi verirken Kress'e arkadaş bakışını attı.Anlayışlı arkadaş..
"Tamam. Sinyaller her gün farklı yerlerden,farklı ülkelerden geliyor. Sanki Janessa her gün farklı ülkelere gidiyor. Bilmiyorum. Belki de senden kaçıyordur..."
Kress bu zor durumda bile gülümseyecek bir şey buldu ve gülümsedi.
"Kaçtığını sanmıyorum..."
Jake kaşlarını çatarken sormadan edemedi.
"Bu elimizdeki en kuvvetli tahminken neden olmasın ki? "
Kress'in gözleri Janessa'nın inatçı bakışlarının anılarıyla bulutlanırken,Janessasızlığının dibine vurduğunu hissetti,onunla kaybolan yüreğinde.
Jake de Kress'ki bu değişimin farkındaydı. Soruyu sorduğuna da pişman oldu zaten fark eder etmez.'Eski uğursuz günler. ' diye geçirdi içinden.
