Arkadaşlar bu bölümde de olmadı. Ama diğer bölümde 💋 olacak inşallah.
"Hayır biz Y/n abla ile olacağız."
Bu saatte futbol oynayacaktık.
Cass ve AJ gelip belime gelen boylarıyla bana sarıldıklarında ellerimi omuzlarına koydum.
"Çocukları kıracak mısınız?"
Bucky tekrar itiraz etti. Çocukluğuna dönmüş gibiydi. Futbol oynayacağımız için oldukça heyecanlıydı.
"Sam ve ben sizi kesinlikle yeneriz."
Çocuklar üzgün sesler çıkarmaya başladı. Ama bi bakıma da haklıydı. Sıkıcı olurdu ve bizi hemen yenerlerdi.
"Tamam. Siz Sam ya da Bucky ile olun o zaman. Diğer türlü oyun sıkıcı olur."
Çocuklar da bu sefer Sam'e koşup onun beline sarılmışlardı. Bucky'den biraz çekiniyorlardı. Onu seveceklerdi. Sadece çocukların metal kollu birinden korkmaları normaldi. Hatta çekinmeleri işime yaramıştı. Bucky ile takımdım.
Futbola başladığımızda her şey çok güzeldi. Dört iki öndeydik. Yaklaşık bi saattir oynuyorduk. Bucky kaleci oyuncuydu. Sam ise berbat oynuyordu. Yaşlı gibi. Önümü açık görünce bağırdım.
"Bucky hadi gönder!"
Çok heyecanlı olduğum için çok heyecanlı söylemiştim. O da benim bu heyecanımdan etkilenmiş olacak ki bana benim kadar heyecanlı bir top göndermişti. Tam burnuma doğru.
O anlık çarpmayla yere düşünce Bucky sessizce küfür edip yanıma gelmişti. Bazen süper asker olması işimize yaramıyordu.
Çok kanıyordu ama kırılmamıştı sanırım. Bucky çenemden tutarak kafamı kaldırdığında burnum kırılsa bile değer dedim kendi kendime.
"Hey iyi misin?"
Hiç daya iyi olmamıştım.
"Sence?"
Sarah bana burnuma boylam için buz ve bez getirirken bağırdı.
"Bence bugünlük bu kadar futbol yeter. Hadi çocuklar siz de üstünüzü değiştirin."
Sarah bezi ve buzu bana uzattığında benim yerime Bucky almıştı. Bir eliyle çenemi tutarken bir eliyle de bezi etrafına sardığı buzu tutuyordu. İtiraz etmeyecektim. Gayet rahattım şu an.
"Y/n abla iyi misin?"
Çocuklar aynı anda sormuştu. Kafamı salladığımda annelerini dinleyerek içeri girmişti. Sam de bize sırıtıyordu. Gülerek içeri girdiğimde bahçede bi tek biz kalmıştık.
"Üzgünüm."
"Sorun değil."
Gerçekten değildi. İstese bi daha yapabilirdi. Sorun olmazdı.
"Daha iyi mi?"
Ben mi burnum mu? Ben ise evet burnum ise hayır.
"Evet."
Buzu ve bezi geri çekip kanıyor mu diye baktı. Kanamıyordu. Aslında biraz daha kanayabilirdi.
Bu güzel anın burda biteceğini düşündüğünde yanılmıştım. Bucky bez ile çeneme kadar akmış kanı temizlemeye başlamıştı. Ben ise o kanları silerken gözlerine bakıyordum.
"Yıkasan daha iyi olur. Kan kurumuş."
Ayağa kalkıp bana elini uzattığında seve seve tutmuştum. Beni kaldırırken gülecek oluyordum ki bana sormuştu.
"Neden gülüyorsun?"
"İnsanlar neden gülüyorsa ben de ondan gülüyorum."
O da gülerek önüne döndüğünde gülmem daha da büyümüştü. Artık bir adım falan atmalıydık sanırım. Böyle davranacak değildim sürekli.
İçeri girince yüzümü falan yıkadım. Biraz morarmıştı. Geçerdi.
Yüzümü yıkayınca salona gittim. Salonda yorgan yastık vardı. Sam, Sarah ve çocuklar yoktu. Bi tek Bucky vardı.
"İyi misin?"
Kafamı salladım.
"Evet. Sadece biraz yorgunum."
Gerçekten çok yorgundum. Hayat işte yoruyordu. Bir yorgan ile yastığı alıp açtığım koltuğuma koydum. Saat de geç olmuştu zaten. Ve hiçbir şey uykumdan önemli değildi.
Acaba Bucky kabus görür müydü? Çünkü genelde görüyordu. Yani öyle biliyordum.
Yattığımda o da koltuğu açıp koltuğa yastık ve yorganını koydu ve bana doğru yattı.
"Işığı kapatmayacak mısın?"
Zaten lambader açıktı ama o da yeterince aydınlatıyordu odayı.
"Sen karanlıkta uyuyamazsın ki."
Defterde yazıyordu. Gülerek ona baktım. O da bana gülümsemişti.
"Şu an korkmuyorum Bucky. Kapatabilirsin."
Gerçekten korkmuyordum. Kendimi güvende hissediyordum. Kalkıp ışığı kapattığında ben de ışıkla birlikte gözümü kapattım.
Bucky'nin adımlarının yatacağı yere gideceğini düşünürken oraya girmemişti. Buraya gelmişti. Benim koltuğuma. Kalbim küt küt atarken ne yapacağını düşünüyordum.
Eğilip alnımı öpünce şok olmuştum.
"İyi geceler Y/n."
Gülüyordum. Çok fazla. Çünkü mutluydum. Uzun süre sonra ilk defa. Tekrar yattığını duyunca sonunda konuşabilmiştim.
"İyi geceler Bucky."
Beni seviyordu. Yani sevmeyen böyle yapmazdı değil mi? Gözlerimi tekrar kapattığımda uykuya daldım.
Bucky sayıklamaya başladığında uyanmıştım. Hala kabus mu görüyordu? Onun koltuğuna gittim ve yavaşça omuzlarını sarstım.
"Bucky. Uyan."
Aynı zamanda sessiz olmaya çalışıyordum. Onu biraz daha sarstığımda hızlıca doğrulmuştu. Sırtını başlığa yasladı. Nefes nefeseydi.
"Sadece kabustu."
Kafasını iki yana salladı.
"Sadece kabus değildi. Yaptıklarımdı."
Onun yanına oturup elimi omzuna koyduğumda orda öylece durduk.
"O sen değildin."
Kafasını salladı.
"Evet. Ama her şeyi hatırlıyorum."
Ona sarıldığımda o da bana sokulmuştu. Kafasını göğüsüme doğru yaslayıp ellerini belime sarmıştı.
Onunla ilk kes bu kadar yakındık ve bunun bu kadar güzel olabileceğini asla düşünmemiştim.
Bir elimle saçlarını okşarken dişer eliyle vücudunu sarmıştım.
"Sana ihtiyacım var."
Güldüm. Saçını öptüm. Ne diyebileceğimi bilmiyordum ama bir şey demem gerek gibi de hissetmiyordum.
Orda öylece duruyorduk ben saçını okşamaya devam ediyordum. O uyudu mu anlamamıştım ama belimdeki eli gevşediğinde uyuduğunu düşünmüştüm.
Ben de yavaşça gözlerimi kapatmıştı. En güzel uykum olacaktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Steve Daughter•Bucky Barnes
FanfictionSteve Sam'e sadece kalkanını emanet etmemişti.
