Yuta, Jaehyun'un cevap vermesini beklemeden telefonu kapattı. Yavaş adımlarla yaklaştı, Jaehyun telefondan kafasını kaldırana kadar onu fark etmemesinden faydalanarak öpmüştü. Jaehyun'un şaşkınlığı açılan gözlerinden anlaşılıyordu. Yuta geri çekildiğinde gülümsedi, sonrasında kahkaha attı.
"Bakma öyle şaşkın şaşkın yardım et de kapıyı açayım." Jaehyun, Yuta'nın sözlerini idrak ettiğinde hemen elindeki poşetleri almıştı.
Eve girdiklerinde Jaehyun elindeki poşetleri mutfağa taşıdı. Yuta'nın aldığı ürünleri birlikte buzdolabına yerleştiriyorlardı.
"Neden bu kadar çok şey aldın ki? Market çok uzak değil." Jaehyun elindeki içeceklere bakarken konuşmuştu. Yuta elinde tuttuğu içeceğin birini aldı, açıp içmeye başladı. "Sana yemek hazırlayacağım. Bana baktığın için, teşekkür mahiyetinde."
Yuta doğradığı tavukları tavaya ekleyip pişirmeye başladı. Sıra domatesleri eklemeye geldiğinde Jaehyun'a baktı. "Jae! Domatesleri daha küçük doğramalıydın. Bunlar çok büyük kalmış, çekil ben halledeyim."
"Sözde bana yemek yapacaktın ama beni çalıştırıyorsun, üstüne üstlük domateslerimi beğenmiyorsun. Ben bu muameleyi hak etmedim." Jaehyun koparttığı havlu kağıda elini silerken konuşmuştu.
"Sadece ufacık bir yardım istemiştim, becerememen benim suçum değil." Yuta sözlerinin ardından domatesleri de ekleyip pişirmeye kaldığı yerden devam etti.
Gereksiz sert çıktığını fark etmesi Jaehyun'un sessizliği sayesinde olmuştu. Pişirdiği makarnayı da tavaya ekleyip karıştırdı, ocağı söndürdü. Jaehyun'un elindeki telefonu aldı, "Ben varken buna bakmayı mı tercih ediyorsun?" dedi.
"Domates nasıl doğranır ona bakıyordum." Jaehyun'un sözlerine karşı Yuta gülümsedi, "Onlara ihtiyacın yok, ben sana öğretebilirim ama önce yemeğimizi yemeliyiz." elindeki telefonu masaya bıraktı.
Yuta makarna doldurduğu tabakları masaya koyup Jaehyun'un karşısına oturdu. "Tüm gün suratını böyle asacak mısın? Bu kadar kırılgan olduğunu bilmiyordum. Yoksa bu aslanın altında bir kedi mi sakla.." Yuta, Jaehyun'un bakışından sonra cümlesini sonlandırmamıştı.
"Yüzümü asmıyorum. Normal surat ifadem bu Yuta." Jaehyun konuştuktan sonra yemeğiyle ilgilenmeye devam etti.
Yemekleri bittiğinde birlikte bulaşık yıkamaya başladılar. "Yarın başlayacak olan festivale katılacak mısın?" Yuta'nın sorusunu Jaehyun, "Bilet alamadım, tükenmişti." diyerek yanıtladı.
"Ben aldım." Yuta tabağı sabunlarken konuştu. Jaehyun sabunlu tabağı Yuta'nın elinden alıp durularken, "İyi eğlenceler sana." dedi. Yuta gülerek "Tek eğlenemeyeceğim için sana da aldım, benimle geliyorsun. İşimiz bitsin hazırlık yapacağız. Çabuk olalım." dediğinde Jaehyun şaşırmıştı. "Ne hazırlığı? Yarın sabah başlayacak acelen ne?" Yuta, Jaehyun'un sorularından sonra göz devirdi.
İşleri bittiğinde Yuta'nın odasına çıkıp hazırlık yapmaya başlamışlardı. Yuta dolabını açıp üst raftan içinde çadır olan çantayı indirdi. "Bu çadır iki kişilik, birlikte kalabiliriz. Geceden gitmezsek önlerde yer bulamayız. Sen de bu çantayı al, aldığım hazır yiyecek ve içecekleri doldur."
"Her şeyi düşünmüştün değil mi?" Jaehyun sorduğu soruya cevap beklemeden mutfağa gidip hazır yiyecek ve içecekleri çantaya doldurdu. Yuta yanına indiğinde son kontrolleri yapıp evden çıktılar.
Otobüse bindiklerinde herkesin elinde çadır çantası ve malzemeleri olduğunu gördüklerinde birbirlerine bakıp güldüler.
Festival alanına vardıklarında otobüsten indiler. Yuta kalabalığın içine karıştığında Jaehyun onu kaybetmemek için adımlarını hızlandırdı. Ön tarafa yaklaştıklarında Yuta durdu, "Burası çok iyi, çadırı buraya kuralım." dedi. Jaehyun o sırada nefesini düzenlemeye çalışıyordu, "T-tamam." diyebildi.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
bullshit *yujae*
Fiksi PenggemarErtesi sabah gözlerindeki boşluğa düşeceğimi bile bile her seferinde koştum. Senin olmak istiyorum diyen oydu bense... ben onu seviyordum.
