İkisi saraya girer girmez bir büyü topu yaparak Kai'nin üstüne fırlatsalar da Kai yaralanmadı. Ve görünmez hale gelmişti, bir gölgede saklandı. Jessica'ya saldırdı aniden. Jessica saldırıyı geri püskürtüp Kai'yi kardeşi ile arasında bıraktı. İki kardeş aynı anda Kai'ye saldırırken Kai gölgeye dönüştü ve bir çamur gibi kızların etrafını sarıp aniden katılaşarak onları hapsetti. Krystal bu ani manevrada bocaladı ve hapis kaldı fakat Jessica sihrini kullanarak kolayca çıkıp tekrar saldırdı Kai'ye.
Kai'ye saldırısı pek işe yaramasa da ortalığı koca bir sis kaplamıştı, haliyle Jessica Kai'yi görememişti.
Gür bir sesle bağırdı Jessica. "Göster kendini!"
Kai aniden arkada belirip elindeki kılıçla Jessica'ya arkadan saldırmaya çalıştığı an Jessica hızlı davranıp Kai'ye sapladı kılıcını. Fakat bu pek işe yaramadı. Saplanan kılıç resmen bataklığa saplanmış gibiydi ve Kai asla yara almamış gibi gülüyordu delicesine.
Jessica kılıcı geri çekmeye çalışırken kılıç birden yok oldu. Kai onu da bir gölge gibi yutuverdi.
Kılıçsız bir anda savunmasız kalan Jessica, Kai'nin güçlü saldırısına karşılık veremediği için bir anda yere yığıldı. Gözleri Kai'nin lanetinin verdiği büyüyle yeşil ve kırmızıya dönmüş, asıl mor gözleri kaybolmuştu. Baygındı.
Krystal ise hapsolduğu bu tuhaf şeyden kurtulmaya çalışıyordu. Ablası ve Kai dövüşürken kırılan kaya kolaylık sağladı ve kolayca çıktı büyü sayesinde.
Aklına Ay Kabusu olduğu dönemlerde onu gaza getiren ve yoldan çıkartanın Kai olduğu geldi bir anda Krystal'ın.
Öfkeyle nefes verdi ve Kai ablasının baygın bedenine yaklaşırken ona ışık hızındaki sihirden kılıçlarını yolladı. Ablası ve o farklı büyüler bilirdi, savaş teknikleri de farklıydı haliyle.
Kai Krystal'ın kılıçlarıyla yaralandı, kısa bir süreliğine. Çünkü onun kılıçları ışıktandı. Ve Kai bir gölgeydi.
Krystal odaklanıp seri şekilde kılıçları ona gönderdi. Kai önüne oluşturduğu gölge bariyerle hepsini geri püskürttü.
Krystal hırslanmıştı. Sulli'yi öldürdüğünden şüphelendiği ve de onu yoldan çıkartıp bin yıl güzel tebasından mahrum bırakan kişi Kai idi.
Sonra Kai her zaman en iyi yaptığı şeyi uygulamaya koydu.
Manipülasyon.
"Neden küçük, saçma çıkarlarını korumak için bu kadar uğraşıyorsun?"
"Eğer korumaya çalıştığım şeyin bu kadar olduğunu düşünüyorsan tam bir aptalsın."
Stal kılıçlarını hızla Kai'ye sapladı. Ardından görünmez oldu, aslında ışık hızında hareket ediyordu, bu yüzden Kai'nin hamleleri kısıtlıydı. Fakat her ne kadar ışık hıızndayken Kai'nin yaralanmasını sağlayabilse de Kai onu bi anda fark etti ve kılıcını elinden aldı kraliçenin. Krystal'ı hareketsiz bırakacak şekilde sıkıştırdı kendisi ve yer arasında.
Krystal hareket edemese bile büyü yapabiliyordu, bu yüzden kendini korumak için Kai'nin üzerine bir ışık hüzmesi fırlattı. İşe yaramış, Kai'yi kendinden uzaklaştırmıştı. Fakat kılıcı elinde değildi. Kılıcını alacakken Kai kılıcını yok etti.
Ve Krystal'ı tekrar hapsetti.
"Bırak beni."
"Zamanı gelince... Kardeşinin senden neden bu kadar korktuğunu merak etmiştim."
"O benden korkmuyor!"
"Yakında göreceğiz. Kardeşinin cidden gücünü, seni ve geceyi anladığını mı düşünüyorsun?"
"Sen anlıyormuşsun gibi konuşma!"
Kai onu kışkırtmaya devam ederken Krystal yeter diye bağırdı.
"Uyarılarımı istediğin kadar görmezden gel. Kaderin değişmeyecek."
"Boşuna uğraşma." diye tısladı Krystal dişlerinin arasından.
"Mucizevi bi' şekilde beni yenecek olsan bile kardeşinin gölgesinde kalırdın. Neden böyle olsun? Ülke gelecekte birçok düşmanla karşı karşıya gelecek, bu düşmanlarla birlikte savaşmamız harika olmaz mıydı?" Kai Krystal'ın ardında kaldığı kafese yaklaşırken kurdu cümlelerini.
"Sana boyun eğmektense kendimi öldürürüm daha iyi." dedi Krystal kararlılıkla. Kai gülümsedi ve hafifçe kıkırdadı,pek de masum bir gülüş değildi.
"Boyun eğmek mi, ablana eğdiğin gibi mi?"
"Cesaretin takdire değer. Güçlüsün,ayrıca yönetmeye Jessica'dan daha uygunsun. Üstelik şu anda elinde bir fırsat var. Birlikte onlara geceden korkmanın ne demek olduğunu gösterebiliriz." dedi Kai.
"Sen bir aptalsın." diyerek kafesten kurtuldu Krystal.
Kai dev bir gölge olup Krystal'ı o gölgenin içine çekti, bir süre sonra yere attı tıpkı paspasmış gibi. Krystal gölgenin içindeyken zihnine girdi Kai.
Krystal nefes nefese kendine hakim olmaya çalışırken Kai 'çok yazık' diye mırıldanıp ona arkasını döndü. O sırada deli bir kahkahayla dikkatini üstüne çekti Stal. Gözleri Kai'nin etkisindeymiş gibi gözükse de kendi bilinci de açıktı. Resmen lanetle iç içeydi ve onu kontrol ediyordu.
"Karanlık için savaşacak bir yandaş bulduğunu sandın. Sana verilen güçleri kavrayabiliyor musun? Benim doğdum andan beri taşıdığım güçlerin... Değerli ışıktan saklanan bütün o gölgeler nereye gidiyor diye düşündün mü hiç?" derken kılıcını eline alabilmiş ve Kai'ye doğru adımlamaya başlamıştı.
Kai'nin ürktüğü belliydi.
"Onlarla uğraşan kim acaba diye düşündün mü? Sendeki güç gölgelerin kudretinin küçücük bir kısmı. Benim her gece durmadan, soluklanmadan, ölümüne savaştığım o kudretin.." Kai gerilip uzak dur diyerek ona sihir yollasa da Krystal geri püskürttü.
"Sen onlarla yarışamazsın, " başını yerden kaldıran Krystal öfkeyle harekete geçti.
"...benimle hiç yarışamazsın." diyerek Kai'nin boğazına dayadı kılıcı.
"Korkuyu bildiğini iddia ediyorsun. Gerçek dehşet nedir görme vaktin geldi!"
"Sırf kıskançlığın yüzünden Sulli'yi öldürdün. Yıllarca yüzüme yalan söyledin, tüm bunları sana ödetmeyeceğimi mi düşünüyorsun cidden? Sen tam bir aptalsın! Elimde kalacaksın!"
Kai zorla konuşarak "Sen kimsin?" diye sordu. Krystal biraz gerileyip güldü aynı deli gülüşüyle.
"Ben bir kabusum." dedi ve Kai'yi yaraladı.
Aradan zaman geçti, Sica sonunda büyüden kurtulup uyandı ve korkuyla kardeşine seslendi. Onu görünce gülümsedi ve "Tanrı'ya şükür iyisin." dedi.
Sonra sarayda olmadıklarını fark etti ve etrafına baktı.
"Nerdeyiz, Kai'ye ne oldu?"
Krystal başı önde, kafası karışık şekilde konuşmaya çalıştı fakat boğazı düğümlenmiş gibiydi. Konuşamadı.
"Kai... Artık yok. Ama krallık!..O,ben... " dedi ve cümleleri toparlayamadı.
Sica konuştu, "Bi' krallığı böyle yok etmek... Nasıl bir kötü güç ve kinle yüzleşiyoruz biz?" sonra kardeşine döndü.
"Şükür ki sana bir şey olmadı"
"Bu yenilgiyi halkımıza duyurmalıyız. Her savaş bir zafer olmayacak. Hadi gel, hava soğuk eve gidelim."
Sica önden uçmaya başladı, Krystal endişeyle göz kırpıştırırken bazen gözleri Kai'nin kontrolündeymiş gibi puslu, bazen de lanet kalkmış gibi normal eski yeşil gözlerine döndü. Gözleri dolu doluydu,yine de ablasının peşinden uçtu ve bu lanetin içinde olduğundan ona bahsetmemeye karar verdi.
Bu bölüm yüzyıl arayla bitirilmiştir:D
YOU ARE READING
Magnetic Moon
Hayran KurguBir zamanlar büyülü iki kız kardeşin yönettiği bir ülke varmış. Adı Armonia olan bu ülkenin her şeyi iki kız kardeşin uyumuyla başlar ve uyumla devam edermiş. Büyük kız kardeş Güneş'i ve gündüzü yönetirken, küçük kız kardeş geceyi ve Ay'ı yönetirmiş...
