soğuk beyaz çarşafın üzerinde uzanmışsın, saçlarının tutamları parmaklarımın arasından kayıp geçiyor. serin ve kasvetli havaya rağmen sıcak bir tona bakan tenin alev gibi, bunu yanağıma yasladığın avuç içinden anlayabiliyorum.
saat 19:24. hava yavaşça kararıyor ama gidip lambayı açmıyorum. onun yerine sana daha çok sokulup nefesimi boynuna veriyorum. burnumu ve dudaklarımı tenine sürtüyorum, neler anlattığını dinlemek gelmiyor içimden. bu yüzden sadece parıldayan gözlerine bakmayı tercih ediyorum. sonraysa dudaklarına. elimi saçlarından çekip elinin üzerine koyuyorum, kenetliyorum. dudaklarının kenarları kıvrılıyor, tebessüm ediyorsun. karşılık olarak kenetlediğim elini kaldırıp öpüyorum. en çok bu halini seviyorum.
7 saatim ya da 45 dakikam daha olduğunu hatırlıyorum. başımı yana yaslıyorum ve boş duvara bakıyorum. anılar bazen işkencenin en kötü şekli olabiliyor.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
five-oh-five.
Fanfiction⤏jaeyong minific ⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀ ⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀⠀ 505, aynı anda sizi canlı tutan ve öldüren ilişkiyi tanımlamak için kullanılan bir metafor. genellikle aşık olduğunuz kişi için de kullanılır, ancak bu kişi size aslında zarar veriyordur.