Bu ses Profesör Banner'dı, kendisi bizim dövüş öğretmenimizdi, onunla birlikte giderekn ona sordum:
-Ama Profesör bildiğim kadarıyla dünya burdan en az 20 yıl uzakta biz oraya gidene kadar o şeyler dünya yı yıkmaya başlamış bile olabilir.
-Evet haklısın normal şartlar altında oraya 20 yıldan erken varamayız. Ama biz şuanda normal şartlar altında değiliz. Baban, ben ve Profesör Parker bir araştırma üzerinde çalıştık. Koda adı 'Transer' dı. Yani senin anlayacağın ışınlanma.
-NE?!?!
Bu sefer bana karşılık vermedi. Onun peşinden bir odaya gittim. Odada iki öğretmen vardı. Birini tanımıyordum. Ama diğeri Profesör Parker'dı. Bizim fen öğretmenimizdir. Tabi normalde biyologmuş. Hatta söylendiğine göre örümcekler hakkında doktora yapmış. Benim en sevdiğim öğretmendir. Öğrencilere asla bağıp çağırmaz, kolay kolay sinirlenmez... Ama konu örümceklerden açıldı mı onun için zaman durur. Hatırlıyorumda zamanında bize bazen 1 ders bazen 2 ders hiç durmadan bahsettiği olurdu. Onu sadece iki kere çok sıkkın görmüştüm. Birincisi; Onun masasında bir resim vardı. Gözlüklü, siyah saçlı bir adam yaninda sarışın güzel bir kadın ve onun kucağındaysa çok tatlı bir bebek vardı. Bir gün ona o resimdekilerin kim olduğunu sordum.' Mutlu bir aile.' Dedi ve gözleri doldu ama o resimdekilerin kim olduğunu asla öğrenemdik. Birde bir gün derste sembiyotlar diye bir konuya geçmiştikki Profesör Parker bize' Bu konuyu derste işlemiycez. Hiç bir sınavda sorulmaz. Hayatınızın hiç bir yerinde de karşılaşmasınız.' Dedi o ders çok suskundu...
- Alex!
- Efendim Profesör.
Aslında bana seslenen kişi o tanımadığım kişiydi ama nedense ona Profesör diyesim gelmişti. Ona daha kim olduğunu sormadan o benden önce davrandı.
- Reed Richard. Bana Profesör Richard diye bilirsin. Babanla yakın arkadaştık. Az sonra Profesör Parker ve Profesör Banner dünyada senin yanında durcaklar ve seni eğiticekler. Şimdi üçünüzde çıkın şu platformun üstüne.
Hemen dediğini yaptık.
- Banner orayı bir daha yıkma.
Dedi Profesör Richard.
- Oraya mı gidiyoruz?
- Evet, şimdi üçünüzde gözünüzü kapatın.
Onun dediğini yaptım ve bir anda güçlü bir patlama sesi geldi. Gözüm açtığımda karşımda kocaman binalar, altımdaysa camdan bir tabaka vardı. Yerden en az 1 km yukardaydık. Burası kocaman bir kuleydi! Ve binanın yan tarafınadaysa kocaman bir 'A' vardı. Ben daha o 'A'nın ne olduğunu anlamdan arkamdan 'tssssss' diye bir ses geldi ve dev kertenkele üstümüze atladı. Ama o daha yaklaşamdan Profesör Banner kocaman, kaslı ve yeşil bir şeye dönüşüp onun çenesine vurarak havaya attı, Profesör Parker onu havada tutup binadan aşağı attı. Ben daha ne olduğunu soramadan Profesör Banner;
- Peter sence bunlardan daha fazla varmıdır yoksa bu bize özel bir hoşgeldiniz komitesimiydi.
- Onu bilmem ama bizde hala iş var.
Bu çok garipti. Aslında genel olarak bu gün içerisinde yaşadığım her şey çok garipti. Ama bunlar ayrı bir derecede garipti.
- Peter şu çocuğa giycek bir şeyler ayarla. Bu savaş sırasında işleri şansa burakmamakta fayda var.
- Tony'ninkiler uyarmı?
Profesör Banner bana bakarak gülümsedi ve dediki;
- Yeni tasarlarsın.
~|~|~|~|~|~|~|~|¤|~|~|~|~|~|~|~|~
Evet arkadaşlar umarım bu bölümü seversiniz. Eğer eklememi istediğiniz bir kahraman varsa yorumlara yazın. Lütfen vote ve yorum atın. Her vote ve yorum bölümlerin geliş hızını arttır. YB de görüşmek üzere.
-Kerberos

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Skuller:Dünyanın Son Şansı #Wattys2015
FanfictionDünya bir canavar istilası altındadır ve onu durdura bilecek olan tek kişi geçmişinde ve güçlerinden haberi olmayan bir gençtir. Ama neyseki yaninda eski süper-kahramanların da yardımıyla dünyayı büyük bir tehlikeden kurtarır. #Wattys2016