Prenses Victoria ve General Kris'in evliliği sayesinde güvenceye alınan Kyeollo Krallığı Kai'nin hükümdarlığından ve lanetinden de kurtulmuştu.
General korumada oldukça iyiydi ve Prenses de yönetimin nasıl olacağını bilirdi.
Kimse endişelenmemişti bu yüzden.
Aradan geçen birkaç haftada sonunda Krystal ve Jessica düğün yerinden kendi krallıklarına dönüp yönetimlerine geri dönse de kimse farkında değildi eksikliklerin.
Yalnızca yüzyüze görüştükleri yetkililer ve Krystal'ın beyaz oğlu Luz yokluklarının farkındaydı.
Halkın neredeyse tümü cadılar bayramı için hazırlık yapıyordu.
Krystal bu yıl halkın arasına girmeyi düşündü, bin yılı aşkın süredir cadılar bayramı kutlaması görmemişti. Hem güzel gecesinde insanların uyanık olması onu neşelendiriyordu da.
Akşama kadar uyanık kaldı. Uykusunu kontrol etmekte oldukça iyiydi, sonuçta uykuyu da yöneten oydu.
Arabasıyla gökten uçarak inmek için arabasına bindi ve yola çıktı.
O sırada şehrin büyücülerinden Lalisa, Ay Kabusu hikayesini çocuklara daha da ürkütücü şekilde anlatıyordu.
"Her cadılar bayramında giyiniriz ondan korunmak için hepimiz. Kılık değiştirirsen seni tanımaz ama eğer tanırsa seni bir lokmada yutar yakalar yakalamaz. Açken etrafta dolaşır ve kimseyi göremezse ülkemiz yeniden huzura ulaşır."
Lalisa'nın anlattıklarıyla birlikte çocuklar ağlayarak ellerindeki tüm şeker ve atıştırmalıkları Ay Kabusu heykelinin önüne bıraktılar ve o sırada Krystal arabasıyla gökten indi. Bu gece gök gürültüsü vardı fakat yağmur yağmıyordu ilginç bir şekilde.
Krystal'ın yeryüzüne gökten inmesiyle hepsi çığlık atarak kaçıştı.
Krystal başında burnuna kadar örten başlığıyla birlikte cübbesiyle kasabaya girdi. Girdiği gibi tüm halk eğildi önünde. Fakat Krystal'ın düşündüğünün aksine saygıdan değil korkudan daha çok yere sınmışlardı.
İnsan içinde konuşmaya alışkın olmadığı için normalden yüksek çıkan sesi insanları daha da korkuturken o konuşmasına devam etti.
"Ay Kabusu canavarı yerine sevgi ve saygı bekleyen bir insan var. Birlikte bu korkunç kutlamayı bir ziyafete çevirelim!"
Fakat korkan çocuklar uydurdukları cümleyle kaçışırlarken yetişkinleri de korkuturlar.
Çocuklar cümleleri yanlış anlayıp Krystal'ın onlardan ziyafet yapacağını düşünerek kaçışırken yetişkinlerin de pek farkı yoktu bu konuda.
"Hayır çocuklar korkmanıza gerek yok, korku çığlıklarınızı değil sevinç nidalarınızı duymak istiyorum."
Bu cümlesini bitirirken sertçe ayağını yere vurmasıyla birkaç adım daha da geriledi insanlar. Krystal şaşkınca bakakaldı.
Şehrin başkanıyla el sıkışmaya çalışır ve elini uzatır fakat başkan kaçar. Başka bir insana uzatır, sıkı sıkı gözlerini kapatır, bir başkası ise kollarını kendini korumak için kaldırır.
"Sizin neyiniz var? Tamam o zaman, öyle olsun. Geleneksel kraliyet vedasına zahmet etmeyin."
Deyip kanatlanarak gitti.
İnsanlar Krystal'ın gittiğinden emin olduktan sonra eğlencelerine kaldıkları yerden devam ettiler.
Amber peşinden gittiğinde onu heykelin başında buldu. Elindeki şekerle oynuyordu.
YOU ARE READING
Magnetic Moon
FanfictionBir zamanlar büyülü iki kız kardeşin yönettiği bir ülke varmış. Adı Armonia olan bu ülkenin her şeyi iki kız kardeşin uyumuyla başlar ve uyumla devam edermiş. Büyük kız kardeş Güneş'i ve gündüzü yönetirken, küçük kız kardeş geceyi ve Ay'ı yönetirmiş...
