beni kolumdan tutup üzerine çektiğinde karşı gelmeden kucağına oturmuş ve derin bir inleme bırakmıştım. ellerini kalçalarıma yerleştirip bana yön verirken bende kalçalarımı hareket ettirip her hareketimde onu daha çok içime aldım. başımı boynuna sokarken dudaklarımdan mırıltılarla ismi dökülüyordu.
sevdiğim adamla sevişiyordum, sevgilimle sevişiyordum. bu önceki yaşadıklarımız gibi değildi. daha fazlasıydı ve aradaki duygular daha da yoğunlaşmıştı.
ikimizde ard arda geldiğimizde derin nefesler alarak göğsünde yatmaya devam ettim. bir eli belime sarılırken diğer eli, saçlarıma çıkmıştı. şu an o kadar mutlu ve huzurluydum ki, bunu kelimelerle tarif edemezdim.
"iyi ki hayatımdasın sincap. duvarlarımı çekmeme izin vermeden tepeden içeri atladın ve benimle ördüğüm duvarın arkasında kalmak istedin."
başımı kaldırıp ona baktım. hafifçe gülümseyerek bana bakıyordu. dudaklarına minik bir öpücük kondurdum. "bundan önce nasıl peşindeysem, bundan sonra da öyleyim. seni bir an olsun dahi bırakmayacağım. eğer duvarlarını örmek istersen, içeride kalıp senin elini tutmaya devam edeceğim."
gülümseyerek bana sıkıca sarıldı. bende yan tarafına uzanıp ona sarıldım. gecenin saat ikisi olmuştu ve uyuma kararı almıştık. başımı omzuna yaslayıp ona sarıldım. bana dönüp saçlarıma bir öpücük kondurdu. gülümseyerek boynuna daha çok sokuldum ve huzurla gözlerimi kapadım.
—
"siz ne zaman evleniyorsunuz?" minho bakışlarını çevirmişti. birlikte geçirdiğimiz süre boyunca tek trip yediğim konu yataktaki üstünlük konusuydu. üstte olduğumda bir şey demiyordu ve bundan hoşnuttu da ama trip atıyordu işte. "yok evlenme falan."
"işte minho'm ne zaman isterse. ben her zaman ona uyarım." bir anda bakışları bana dönmüştü. bir şey diyeceğini hissediyordum. "sen evliliği unut bu gidişle."
"bende seni seviyorum sevgilim." sinirle bana bakarken gülmüştüm. "sikeceğim şimdi seni."
"zevkle. ne zaman hayır dedim?" çocuklar göz devirirken minho da bana yastık fırlatmıştı. ardından telefonu çalmaya başlamış ve telefona bakıp salondan çıkmıştı.
sohbete devam etmiştik fakat uzun bir süre dönmeyince salondan çıkıp odalara ve eve baktım. muhtemelen dışarı çıkmıştı. evden çıkıp sokağa baksam da görememiştim. sokağın sonunda duran siyah arabayı gördüğümde minhyuk'un arabasının aynısı olduğunu fark ettim. oraya doğru yürümeye başladım ve bir anda biri arkamdan sarılıp ağzımın üzerine bir bez örttü. panikledim ve nefes almamaya çalışıp ellerini itmeye çalıştım. ama lanet adam benden güçlüydü ve itemiyordum. kesik bir nefes aldığımda gözlerim hemen kararmıştı.
—
uyanıp etrafa bakındım. bir sandalyede ellerim ve ayaklarım bağlıydı. normal bir odadaydım ve karşıma baktım. minho endişeyle bana bakıyordu ve o da benimle aynı şekilde bağlıydı. "jisung, güzelim iyi misin?"
"ben iyiyim, sen? üstelik burada ne işimiz var?" rahatlamış bir nefes verdi. bakışlarım onda dolanmıştı. onun ayakları da bağlıydı ama benim sadece ellerim bağlanmıştı ve öndeydi. yerimden kalkıp yanına gittim ve önünde eğildim. eğilip alnıma minik bir öpücük kondurdu. "özür dilerim bebeğim. biraz canın sıkılacak ama bana güven, tamam mı? dediklerimi duyma ve beni dinleme. buradan kurtulacağız, sana söz veriyorum."
"ne oluyor minho? neden buradayız? ve bırak seni çözeyim ve gidelim işte." bana daha çok yaklaşıp dudaklarıma sulu bir öpücük kondurdu. "babam yüzünden buradayız. ama çıkacağız. beni çözmen işe yaramaz çünkü şu an onun evindeyiz ve evde en az 100 koruma var."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
i bet you
Фанфикbir iddianın jisung'un kaderini tamamen değiştireceğini kim tahmin edebilirdi ki? • kitap tamamen yetiskin icerik ile basliyor, hosunuza gitmiyorsa baslamayin<3 28.06.21