arabası jimin'in parkında duruyordu. ama ikisi de yiyişmeyi kesip eve gidemeyecek kadar isteklilerdi.
jungkook sert bir şekilde jimin'in poposunu sıkarken jimin'de parmaklarını, alanın müsait ettiği kadar, jungkook'un kaslarında gezindiriyordu. jimin'in pantolonu arabanın bir yerine fırlatırken jimin'de onun gömleğini kelimenin tam anlamıyla yırttığında görkemli kasları ortaya çıkmıştı. jimin'in en sevdiği yerdi.
"buna söylenme-" jungkook'un dudakları boynuna indiğinde yüksek bir şekilde inledi. "- hakkın olduğunu sanmıyorum. çünkü kendi parlatıcımı kendim alıyorum."
jungkook cevap vermeyip istekli bir şekilde jimin'in düğmelerini açmaya çalıştı. o kadar özensiz ve hızlıydı ki düğmelerinden birinin fırlayıp cama değme sesi arabanın içinde yankılandı.
"jungkook..." jimin sızlanırken jungkook'un elindeki saçını daha da sıklaştırdı. "o gömlek pahalıydı."
agresif bir şekilde gömleği arka koltuğa fırlatırken jimin'in boynunu ısırdı. "benimki de öyleydi, yırtmadan önce." ardından jimin'in göğsünü emmeye başladı.
jimin yüksek sesle inlemeye başladığında arabanın yanından birkaç kişinin geçtiğini görebiliyordu.
siyah camlar için tanrı'ya şükretmeliydi.
sldmmzkdksms emme kelimesi çok itici değil mi ya suck derken gayet normal ama emme derken bir ???:?:₺:₺&/ oluyorum djdjskskk