Medya: stüdyonun sakinleri dermişiiim... 😆😆
"Jongwoo-ah geldik,hadi uyan." Yavaşça omzumdan dürtülmem ile gözlerimi araladım.
O kadar gergin hissediyordum ki son on beş dakika boyunca haraket dahi etmeden uyuyor numarası yapmak zorunda kalmıştım. Hala neden fotoğrafımı çektiğini anlamamıştım doğrusu. Aklıma türlü türlü şeyler geliyordu ama bunu bir türlü kendime yediremiyordum.
Kafamı çevirip tam gözlerinin içine baktım.
Aramızda geçen uzun ve sessiz bakışma benim konuşmam ile son buldu.
"Ay her yerim ağrımış." Diyerek kollarımı açarak gerildikten sonra;
"Ee nereye geldik." Dedim. Biran önce bu gergin atmosferden kurtulmalıydım. Hem de acilen.
"Ha? He şey gel hadi girelim içeri" demiş ve hızlıca arabadan inmişti.
Karşımda bulunan elit restauranta baktım. Alt tarafı yemek yiyecektik neden bu kadar şaşalı bir yere gelmiştik ki.
"Ow burası baya pahalı gözüküyor."
Demeden duramazdım ne yapayım."Sen orasını dert etme, hadi girelim." dedikten sonra benide peşinde sürükleyerek içeri girmemizi sağlamıştı.
Cam kenarı olan masaya beraber oturduktan sonra menüyü elime aldım. Almaz olaydım, bu ne lağn ben o para ile neredeyse üç dört günlük yeme ihtiyacımı karşılardım. Paranın gözü kör olsun diyerekten menüyü geri bıraktım. Mazallah kenarına bir yerine bir şey olur aman aman dikkat.
Ben iyice saçmalarken Do jae gülümseyip bana dönerek;
"İstediğini siparis edebilirsin. Bir sınırlama yok." Demiş ve gelen garsona çoktan siparişini vermişti. Bende hemen diğerlerine göre daha uygun olan bir iki şey sipariş edip arkama yaslandım.
Camdan dışarı manzaraya bakarken Do jae seslendim.
"Çok güzel değil mi, huzurlu hissettiriyor."
"Evet çok güzel. Bakmaya kıyamayacağın şekilde hemde. Demiş ve tekrar göz göze gelmiştik.
İşte yine oluyordu. Gözlerimin içine derin bir şekilde bakıyordu. Onu tanımasam bana aşık olduğunu düşünecektim.
Ben yine kendi kendime saçmalarken
Önümüze bir bir konan yemekler gergin havayı çoktan dağıtmıştı.
.
.
Yemek yedikten sonra nihayet gitme vaktimiz gelmişti.Beraber arabaya bindikten sonra uyumamayı aklıma not edip arkama yaslandım.
Nedense Do jae ile buluştuktan sonra herşey daha bir garip olmaya başlamıştı. Onun yanında eskiden olduğu kadar rahat değildim. Gerçekten çok garip davranmaya başlamıştı.
Belki de gereksiz yere evham yapıyordum. Evet, evet ben fazla evhamlanıyordum.
Kafamda bir ton düşünce ile yolu izleme işlemime geri döndüm.
.
.
Yarım saatlik yolculuğun ardından sonunda gelmiştik. Bugünkü yemek için teşekkür edip,görüşürüz dedikten sonra hızla arabadan inip stüdyo daireye doğru adımladım.Merdivenleri hızlı bir şekilde çıkarak erkekler bölümüne girdim.
Lobinin önünde her zamanki gibi oturan kadın beni şaşırtmamıştı. Koridordan tarafa yönelecekken:
"Yakışıklı çocuk hey! Bir kargon var." Demiş ve tırnaklarına oje sürme işlemine devam etmişti.
Muhtemelen yapılmış olan bilgisayarımdı. Sonunda leptobuma kavuşma sevinci ile elime alıp odama ilerleyecekken kutunun açık olduğunu gördüm. Aishh cidden kim kendisinin olmayan bir kutuyu açar ki üstelik ismim bile yazıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
•Honey•
Tajemnica / ThrillerBeraber yandık kül olduk, aşkımız ise yanan küllerin arasına kaynamış bir metaryal olarak sıkışıp kalmıştı.. . . "Bunu bana neden yapıyorsun!!" Yalvarırım gitmeme izin ver kimseye bir şey demem lütfen.. lütfen...... (Hikayeye "Inkitt" hesabımdan ul...