Bin yıllık boşluk sonunda yine yeryüzüne gelmiş olmak biraz onu dumura uğratsa da gece devriyelerini özlemişti. Şehrin üstünde kanatlarını açarak süzülürken pek ses yoktu ama zaten bu Krystal'ın alıştığı şeydi; sessizlik.
Ve de yalnızlık.
Sonra bir yerde ağlayan birini duyar gibi oldu. Kaşlarını çattı.
Sese doğru uçtuğunda bir kadını gördü.
Ağaca çıkıp tüm gece kadını izledi.
Kadın esmer tenli bir adamla gün geldiğinde evlenmek için gün doğana kadar Ay'a yalvarmış. Yorgunlukla uyuya kalan kadını gören Krystal üzerine sihirden bir örtü yaptı ve uçarak saraya döndü.O, Ay'ı batırdı ve ablası çok geçmeden gündüzü başlattı.
Krystal saraydaki odasını darma duman edip aradı büyü kitabını. Orada yazıyor olmalıydı aşk büyüsü.
Kitabı bulduğunda büyüyü bulması da çok sürmedi ve kısaca bulup iki muhafız arasında denedi. Çok geçmeden muhafız Zhang ve muhafız Kim birbirlerini öpmeye başladı.
Krystal gülse de aşırı doz olduğunu anladı. O sadece hoşlantı sağlayacaktı. Gerisi kaderin işiydi.
Büyüyü birkaç muhafız üstünde daha denedi, zavallı muhafızlar belki de heteroyken homoya dönmüşlerdi.
Sonraki gece kadını yine aynı yerde bulduğunda yine aynı yakarışları yaptığını duymuştu Krystal'ın güzel Ay'ına.
Kadının yanına indi ağaçtan.
Kadın başta irkilse de koyu kahve gözlerini kraliçe olduğunu anladığı an çekti Krystal'dan.
"Esmer tenli adamına kavuşacaksın." diye müjde verdi Krystal. Elindeki iksiri kadına verdi.
"İçinde sadece iki damla var. Bunu onun yiyebileceği bir şeye katarsan senden hoşlanacaktır. Kalanı tamamen ona ve sana kalıyor, çabalamalısın." dedi ve kadın neşeyle gözyaşları dökerken uçtu oracıkta.
Aradan geçen birkaç haftada Krystal kadının başardığını görür. İki sevgili o ağacın altında buluşur geceleri kaçakça.
Gece bu yüzden güzeldir Krystal için; insanların utandıkları,sakındıkları ne varsa gece özgürce yaparlardı. Onları yadırgayacak kimse yoktu ve görenler Ay, Krystal ve binlerce yıldızdan başkası değildi.
Bir süre sonra ailelerin de ikna edilmesi ile ikili evlenmişlerdi. Kadın kısa sürede hamile kalmıştı ve yine geceleri esmer eşi ile birlikte Ay'ın karşısında otururlardı.
Günleri de geceleri de güzel geçiyordu ve Krystal bunun farkındaydı. Buna vesile olduğu için mutlu hissediyordu.
Öte yandan kendisi daha önce pek bebek görmediği için merak da ediyordu bebeğin nasıl büyüyeceğini. İçinden bir ses bebeğin gece doğacağını söylüyordu.
Krystal yanılmadı ve aylar sonra gecenin son saatlerinde doğdu.
Bebeğin doğumunda kadının yanında görünmezdi ve içinden bildiği rahatlatıcı büyüleri söyleyerek kadına rahatlık sağlamaya çalıştı doğum boyunca.
Bebek doğup üstündeki kan ve göbek bağından kurtarıldığında ebe örtüye sarıp kucağına verdi annenin. Doğuma yardım eden herkes şaşkındı doğan bebekten. Bir erkekti, fakat esmer değildi.
Esmer bir çiftin esmer olmayan çocuğunun olmaması pek gördükleri bir şey değildi.
Odada yalnızca Krystal, bebek ve anne kaldığında kadın oğluna minik öpücükler konduruyordu. Krystal bu görüntüyle çok hoş oldu ve merak etti, annelik böyle miydi? Az önce dünyanın en büyük ızdırabını çekercesine çığlıklar atan kadın şimdi o acının kaynağı bedeni öpüp kokluyordu.
YOU ARE READING
Magnetic Moon
FanfictionBir zamanlar büyülü iki kız kardeşin yönettiği bir ülke varmış. Adı Armonia olan bu ülkenin her şeyi iki kız kardeşin uyumuyla başlar ve uyumla devam edermiş. Büyük kız kardeş Güneş'i ve gündüzü yönetirken, küçük kız kardeş geceyi ve Ay'ı yönetirmiş...
